Medeniyet, milyonlar içinde yalnız yaşamak, yalnız ölmek mi?

Oturduğum sitede son bir yıl içinde hayatını kaybedenlerin sayısı 6’ya ulaştı. Hâlbuki site yaşlıların toplandığı ve bu insanların toplumdan soyutlandığı bir site de değil. Ancak, arka arkaya aldığım ölüm haberleri her seferinde beni derinden yaralıyor. Çünkü bırakın aynı site içinde farklı bloklarda yaşayanların ölümünden bile günler sonra haberdar olmayı, aynı blokta yaşadığımız insanların ölümünden bile ya birkaç gün sonra binanın önünde kurulan taziye çadırından ya da bina önüne ölen kişinin cesedini almaya gelen cenaze aracını gördüğünüzde haberdar oluyorsunuz... Kendi oturduğum yerden böyle bir misal verdimse de bu tür yalnız yaşayanların ve yalnız ölenlerden evlatlarının bile günler sonra haberdar oluşu sadece bizim site ve oturduğum bloğa has bir durum değil.

Avrupa standartlarına erişeceğiz diye kırsal kesimi boşalttık. Böylece şehirlerde bir yığılma ortaya çıktı, buna karşılık kırsal alanda köyler birkaç yaşlıya kaldı. Böyle olunca bir yanda tarımsal üretimde ciddi düşüşler ortaya çıktığı gibi öbür yanda milyonları şehirlere yığdık ama yaşlıları tek başına yaşamaya mahkûm ettik. Hemen belirteyim ki derdim şehirleşme ile ortaya çıkan durumun ekonomik boyutu üzerinde duracak değilim. Çünkü insanların milyonların içinde giderek yalnızlaşması tedirgin ediyor. Birkaç blok ilerimde tek başına yaşayan bir amcanın öldüğünü site görevlisinden dinlediğimde yüreğim sıkıştı. Çünkü gidip gelirken gördüğüm bu amca 15 gün önce vefat etmiş. Doktorlar öleli 10 gün olduğunu söylemişler ve 10 gün boyunca aynı blokta oturanlar bile bir komşularının yokluğundan haberdar olmamış, olamamışlar. Oturduğu koltukta çürüyen cesedinin kokusu yayılmaya başlayınca aynı binada oturan komşularının uzunca süreden beri görülmediğini hatırlamış ve telefonla ilgilileri haberdar etmişler. Sonuç olarak kapı kırılarak içeri girildiğinde vefat ettiği koltukta kanlar içindeki vücudunun çürümekte olduğu görülmüş. Peki, tek başına ahirete intikal eden bir kişinin hiçbir tanıdığı yok muymuş? Varmış, üç yetişkin oğlu varmış, hatta ikisi evli çocuk sahibi imişler. Ama ne var ki doktor tespitine göre 10 gün önce ölmüş olan bu insanı demek ki bu süre içinde ya hiç arayan olmamış ya da ziyaretine gitme ihtiyacı duymamışlar.

Kırsal kesimi büyük şehirlere getirip üst üste yığdık ama o insanları milyonların içinde tek başına yaşamaya ve tek başına ölmeye mahkûm ettik. Bu ise insani bir durum değil. Medeniyet insanları öylesine birbirinden kopardı ki, yan komşunuz ile bile bir samimiyet kuramıyorsunuz. Çünkü kimse kimseye artık güvenmiyor. Hâlbuki Ankara’ya ilk geldiğimiz yıllarda taşındığımız eve komşularımızın hemen hepsi hoş geldiniz ziyaretine gelmiş, onları tanıma fırsatı bulmuştuk. Ama şimdilerde bu hoş geldin ziyareti falan kalmadı. Böyle olunca da size bir hoş geldin demeye gelmeyenlere siz de gidemiyor, kapılarını çalamıyorsunuz. Sonuç olarak sosyal bir varlık olan insanlar tek başlarına yaşamak zorunda kalıyorlar. Böyle olunca da Yunus Emre’nin şu dörtlüğü akla geliyor:

“Bir garip ölmüş diyeler,

Üç günden sonra duyalar,

Soğuk su ile yuyalar,

Şöyle garip bencileyin.”

Yunus Emre zamanında şartlar garipler (kimsesizler) için bile bugünkünden daha iyiymiş çünkü üç gün içinde ölenin duyulması söz konusu imiş. Şimdilerde evlatları ve akrabalarının bir büyüklerinin öldüğünü bir hafta, 10 gün sonra ancak duyabiliyorlar. Duymaları için de cesetlerinin kokması gerekiyor. Böyle bir dünyada mutlu olunabilir mi? Bunun için diyorum ki, medeniyet milyonlar içinde yalnız yaşamak, yalnız ölmek ise ben böyle bir medeniyeti istemiyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?