Pahalılığa çare bulamayanlar muhalefetin adayını belirleme peşinde

Sayın Erdoğan ve Bahçeli’nin sergilediği siyasi üslubu şahsen siyasi nezakete uygun bulmuyorum. Çünkü sadece konuşmalarda sarf edilen ayrıştırıcı, değersizleştirici kelimeler sebebiyle böyle düşünüyor değilim. Sürekli olarak bağırmayı esas alan, kavga havası verilen bir üslup istenmese de ister istemez ortamı geriyor. Bu tavır sadece iç politikaya dönük değil, dış politika konularında da aynı kavga havası estiriliyor. Gerçi Sayın Cumhurbaşkanı kitlelere yönelik konuşmalarında üslubu sebebiyle taraftarları arasından alkış alıyor ama ülke sadece Cumhurbaşkanı’nın taraftarlarından ibaret değil. İstesek de istemesek de bu ülkede birlikte yaşayacağız. Bunun için de özellikle farklılıklara tahammülü öğrenmek durumundayız. Farklılıklara tahammülü toplumda içselleştirecek olanlar siyasi liderlerdir. Aslında bu ortamı sağlamaya destek veren Millet İttifakı vardır. Başından beri 6’lı masa olarak da nitelendirilen muhalefet partilerinin oluşturduğu grup iktidar partisi ve destekçisi Bahçeli’nin ayrıştırıcı üslubunun açtığı yaraları kapatmaya çalışırken, iktidar kanadı ayrıştırıcı üslubu bir siyasi taktik olarak benimsemiş görünüyor.

Hemen belirteyim ki, bugünkü konum iktidar kanadının ayrıştırıcılığı siyasi bir tercih olarak benimsemiş olması değildi. Günlerden beri iktidar kanadının ve özellikle de Sayın Erdoğan ve Bahçeli’nin Millet İttifakı’na yönelik cumhurbaşkanı adaylarını açıklamaları çağrısı. Hemen belirteyim ki, bir seçim ortamında muhalefet partilerinin cumhurbaşkanı adaylarını belirlemek kendi bilecekleri iştir. Bu konuda iktidar kanadının diğer partileri adaylarını açıklamaya zorlaması siyasi ahlaka uygun değildir. Her partinin bir seçim stratejisi olacaktır. Bu da seçim kampanyasının başlaması ile birlikte millete deklare edilir. Bunun ötesinde bir ittifakın adayının belirlenmesi diğer tarafın inisiyatifinde değildir; olmaması gerekir. Buna rağmen iktidar kanadı şimdiden ısrarla özellikle Kılıçdaroğlu’na, “Ya adaylığını açıkla ya da ittifakın adayını ilan et” çağrısında bulunmaları en hafif ifadeyle muhataplara saygı duymamak anlamına gelir.

Söz gelimi Sayın Bahçeli’nin kısa bir süre önce yaptığı açıklamada, “Kılıçdaroğlu adamsan açıkla kararını” çağrısının nezaket ile hiçbir alakası yok. Geçtiğimiz gün Sayın Erdoğan’ın, “Ya adaylığını ya da adayını açıkla” çağrısı da siyasi nezaket ile bağdaşmıyordu. Çünkü Kılıçdaroğlu 6’lı ittifak adına cumhurbaşkanı adayını açıklamakla görevlendirilmiş değildir. Çünkü daha ortada seçim bile yokken aday açıklamak belki Sayın Erdoğan’ın işine gelebilir ama Millet İttifakı böyle bir davranışa şartların uygun olmadığını düşünüyor olabilir. Adaylarını açıklamak için gerekli zamanı kendileri belirleyecektir. Mesele bundan ibaretken iktidar kanadının Millet İttifakı’nın adayını belirleme görevini de kendilerine görüyor olmaları seçimleri bile anlamsız kılar.

Sayın Cumhurbaşkanı, kendi adaylığını açıkladığı İzmir konuşmasında, “Seçim Haziran 2023’te. Cumhur İttifakı’nın adayı Erdoğan’dır. Bay Kemal, sen de çıkıp delikanlıca adaylığını ya da adayını açıkla” diyerek, bilinen tavrını sürdürmüştür. Kaldı ki, bir yıl önceden cumhurbaşkanı adaylarının açıklanması siyasetimizde yaygın bir gelenek de değildir. Hatta bugüne kadar bir iktidar kanadının muhalefete partilerinin adaylarını açıklamaya zorlanması da sanıyorum ilk defa yaşanıyor. Elbette gerek iktidar gerek muhalefet partilerinin hem kendileri hem de muhataplarının adayları konusunda kafalarında bir isim olabilir. Ancak bunu karşı tarafa dayatmak kanaatimce hem sistem açısından yanlıştır hem de şık değildir.

Son olarak iktidar kanadının bu dayatmacı tavrının sebebini ülkemizin tam bir ekonomik darboğaza girmiş olmasını akla getiriyor. Öncelikli olarak bu soruna iktidarın çözüm bulması, muhalefetin adayının kim olacağı ile uğraşmak yerine ülke sorunlarına yönelmesi gerekiyor. Eğer sorunlara çözüm bulmaktan ümit kesilmiş ise o zaman da bir yıl sonra olacak seçimlerle toplumu meşgul etmek yerine hemen bir erken seçim kararı Meclis’ten geçirilerek ülkeyi seçime götürmeyi bir görev olarak bilmek daha hayırlı olacaktır. Çünkü bu ülke hepimizin, yaşanacak olumsuzluklar hem hepimize hem de ülkeye zarar verecektir.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?