Bataklığı Kurutmak Yerine Sinekleri Kovalıyoruz

Salgın sürecinden sonra rahatça bir araya gelip iftarlar yaptığımız bir Ramazan ayını ve sıla-i rahim yapabildiğimiz bir bayramı geride bıraktık. Gerçi biraz tuhaftı. “Acaba sarılır mı? Elimi uzatsam öper mi? Ya da elini öpsem izin verir mi?” gibi bir düzine tuhaflık ile geçirdik. Maskeler kalkmış olsa da evin içinde maske takanların varlığını da unutmamalı. Bunca olaydan sonra birbirimizi özlemiş olmamıza rağmen hasret gidereceğimize ülkece genel gündemimizse nereye gittiğimizdi… Özellikle de bayram üstü patlatılan ırkçılık konusu…

Tüm evlerde konuşulan birinci konumuz ekonomiydi. Efendim ekonomi çok kötüymüş. Zamlar üst üstte geliyormuş. Hele bir de stokçular yok muymuş? Eh her gün aynı televizyon kanallarını izleye izleye herkes ekonominin kötü gidişatından stokçuları mesul tutuyor. Elbette stok mevzusu önemli fakat bunlar bataklığın sinekleri. Asıl sorun bataklıkta. Kimsecikler diyemiyor ki kendi kendine yetebilen, tarım ülkesi olan güzel ülkemizde üretimi durdurup sürekli tüketime sevk eder, nüfusun çoğunluğunu taşradan kentlere yönlendirirseniz tabi ki dışa bağımlı hale gelir ve şuan içinde yaşadığımız ekonomik sorunları yaşarız. İktisatçı değilim fakat aklı başında her vatandaş sorunun dışa bağımlı hale getirilmemiz olduğunu anlayabilir. Geldiğimiz noktada acaba betonun yenilmeyen bir şey olduğunu anladık mı?

Ağırlıklı konuşulan ikinci konu ise göçmen mevzusuydu. Neymiş efendim niye hâlâ ülkelerine gitmiyorlarmış. Nasıl da rahatlarmış, biz kendi ülkemizde bu kadar rahat değilmişiz. Bir kere sokakta gördüğümüz her yabancı Suriyeli değil. Diyelim ki Suriyeli, adamları bu duruma sevk eden de bizdik. Kaç cuma oldu hâlâ Emevi Camii’nde namaz kılacağız… Kendimiz bile kendimiz için daha rahatını isterken insanların savaştan kaçmasına söylenip duruyoruz. Bu iki yüzlülük değil de nedir?

Göçmenlerle ilgili çıkartılan diğer haberlere gelince tüm milleti çıkartılan bir haberle aynı kefeye koymak vicdana sığar mı? Her milletin iyisi olduğu gibi kötüsü de elbette olur fakat tersten hiç düşünüyor muyuz? Biz ülkemize sığınanlara ne kadar ahlâklı davrandık? Ve davranmaya devam ediyoruz? Ayrıca şu ana kadar tanıştığım ülkemizdeki Suriyeli ve Mısırlı kardeşlerimizin bizden iyi Müslüman olduğuna şahitlik edebildiğim gibi toplu taşıt ve kamusal alanlarda davranışlarından rahatsız olduğum farklı ülkelerden insanlar da var. Görmemiz gereken ortada büyük bir kültürel şok olduğu gerçeği. Yaşadığımız sorunların temeli de bu. İstiyoruz ki sığınmacı oldukları için küçük Emrah gibi ezik ezik gezsinler.

Sosyal medyaya yansıtılan görüntülere gelince… İlk anda insanı dehşete düşürse de aklıselimle oturup düşünen insan bunların ortalığı alevlendirmek için yapılan provokasyonlar olduğunu anlayabilir. Bunlarla uğraşana kadar başta Suriye olmak üzere diğer ülkelerden ülkemize neden yoğun göç var, komşularımızın hepsinde neden iç karışıklık var bunu düşünelim. Herkes ülkesine geri gitsin istiyorsak sinekle değil bataklıkla uğraşacağız. Buradaki bataklığı kurutmanın yolu da İslam Birliği’nden geçer.

Son bir bayram hatırası ile bitirelim. Yukarıda anlattığımız konuların geçtiği bir sıla-i rahim esnasında sakin sakin durum analizi yapıp asıl soruna dikkatleri çekmeye çalışırken uzaktan bir akrabamızın Suriyeliler için dedikleriyle olduğum yerde kalakaldım. Gözlerinden nefret saçılıyordu adeta. Konu etrafımızdakiler tarafından hemen değiştirildi. Az sonra dindaşları için gözlerinden nefret fışkıran o kişi şimdi Hıristiyan komşusunun kilisedeki düğününe katılacağını anlatıyordu. Kendisi bir taraftan Arap, bir taraftan Kürt idi. Ama sığınmacı olmadığı için, o çileleri çekmediği için kendini üstün görüyor, daha da kötüsü hem kendi kanından olanlara hem dindaşlarına nefret besleyecek duruma gelmişti. Hangi ara bu kadar acımasız olmuştuk? Bize ne yapmışlardı da birbirimize düşman olmuştuk? Başımızı iki elimizin arasına alıp üzerine uzun uzun düşünmemiz lazım…

Ezcümle gerek ekonomik konular olsun gerek göç konusu olsun şikâyet ettiğimiz ne varsa herkes sineklerle uğraşıyor. Fakat asıl sorun bataklıkta. Bataklığı kurutmadan yapılan müdahalelerse beyhudedir. Konunun kaynağı tespit edilip, sorunu çözmek üzere adım atılmadıkça daha çok şikâyet eder dururuz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Selime Sümeyye Abatay - Mesaj Gönder

# Suriye

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?