Reklamı Kapat

Köy İlkokulları Mı, Haydi İnşallah!

Burada sürekli vurguladığım konulardan biri; köy ilkokullarının yeniden canlandırılması. Köylerden kentlere göçün durması, tersine göç olması, şehirlerden köylere yerleşimin başlaması. İnsanımızın doğduğu yerde doyması…
Gümbürtüye gitmesin…

Geçen gün Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer, bu ümitleri yeşertecek önemli bir açıklama yaptı; köylerde okul öncesi (ana sınıfı) eğitimi verilebilmesi için gerekli olan sayının 10’dan 5’e düşürüldüğünü ifade etti. Başka neler söyledi Bakan Özer? Bakalım;

* “Nüfusu az ve dağınık olan köy ve benzeri yerleşim yerlerinde ana sınıfı açılabilmesi için gerekli olan öğrenci sayısı 10’dan 5’e düşürüldü. Böylece bu bölgelerde, en az 5 çocuk bulunması halinde bir grup oluşturularak ana sınıfı açılabilecek.”

* “Okul öncesinden özel eğitime, ilk ve ortaöğretimden yükseköğrenime kadar eğitimin her kademesinde önemli yatırımlar yapıldı. Böylelikle toplumun her kesiminin tüm kademelerde eğitime erişimi artırıldı.”

* “40 bin yeni ana sınıfı hedefi kapsamında, ikinci döneme 5 bin ana sınıfı yapımının yetiştirilmesini planladık. Yaklaşık bir ayda, ülke genelinde 4 bin 3 yeni ana sınıfını açtık. Bu ana sınıflarında 79 bin çocuğumuz eğitim almaya başladı. Böylece 5 yaş grubunda yaklaşık yüzde 78 olan okullaşma oranını, yaklaşık yüzde 84’e çıkardık. Kısa sürede geldiğimiz bu nokta, hedefimizi güncellememiz gerektiğine işaret etti. Yeni hedef olarak Şubat ayına kadar 10 bin yeni ana sınıfını hazır hale getirmeyi planlıyoruz.”
İnşallah, Bakan Özer’in bu açıklaması, köylerimizin yeniden şenlenmesi, köylerimizde hayatın yeniden neşv-ü nema bulmasına vesile olur. Olursa bu; tarım demek, istihdam demek, üretim demek, yatırım demek.
Bunu yapmak elbette kolay değildir. Ama imkânsız da değildir.
Hadi bir adım daha…

TARSUS EMNİYETİNDEN RİCA…

Hüseyin Kışoğlu…
Millî Gazete Tarsus Temsilcisi, Saadet Partisi Tarsus Yönetim Kurulu Üyesi…
Gayretli, koşturan bir isim…
Dün sabah ekmek teknesi olan arabası çalındı.
Kim çaldı, kimler çaldı?
Tarsus Emniyetine giderek ifade verdi, Hüseyin Kışoğlu. Tarsus Emniyeti elbette gereken hassasiyeti gösterecektir, gereken neyse yapılacaktır.
Aracının en kısa zamanda bulunmasını temenni ediyorum.
Hüseyin Bey’e de geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.

RAMAZAN’A VEDA!

Onbir ayın sultanısın
Gönlümüzün baş tacısın
Müslüman’ın bayramısın
Hoş geldin ey Ramazan.
*
Sahurdaki bereketler
Davulcular bahşiş bekler
Tüm melekler dua eder
Safa verdin ey Ramazan.
*
İftar vakti hemen gelir
Hurma ve su bekletilir
Ezan sesi dinletilir
Şeref verdin ey Ramazan.
*
Sadakalar ve zekâtlar
Sevapları kat kat katlar
Fakir güler zengin rahatlar
Ehlen ve sehlen ey Ramazan.
*
Yirmi rekât teravihle
Mutlu olduk camilerle
Mukabele Kur’an ile
Onur verdin ey Ramazan.
*
İstiğfarla tevbelerle
İlahi ve tekbirlerle
Huzur bulan yüreklerle
Merhaba ey Ramazan.
*
Ramazansa hayatımız
Bayram olur ahirimiz
Affedilir günahımız
Sevinç verdin ey Ramazan.
*
Orucumuz tamam oldu
Zikirlerle bir ay doldu
Bu ayrılık acı oldu
Güle güle ey Ramazan.
*
Sana veda ediyoruz
Yollarını gözlüyoruz
Tez gelmeni bekliyoruz
Elveda ey şehr-i Ramazan.


(Metin Kızılok, ilahiyatçı-yazar, Mersin Saadet Partisi Akdeniz Eğitim Başkanı)

SİYASETTE HER ZAMAN
İSTEDİĞİNİZ OLMAYABİLİR!

Cumhurbaşkanlığı seçimleri öteden beri sancılı bir süreçtir. Neticede devletin tepe noktasını temsil eder. Başkomutandır.
2000 yılı Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde de benzer bir süreç yaşandı.
2000 yılının bahar ayları…
1993 baharında, Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ani vefatının ardından Köşk’e çıkan Başbakan Süleyman Demirel’in 864 rakımlı tepede artık son ayları… Görevi yeni cumhurbaşkanına devredecek…
Ancak parlamentoda öylesine parçalı bir yapı var ki, ‘Şu isim cumhurbaşkanı seçilebilir!’ denemiyor.
Bülent Ecevit’in Başbakanlığında DSP, ANAP, MHP koalisyonu iş başında.
Ecevit ve Devlet Bahçeli, Demirel’in Cumhurbaşkanlığı süresinin bir dönem daha uzatılmasından yanaydı. Hatta gerekli düzenleme TBMM’de oylandı ama yeterli çoğunluk sağlanamadı. 3 Nisan 2000 tarihinde yapılan oylamada, sonuç alınamadı. Ecevit ve Bahçeli istediğini yapamamış, Demirel’i 7 yıl daha Çankaya’da tutmayı başaramamıştı.
***
2000 seçimlerinde, Cumhurbaşkanı adaylığı için her partiden farklı isimler TBMM kulislerinde konuşuluyor, tartışılıyordu.
Bunların içinde bir isim vardı ki, Cumhurbaşkanı olmak çok istiyordu; Mesut Yılmaz. Demirel’in süresinin uzatılmasına da bu gerekçeyle sıcak bakmamıştı, zaten.
Uzun metrajlı bir temas trafiği yaşandı bu süreçte. Mesut Yılmaz koalisyon ortakları Ecevit ve Bahçeli ile birebir görüşmeler yaptı, bu kapsamda.

Ancak Ecevit, kararından geri adım atmıyor, mevcut liderlerin aday olmaması konusunda ısrar ediyordu.
Koalisyonun diğer ortağı Devlet Bahçeli de, Mesut Yılmaz’ın Cumhurbaşkanlığından yana değildi. Yılmaz’la görüşmesinde Devlet Bahçeli’nin, “Kendi adaylarımız var. Onların arkasında dururuz” dediği kulislere yayılmıştı.

Son aşama; 2000 yılı Cumhurbaşkanlığı seçimlerine ramak kala, ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz çok arzu etmesine karşılık Köşk’e çıkmak için istediği desteği bulamamıştı.
Ve bu dengeler ışığında ANAP yönetimi Mesut Yılmaz’ın ‘Cumhurbaşkanı adayı gösterilmeyeceği’ kararını aldı.

Sonuçta parlamentoda gurubu bulunan beş partinin ortak kararıyla aday gösterilen bağımsız aday Ahmet Necdet Sezer, TBMM’de Cumhurbaşkanı seçildi.
Nevzat Yalçıntaş (Fazilet Partisi), Sadi Somuncuoğlu (Milliyetçi Hareket Partisi), Rasim Zaimoğlu (Doğru Yol Partisi), Mehmet Mail Büyükerman (Bağımsız), Yıldırım Akbulut (Anavatan Partisi), Doğan Güreş (Doğru Yol Partisi), Ahmet İyimaya (Doğru Yol Partisi) Agâh Oktay Güner (Anavatan Partisi), Oğuz Aygün (Demokratik Sol Parti) bu seçimde Cumhurbaşkanı adaylarıydı.
***
Son cümle; siyasette bazen çok arzu edersiniz ama istediğiniz sonucu alamayabilirsiniz… Bazen de hiç beklemediğiniz anda kendinizi bambaşka dengeler içinde bulabilirsiniz. Siyaset işte böyle bir şey…

SAHUR VAKTi

Bazen sahurumu yaptım çayla
Bazen bir tas çorbayla
Bazen bir tek elmayla
Vakit darsa sade suyla
Kalkamadığımda Rabbim,
Kabul et sahurumu uykuyla.
(Abdullah Kara)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Öksüz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Adalet İsteri̇z . - Bu dediğiniz şey yerinde hizmet ve iş ile oluyor ve içinde yaşadığımız Batılı ülkeler hep bu şekilde, ne küçük yerler boşalıyor ne de büyük şehirler fazla göç alıyor. Sadece küçük çaplı tabii artışlar oluyor . Büyük şehirlere göç,ün durdurulmasının tek çaresi yerinde iş ve yerinde her türlü hizmetten geçiyor . Bizim büyük şehirler hala göç almaya devam ediyor . Türkiyenin göçleri durdurup, yerinde iş ve hertürlü hizmet vermek gibi bir projesinin olduğunu hiç zannetmiyorum.

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 27 Nisan 18:55


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?