Liselilerin ‘Genç İstikbal’i

HER ay, liseli gençlerin çıkardığı “Genç İstikbal” dergisini okumak için zamanı iple çekerim. Genç kardeşlerimin olayları analiz edip bilgiyi tefekküre dönüştürmelerini takdir ederim. Her sayıda gündemdeki bir konuyu ağırlıklı bir dosya olarak işliyorlar. Bu ay “sınavlar” konusunu masaya yatırmışlar. Konuyu “dünya ve ahiret bütünlüğü” içinde ele alıyorlar. Fikir ve araştırma ürünü “sınav dosyası”nı her liselinin okumasını öneririm.

Genç İstikbal’in son sayısının genel mesajı, “Sınavlar altında ezilmek – Gerçek sınavı ıskalamak” şeklinde kapağa yerleştirilmiş. Derginin Genel Yayın Yönetmeni Şeref Akbulut, Peygamberimizin (S.A.V.), “İnsanlar uykudadır, ölünce uyanırlar” hadisini hatırlatıyor; öğrencilere, anne-babalara, herkese dünya ve ahiret sınavlarımızı kazanmaya çağırıyor:

“Bir baba sınavlardan alınan nota gösterdiği hassasiyeti, çocuklarının ahlâki gelişimlerine göstermiyorsa; yerinden edilen mazlumlar, diri diri yakılan Müslümanlar, açlıktan ölen çocuklar; sınav sonuçlarımız kadar bir öneme sahip değilse imanımızı yoklamamız gerekiyor, demektir.”

Vahap Turna, “Başka Bir Yol Daha Var” başlıklı yazısında insanın mizaç, yetenek gibi yaratılıştan getirdiği farklılıkları dikkate almayan maddeci eğitimin tutarsızlıklarına vurgu yapıyor: “Yaratılış olarak bize en yakın olan kişiden bile farklı özelliklere sahip olduğumuz halde sonuçlarının aynı olmasını beklemek de elbette doğru değildir.”

Sayın Turna, ne yapacağını bilenlere müjde veriyor: “Büyük hedeflere odaklanmış insanlar, asla küçük hedeflerin psikolojik yükünü çekmeyecekleri gibi, hedefleri doğrultusunda yürümeleri nedeni ile çıkmazlara düşerek yollarını kaybetmeyeceklerdir.”

SIRF DÜNYA İÇİN Mİ?

HAYATIMIZDAKİ plansızlık, ölçüsüzlük, rasgelelik dikkatinizi çekiyor mu? Mizaç, yetenek, irfan, hikmet, bilgelik, feraset gibi, Allah’ın sayısız cevherle süslediği insanın gizli değerlerini açığa çıkarabiliyor muyuz? Hasan Uzun, “Sınav Yine Kazandı, Sen Kaybettin” başlıklı yazısında “geçici olan” ile “sonsuz mutluluk” sınavı konusunda önümüze iki ayrı projeksiyon koyup düşünmeye, analiz ve karşılaştırma yapmaya çağırıyor:  

“Bir sınavı kazanmak için kitaplar alırsın, altını çize çize, not ala ala okursun. O konunun uzmanı hocalardan dersleri dinlersin, hatta internetten videolarını izlersin. Çıkmış sorulara bakarsın. Muhtemelen çıkacak soruları öngörmeye çalışırsın. Kurslara gidersin. Para ödersin. Ciddi bir zaman harcarsın, her gün 3 saat, 5 saat… Uykundan fedakârlık yaparsın. Eğlencenden ve zevklerinden kısarsın. Ya sonra?”

Yazar, sonra farklı bir sınav türündeki tutarsızlığımızı sorgular: “Peki ya sonsuz mutluluk sınavı için bu gayretin ne kadarını göstermektesin? Kur’an’ın anlamını altını çize çize, not ala ala okudun mu hiç? Çıkmış değil, kesin çıkacak soruların o kitapta açık seçik yazıldığını gördün mü? Konunun uzmanlarından dinledin mi? Bu konuda zamanını, paranı, bedenini harcadın mı? Namaza, iyiliğe, helal-haram çizgisinde yaşamaya bir efor sarf ettin mi?”

Sayın Uzun bitirirken, “Üç günlük dünya için, gayret üstüne gayret / Ebedi hayat için, ciddi bir gayret yok, hayret!” beytini naklederek sorar: “Acaba sırf dünya için mi yaratılmışsın ki, bütün gayretini ona sarf ediyorsun?”

SONSUZLUK ÖZLEMİ

DERGİDEKİ sınav üzerine hazırlanmış yazılar, insandaki “sonsuzluk özlemi”ni vurguluyor. Fani olanda mutluluk aranır mı? Pakistan’ın ünlü düşünürü Muhammet İkbal der ki: “Bu dünyanın hiçbir renk ve kokusunda sonsuzluk eseri yok.” Genç yazarlar beni bunları düşündürdü; geleceğe ümidim arttı.

Serdar Tezcan, “Sınav Bizim Neyimiz Olur?” sorusunu yönelterek, günümüzdeki sınav sisteminin gençlere gelecek ve başarısız olma kaygısı yaşattığından yakınıyor. Eğitim, insandaki ham cevheri işlemeli değil mi? Serdar’ı dinleyelim:

“İnsana düşen çalışıp çabalamak, yılmamak, her şartta karakterinden ödün vermemek ve en önemlisi insanların değil, Allah’ın sevgi ve rızasını kazanarak ebediyet sınavını layıkıyla geçmektir.”

Halide Sivri kızımız da “sonsuzluk özlemi”ni seslendiriyor, “Ömürlük Değil, Görümlük Olsun” başlıklı yazısında. “Dünya imtihan dünyasıydı da, dünyalık değildi imtihanlar. Güçlü ve uhrevi bir amaç uğrunaydı imtihanlarımız” diyerek, sınavlar karşısındaki tavrını paylaşıyor:

“Elimden geleni yaparım. Sonrasında aması, eksisi, artısı, şöylesi, böylesi olmadan Allah’a bırakırım. Tevekküldür bunun adı. Geçici dünya imtihanının baki imtihanımı zedelemesini istemem.”

Liseli gençlerin okuyan, düşünen, araştıran, inceleyen, hayatı sorgulayan bir tefekkürle dergi çıkarmalarından çok mutlu oluyorum. Daha fazlası için www.gencistikbal.com adresine bakılabilir. İrtibat için: 0 312 480 18 44-45. AGD bünyesinde güzel işler çıkaran bu gençlere iki cihan saadeti niyaz ederim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?