Tahsil hayatım (9)

Seyahatlerim

Ortaokulda, lisede edebiyat derslerinde münazaralar yapardık. Münazara konularından en çok dikkat çekeni şuydu: “Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi?” İki taraf da görüşlerini harâretle savunurdu. Haydi orta yolu bulalım ve çok gezmenin bilgiye, görgüye, kültüre, hayat tecrübesine katkısını teslim edelim.
Elhamdülillah, hayatım boyunca hayli seyahat ettim ve bu seyahatlerin bana müsbet mânâda çok büyük katkısı oldu. Mesleğimiz itibarıyla yurdumuzu karış karış gezdik. 81 vilayetimizi defalarca gördüm. Yüzlerce ilçe, binlerce köy gördüm. Rabbimizin nasıl müstesna bir yurt bahşettiğini aynelyakin, hakkalyakin müşahede ettim. Bu seyahatlerimiz esnasında yüzlerce, binlerce insanla görüştük, pek çok dost edindik. Şimdi elime çantayı alıp yola çıksam, yurdumun dört bir yanında misafireten kalacağım pek çok ahbabım var. Bundan büyük zenginlik olur mu? Ayrıca bu seyahatlerimiz esnasında insanlarımızı da yakından tanıdım. Çiftçilerimizin problemlerini dinledik. Güneydoğu üzerine oynanan oyunları yerinde tespit ettik.

İki defa Avrupa seyahatim oldu. 1990 ve 1991 yıllarında. İlkinde Almanya Millî Görüş Teşkilatı’nın davetlisi idik. “Bediüzzaman Sempozyumu” düzenlenmişti. Köln’deki toplantıda bu kardeşinizden başka şu konuşmacılar vardı: Oğuzhan Asiltürk, Hekimoğlu İsmail, Vehbi Vakkasoğlu, Abdurrahman Dilipak… Çok güzel bir toplantı oldu. Millî Görüş Teşkilatı’nın misafirperverliğini unutamayız. O sırada Yeni Asya gazetesinde yazmakta idim. Almanya’daki okuyucularımız bizi misafir etti. Köln’ün yanı sıra Bonn ve Ahlen’i gezdik.

1991’de Yeni Asya okuyucuları bizi Almanya’ya davet etti. Bu seyahatimizde Almanya’nın pek çok şehrini gezdik. Ayrıca Hollanda’ya gittik. Bu seyahatte bana en çok tesir eden husus şu oldu. Hollanda’ya giderken, arkadaşlar, “Hollanda’ya geldik!” dediler. Yahu bu nasıl iş! Ne sınır, ne pasaport kontrolü ne de gişelerde para ödeme. Bizde İstanbul’dan İzmit’e gitmekten daha kolay bir şekilde bir ülkeden diğerine geçmiştik. Onlar Avrupa Birliği diye bunu sağlamışlardı. Bizde ise İslâm ülkeleri ha bire aralarına demirden, betondan duvarlar örüp duruyorlar. Ağlanacak bir hal…

Hac ve umre seyahatlerimin üzerimdeki tesiri çok büyük. Bu seyahatlerde tevhid-i hakikinin tecellilerini, İslâm kardeşliğinin nasıl olması gerektiğini yakinen gördüm. Rabbim lutfetti 1990, 2000, 2002 ve 2017 yıllarında hacca gittim. 2003, 2005 ve 2008 yıllarında da Ramazan umresi nasip oldu.

1990 yılındaki hac seyahatini karayolu ile yapmıştık. Bu seyahatin lezzeti bambaşka idi. Irak’ta, Bağdat’ta, Musul’da, Kerbela’da büyüklerimizin mezarlarını ziyaret ettik. Hayber’i gördük. Medine’ye salavatlarla girişimiz unutulmaz. Arafat’tan dönüşte tünel faciasına şâhit olduk.

2002 yılındaki hac seyahatini “ailece” yaptık. Rabbim lutfetti, hacca yazıldığımız ilk sene kuramız çıktı. Büyük delikanlı askere gitmek üzere idi. (Hacdan döner dönmez birliğine teslim olacaktı), küçük delikanlı ise o sırada 10 yaşında idi ve kafilenin maskotu olmuştu. Hac arkadaşlarımız çok hoş insanlardı. Müstesna günler geçirdik. O sırada herkes yemeğini kendisi yapmaktaydı. Biz ise yemeği kafamıza takmadan ibadetle meşgul olmaya gayret ettik.

Umre seyahatlerimiz hep Ramazan-ı Şerif’te idi. Büyük delikanlı çor zorlu bir askerlik devresi geçirmişti. Anarşi ve terör had safhadaydı. Bizim delikanlı tankçı idi. Diyarbakır’da Devegeçidi’nde asker idi. Son ziyaretine gidişimde, sâlimen vazifesini tamamlayınca, birlikte umreye gitme sözü verdim. Rabbim lutfetti, 2003’te bu sözümüzü gerçekleştirdik. Mekke ve Medine’deki iftar sofralarındaki feyiz anlatılmaz, ancak yaşanır. 2005’te merhum anacığımla umre yolculuğumuz oldu. İstanbul’daki komşularımız ve ahbabımız merhum Ahmet Tok ve merhume hanımı, arkadaşımız Ali Tok seyahat arkadaşlarımızdı. Tadı damağımızda kalan bir seyahat oldu. 2008’deki yine Ramazan umresine bu defa bizim iki delikanlı ile birlikte gittik. Bu seyahat de çok verimli geçti. Bizim iki delikanlıya günlük 5’er riyal harçlık veriyor, buna mukabil, Kâbe’yi seyrederek tecvit dersi yapıyorduk. Mekke’de iken teori kısmı bitti. Medine’de pratiğe geçtik. Elhamdülillah bütün bu seyahatlerimiz bize müsbet mânâda katkı ve artı değer ve görgü sağladı.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burhan Bozgeyik - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?