Anket Sonuçları Ne Anlatıyor?

Son dönemde yaşanan siyasi gelişmeler, seçim tarihi açıklanmasa dahi ülkemizin seçim atmosferine girmiş olması gibi nedenlerle kamuoyuna açıklanan anket sayılarında önemli bir artış yaşanmıştır. Açıklanan anketlerin önemli bir bölümünde Cumhur İttifakı’nın ana gövdesini teşkil eden AKP ve MHP’nin oy kaybettiği, Millet İttifakı’nı oluşturan CHP ve İyi Partinin oy kazandığı şeklinde sonuçlar elde edilmektedir. Bu durum muhalefet kanadında, “İktidar gidiyor” algısının oluşması ve bu yönde propagandanın artmasına neden olmuştur. Türkiye’de önümüzdeki seçimlerde bir iktidar değişimi yaşanacaksa kanaatimizce muhalefet bloğunun yaşanan gelişmeleri, anket sonuçlarını doğru okuması, değerlendirmesi ve stratejik düşünerek hareket etmesi bu değişimin yaşanması bakımından temel koşuldur. Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Temel Karamollaoğlu Beyefendi geçtiğimiz günlerde verdiği bir röportajda, “Özellikle AKP’den kopan %15’lik bir kitle olduğunu, bu kitlenin henüz kararsız pozisyonunda olduğunu ve inançlarını yaşama ile ilgili kazanımlarını kaybetme konusunda tereddütleri olduğunu” ifade ederek seçim açısından bu kararsız seçmen kitlesinin belirleyici olacağını beyan etmiştir. Bu tespit mevcut siyasi ortamın okunması bakımından oldukça önemlidir. Zira olası bir iktidar değişimi, geçtiğimiz seçimlerde Cumhur İttifakı bileşenlerine oy veren, bugün ülke yönetimi ve siyasi atmosferden memnun olmayan seçmenin kazanılması ile mümkün olacaktır. Bunun ise koşulları vardır.

İlk olarak anketlerde çıkan CHP’nin güç kazandığı algısı söz konusu kitlenin kazanılması bakımından olumsuz bir durumdur. Zira kendi bakış açılarına göre inançları noktasındaki kazanımlar konusunda tereddütleri olan bu kitle, CHP’nin güç kazanması algısı karşısında kerhen de olsa tekrar önceki tercihlerine dönüş yapma eğilimine yönelebilir. Bu durumun en somut örneği 2007 seçimlerinden önce yaşanmıştır. AKP seçim sürecinden önceki dönemlerde yapılan anketlerde ciddi oranda güç kaybetmiş görünmesine rağmen, Cumhuriyet mitinglerinin muhafazakâr seçmende oluşturduğu kaygı ve 367 tartışmaları sonunda kaybettiği kitleyi yeniden kazanarak seçimlerden galip ayrılmıştır. Şunu da ifade etmek gerekir ki; bu noktada CHP Genel Başkanı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun helalleşme çağrısının da kararsız muhafazakâr seçmen üzerinde kayda değer somut etki yaptığı söylenemez. CHP, ancak ülkemizde herkesin inançlarını geçmişte olduğu gibi baskılar olmadan yaşayabilmesinin anayasal güvence altına alınması gibi somut bir öneri ortaya koyarsa, atılacak bu somut adım muhafazakâr kesimde güvenin tesis edilmesi konusunda karşılık bulabilir. İkinci mesele ise toplumun siyasi gerilim ve kutuplaşmadan duyduğu rahatsızlığın giderilmesi ile ilgilidir. Muhalefet partilerinin olası iktidar değişiminde başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere mevcut iktidarın yönetim kadrosuna karşı rövanşist bir yaklaşım içerisinde olunmayacağı ve siyasi ortamın yumuşatılacağı konusunda toplumu rahatlatması gerekir. Zira Türkiye’nin her şeyden önce rahatlamaya ihtiyacı vardır. Ayrıca bugün seçimin sonucunu belirleyeceği öngörülen kitle açısından her ne kadar başarısız olsalar dahi başta Sayın Cumhurbaşkanı’na yönelik bir muhabbetin olduğu unutulmamalıdır. Bir diğer önemli nokta seçim yaklaştıkça Cumhur İttifakı bileşenlerinin dozunu daha da artırması muhtemel olan hamaset diline verilecek karşılıkla ilgilidir. Bu konuda muhalefetin toplumumuzun hassas olduğu konularda yanlış ve rakipler tarafından kullanılabilecek bir falso vermeden kullanılan hamaset diline sakin, akıllı ama toplumun duygularını da tatmin edecek bir yaklaşımla cevap verebilmesi gerekir.

En önemli meselelerden biri de; toplumun mevcut problemlerin çözümünün mümkün olduğuna ve bu sorunların iktidara talip olan muhalefet bileşenleri tarafından çözülebileceğine ikna edilmesidir. Bu konuda problemlerin sürekli dile getirilmesinden çok somut çözüm önerilerinin ortaya konulması önem taşımaktadır. Zira toplum günlük hayatında pazarda, markette, faturalarını öderken sorunları iliklerine kadar yaşamaktadır. Bu nedenle elektriklerin kesilmesi eylemi ve benzerleri kanaatimce toplum nezdinde uzun vadede kayda değer bir karşılık bulmayacaktır. Bu yaklaşım yerine muhalefetin sorunların nasıl çözüleceğine ilişkin modeller ve somut çözüm önerilerinin geliştirilmesi ve topluma doğru şekilde aktarılması üzerinde yoğun şekilde durması elzemdir. Son olarak, saydığımız tüm adımlardan daha önemlisi toplumun devlete, siyaset mekanizmasına güveninin korunması hususudur. Türkiye’deki tüm siyasi bileşenlerin sorunlarımızın çözümünün siyasette ve sandıkta olduğu vurgusunu yapması, toplumsal çözülmenin engellenmesi ve toplumun ülkenin geleceğine ilişkin ümitlerinin korunması bakımından hayati önem taşımaktadır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muhammed Maruf - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?