Tehlikeli Sulara Doğru!

Trabzonspor-Antalyaspor maçı 2-2 devam ederken ve hakem henüz maçın bitiş düdüğünü çalmadan bordo-mavili taraftarların saha içine girmeleri, Antalya kalecisi Boffin’i tartaklamaları görüntülerini canlı izledik. Bu görüntülerin şampiyon takım taraftarlarına yakışmadığını yazdık, söyledik.
Diğer açıdan hem Trabzon hem de Yenikapı Meydanı’ndaki kalabalık şampiyonluk kutlamaları güzel görüntüleriyle kazasız, belasız ve magandasız olduğu için sevindik ve tebrik ettik.
Gelelim işin sonraki boyutlarına…

Taraftarlar maçın bitiş düdüğü çalmadan seyir alanına izinsiz girdiği, rakip kaleci ve oyuncuları sıkıştırdığı için acaba nasıl bir ceza verilecekti? PFDK 600 bin TL para cezası verdi.

Eeeee nerede kaldı 6222 Sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun ve maddeleri?
Taraftarlar sahaya girdiği için saha zemini ve çimler büyük zarar gördü. 6222 sayılı yasaya göre bakanlık işlem başlatmalıdır. Ev sahibi kulüp bu kanunun maddelerine göre sorumludur. Sahaya girenler tek tek tespit edilip stada girişleri maç izlemeleri yasaklanmalıdır. 6222 sayılı Kanun maddeleri açık ve nettir. Diyelim ki Spor Bakanlığı işlemlere başladı. Müfettişlerini gönderdi. O maçta yer alan diğer bakanlar konuya ve duruma el atacaklardır. 6222 sayılı Kanun daha uygulanmadan değişikliğe uğramış bir takım eklemeler yapılmıştı. Hadi onu geçtik! Mevcut durumu bile uygulanamıyor. Daha bu kanun maddeleri adaletli bir biçimde çalışmaz iken, Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu nasıl hayata geçirilecek merak konusu? Takımına, adamına, siyasi erkin gücüne, rejime ve başkanına göre mi karar verilecek?
Sonuç, Altay maçı ceza yerine bir ödül gibi TFF tarafından Atatürk Olimpiyat Stadı’na veriliyor. Sanırım İstanbul’da Trabzonspor taraftarı fazla olduğu için bu karar alındı. Ankara’da da var Bursa’da da. Orada niye oynatılmıyor da illa ki İstanbul’da oynanıyor. Hem de Fenerbahçe-Fatih Karagümrük maçı ile aynı güne denk getirilmiş.

İlginç!

Açılan pankart için İstanbul’un 3 büyük kulübü de kınayan bir açıklama yaptı. Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu şampiyonluğu kutlamak yerine Fenerbahçe ile 2011 hesabı üzerinden demeç yarışına girdi. Fenerbahçe ise müzesindeki kupayı Beşiktaş derbisi için yapılan antrenmanda bir kez daha gösterdi.
Hâl böyle iken sen tut kör gözün parmağına Trabzonspor-Altay maçını İstanbul’a ver. Olacak iş değil! Ortalık zaten gerginken, bir kıvılcım beklenir iken, “bu stadı bu hale nasıl getirdiniz” diye hesap sorman gerekirken yangına körükle git. TFF bu kararı yeniden gözden geçirmelidir. Hatta üst makam yani Spor Bakanlığı hatta Spor Bakanı Dr. Mehmet Kasapoğlu devreye girmeli ve “sen ne yapıyorsun TFF yönetimi” demelidir. Belki de bir problem olmayabilir. Hamit abi abartıyorsun da denilebilir. Fakat bu tip riskler için iş şansa bırakılmaz. Otorite gereğini yapar. Şans ve risk faktörünü aza indirmek için her türlü kararı alır ve herkes o gece evinde rahat uyur.

Öte yandan, doğal olarak şampiyonluğun mimarı Abdullah Avcı kendini ve takımını Başkan Ağaoğlu ile düzenlediği basın toplantısında bir hayli övdü. Hiç mütevazı olmadı. Haklıydı da. Fakat Sayın Ağaoğlu’nun bu konuşmalar esnasındaki bakışları da gözden kaçmadı. Trabzonspor da diğer takımlar nasıl şampiyon olduysa o şekil oldu. Fakat bunda en büyük pay Avcı ve öğrencilerinindir. Avcı doğru bir strateji kurmuş, futbolcular ve yönetim de uygulamıştır.
Sıra şimdi Avrupa’da Şampiyonlar Ligi’nde başarılı bir strateji ve taktik planlamasına gelmiştir. Abdullah Avcı’nın Avrupa karnesi ortadadır.

Bu arada, Galatasaray ile Fenerbahçe bir türlü netliğe kavuşamayan naklen yayın ihalesinden çekildiklerini açıkladılar. Beşiktaş ile Trabzonspor’un nasıl bir hamle yapacakları merak ediliyor. Galatasaray ve Fenerbahçe’ye destek verip, ortak menfaatlerde birleşip ortak bir akıl ile hareket edip kulüpler birliği olarak şeffaf ve adil bir ihaleyi birlikte mi yapacaklar? Yoksa zamanın akışına mı bırakacaklar? Belli değil!

Özetle şu günlerde Türk futbolu tehlikeli sulara doğru yelken açıyor gibi. TFF ve kurulları dağılmış, girift hale gelmiş mantıklı düşünemiyor. Otorite sessiz ve talimat gelmeden topa girmiyor, giremiyor. Kulüpler, yönetim kurulları, başkanları ve taraftarları net bir duruş sergileyemiyor. Tehlikeli sular sisli ve de flu. Bu fırtına öncesi sessizlikte Türk futbolu sicili temiz, eyvallahı ve göbek bağı olmayan biri veya birilerini bekliyor.

Kim kazanırsa kazansın, kim ne konuşursa konuşsun, kim ne karar alırsa alsın her zaman sağduyu galip gelsin. Hep adalet, demokrasi, şeffaflık, ortak akıl, halk ve Türkiye kazansın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hamit Dizman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?