Reklamı Kapat

Kötülükler, İyilikleri Parlatır

Biz baharı severiz. Baharın ilkini de severiz, son baharını da severiz.
İlkbaharında çiçeğini koklarız, sonbaharında meyvesini alırız.
Bizim baharımız bitmez.
Çünkü hayat koşumuzda ödül olarak gönlümüzün en derin yerinde Rabbin rızasıyla cennete kavuşmak vardır.

Gönlünü cennete göre ayarlayanın gönlünde hep cennet havası eser.
Arada bir cehennem havası estirenler olursa da, o kötü havalar da bizim cennet havasının değerini bilmeye ve cennet yolundan bir derecelik sapmalar olmuşsa, onları düzeltmeye sebep olur.
Gül caddesinde gezerken, çöp bidonundan kötü kokuların gelmesi, hem çevre temizliği zili gibidir, hem gül kokusunun değerini artırır.
Çevremizde insanlığımızı rahatsız eden kötü işler yapan insanların da temizlenmesi gerekir.
Hem temiz halimizin değerini anlıyoruz hem de kötü koku ve korku saçanların da temizliğe ihtiyacı olduğunu anlarız.

Sultanahmet’te kaldırımda heykel gibi duran, kaç yıldır yıkanmadığından saçları beton gibi donmuş, elbisesi yağmur geçmez hale gelmiş, dilenmeyen ama veren olursa alan biri vardı.
Birkaç yıl sonra onu göremediğimden dükkân sahibine sordum, ileride ayaküstü bilet ve bazı şeyler satan birini gösterdi ve “İşte o” dedi.
Yanına vardım, alışveriş yaptım, bozuk para değil de tüm verdim, hesabı tam yaptı ve paramın üstünü verdi.

Hayırseverin biri, onu almış en yakın hamama götürmüş, hamamdaki kesecilere biraz fazla para vermiş onu tertemiz hale getirmişler.
Çok güzel bir takım elbise giydirmiş ve küçük bir tezgâhı da önüne koyuvermiş.
Hayat tıkır tıkır işliyor.
Hayata ayak uyduramayan, başı bir defa dönen ve gideceği yeri bir defa bilemeyenin üzerine, binlerce bilinmezler hücum ederler ve adam kalakalır.

Bazıları kalakalmaz, akıl almaz işler yapmaya başlar.
İşte orada en küçük bir dokunuş ve “Işığı takip et” sesi yeterli olabilir.
Yolunu şaşırmış birinin, sizi öldürmek üzere üzerinize geldiğini bilseniz ne yaparsınız?
Mekke parlamentosunun en güçlü üyelerinden olan Hattab oğlu Ömer, Sevgili Peygamberimizi öldürmek için onun bulunduğu yere geldiğini Sevgili Peygamberimiz haber alınca o da, “Allahümme ehdi kalbehü” (Allah’ım, onun kalbine hidayet ver) diye dua ediyordu ve öldürmek için gelen Ömer’in (R.A.), Kelime-i Şehadet getirerek Müslüman olduğunu biliyoruz.
Biliyoruz da, bilgi olsun diye öğreniyoruz.
Hayatımızın gıdası olsun diye okumuyoruz.

Midemize giren gıdalar, saçımızın her telinin ucundan ayağımızdaki tırnağımıza kadar vardığını görüyoruz da bilgi gıdasının tenimizde gezinmesine izin vermiyor, beynimizi bilgisayar belleği zannediyoruz.
Bilgisayar belleği, bilgisayarın kasasına, tuşlarına, rengine hiçbir aletine etkili olmadığı gibi, bizim bilgilerimiz de öyle.

Okulda not almaya, sınıf geçmeye yarar, onun dışında KPSS ile memur olmaya yarar.
Sohbetlerde “biliyorum” havası estirir.
Rabbimiz, Tevrat bilgisiyle dolu olduğu halde onunla amel etmeyenleri sırtında kitap taşıyan eşeklere benzetir:

“Kendilerine Tevrat yükletilip de sonra onu taşıyamayanların (amel etmeyenlerin) durumu, kitapları taşıyan eşeğin durumu gibidir. Allah’ın ayetlerini yalanlayan kavmin durumu ne kötüdür. Allah zalimler topluluğunu hidayete erdirmez.” (Cuma süresi ayet 62/5)
Sevgili Peygamberimiz de, “Faydasız ilimden Allah’a sığınırım” der:
“Allah’ım, ben acizlikten, tembellikten, korkaklıktan, cimrilikten, (elden ayaktan düşüren) ihtiyarlıktan ve kabir azabından sana sığınırım. Allah’ım, nefsime takvasını ver ve nefsimi temizle. Sen, temizleyenlerin en hayırlısısın. Sen, nefsimin velisi ve Mevla’sısın. Allah’ım, ben faydasız ilimden, ürpermeyen kalpten, doymayan nefisten ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım.” (Müslim, Sahih, K. Zikir, dua ve tevbe, bab 18)

İmanla süslenmiş gönül bahçemizin, elimizden, gözümüzden, dilimizden, yürüyüşümüzden, tavır ve tarzlarımızdan dışa vuran amel çiçeklerinin suyu olmalıdır bilgilerimiz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Toptaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?