Reklamı Kapat

Savaş, Daima ‘Yıkım’ Demektir

İNSANLIK tarihi “savaşlar” resmigeçidi misali. Çatışma, Adem’in (A.S.) evlatları Habil ve Kabil’e kadar uzanıyor. İnsanoğlu, fani âlemde birbirine karşı neden bu kadar acımasız davranır ki! Savaşlar, genelde bir inancı yayma, kabul ettirme, koruma gibi sebeplere dayandığı gibi; toprak elde etme, egemenlik kurma gibi amaçlar da taşır. Din merkezli savaşlar içinde yüz yıllar boyu sürenler oldu. Haçlı Seferleri gibi!
Son 125 seneye göz atalım: 1897’de Siyonizm’in Theodor Herzel öncülüğünde, İsviçre’nin Basel şehrinde Yahudi Kongresi’ni yapmasından sonra, savaşlar daha farklı boyutlar kazandı. Filistin topraklarının işgalini amaçladılar. Siyonizm merkezli etkileşimler oldu.

Sömürgeci Batılılar, bölgedeki varlıklarını güçlendirebilmek için, bölgede Müslümanların gücünü kırıp çıbanbaşı görevini yapacak saldırgan bir Siyonist gücün varlığını amaçlarına uygun buldular. Devamlı Haçlı-Siyonist işbirliği görüntüsü verdiler.
20. yüzyıl iki büyük dünya savaşına sahne oldu. Çarlıklar, krallıklar, imparatorluklar yıkıldı. Stalin, Hitler, Mussolini, Franko gibi diktatörlükler dönemi başladı. Daha sonra da bölgesel savaş ve çatışmalar yaşandı.

1948’den itibaren Filistin bölgesi kan ve gözyaşına boğuldu. Hama, Halepçe katliamları oldu. Hiroşima ve Nagazaki’ye atom bombası atıldı. Afganistan’ın işgali, Bosna Savaşı; Irak, Suriye, Libya işgalleri, Yemen’deki çatışmalar; son olarak da Rusya- Ukrayna Savaşı gibi felaketler dünyayı yaşanmaz yaptı. Süreç içinde, neredeyse savaşsız bir yıl yaşanmadı.

İNSANLIK PERİŞAN

Hırslı, bencil, çıkarcı, kibirli Batı insanının güdümündeki dünyada huzur ve barıştan eser kalmadı. Çıkarları için dünyayı ateşe vermekten çekinmediler. İnsan hak ve özgürlükleri ancak kendileri için! İşgal, savaş, çatışma ve saldırıların hukuku yok. Gücü olan zayıfları ezdi.

Allah Resulü (S.A.V.) bu konuda dünyaya örnek oldu. İnsan onurunu öne çıkardı. Savaşların da bir hukuku olduğunu öğretti. Sivil halka, kadınlara, çocuklara dokunulmayacağını; ekili araziye, imar yerlerine zarar verilemeyeceğini gösterdi. Müslümanların güdümünde olmayan dünyada insanın eşya kadar bile değeri yok. Osmanlı atalarımız gittikleri yerlere insanlık öğretmiş; ilim ve medeniyet götürmüştü.
Osmanlı sonrası dünya zalim, bencil, çıkarcı Batılıların kontrolüne girdi. Zalimler, güç ve çıkarım var, diye mazlum ve masumlar üzerine, kurdun koyunlara saldırdığı gibi üşüştü. İnsanlık perişan oldu. Her şey yakıldı, yıkıldı. Ülkeler viran oldu. Hayalet şehirler oluştu. Dünya huzur ve barışa hasret kaldı.
Mazlum ve masumların feryatları semaya yükseldi. Annelerin gözyaşı kurumadı. Koyun boğazlar gibi insan öldürüldü. Savaş ve çatışma bölgesinden kaçmak isteyen siviller yürekleri burkan acılar yaşadı. Yüzlerce bebeğin cesedi sahillere vurdu. Aylan bebek bunların sembol ismidir.

Suriye’deki çatışmalarda, enkaz altında kalan bir yavru çıkarılırken, işbirlikçilere, “Sizi Allah’a şikâyet edeceğim” derken; bu seneki şiddetli kış günlerinde biriken karlar çadırlarını yıkınca, Çadırkent’teki bir kızımız, “Biz burada donuyoruz, siz cehennemde yanacaksınız” bedduasını etmişti. Daha nice travmalar...

SAVAŞ DEĞİL, BARIŞ!

Millli Görüş hareketinin kurucu lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan, dünyayı acı ve gözyaşına boğan Batılıların tuzak ve hilelerini gördü. İslam dünyasının potansiyel ve zenginliğini fark etti. Mazlum ve masum insanları sömürüden kurtarmayı planladı. İslam dünyasının bütün liderleri ile iyi ilişkiler geliştirdi. Kavmiyetçilik (etnik köken) ve mezhepçiliğin Müslümanları parçalamak için kullanıldığını anladı.
Erbakan Hoca ömrünü İslam Birliği’nin kurulmasına adayan bir liderdir. Koalisyon hükümetlerinde bulunduğu dönemlerde bunun alt yapısını oluşturdu. 1996’da başbakan olduğunda D-8’lerin kurulmasına öncelik verdi. Nüfusu 50 milyonun üstündeki 8 ülkeyi ziyaret etti. Bu yoldan ABD, Çin, AB, Rusya, Hindistan denkleminde; D-8’lerin nüfus, üretim, enerji, çelik üretimi üzerinden üstünlük sağlayabileceklerini düşündü.

15 Haziran 1997’de, 8 ülkenin devlet başkanlarını İstanbul Çırağan Sarayı’nda topladı. Şu altı temel prensibi esas alan D-8 Anlaşması’nı imzaladılar: 1. Savaş değil, barış! 2. Çatışma değil, diyalog! 3. Çifte standart değil, adalet! 4. Üstünlük değil, eşitlik! 5. Sömürü değil, işbirliği! 6. Baskı ve tahakküm değil, hürriyet ve insan hakları! Bu prensipler uygulanırsa, savaşların esamesi bile okunmaz.
Dünya; hırslı, çıkarcı, bencil, kibirli Batılıların insafına bırakılamaz. Şefkatli, merhametli, insan kıymeti bilen maneviyat kahramanları eli ile D-8’ler fonksiyonel hale getirilmeli; dünya zulüm ve savaşlardan kurtarılmalıdır. Ey Milli Görüşçüler! Bir dakika bile bekleme lüksümüz yok!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Tarım - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?