Reklamı Kapat

Mutluluk (Saadet) Arayışımız

Ulvî âlemden dünyaya, beden kafesine indirilmiş ruhumuz/can kuşumuz bu gurbette nasıl mutlu olsun ki?! “Dünyada rahatlık yoktur.” “Dünya muhabbeti/sevgisi de hataların başıdır” buyurmuş Efendimiz (S.A.V.). Yavuz Selim de: “Bütün dünya benim olsa, gamım gitmez nedendir bu?” demiş...
Mutluluk sanıldığı gibi nefsin/hevanın karşılanmasıyla ortaya çıkan geçici haz değildir. Bilakis kalbin/ruhun itminanıdır. Nefis zaten doymayacak haslettedir.

Mutlu/mesut olmak arzusu ve arayışındayız. Farkında olalım veya olmayalım. O halde bunun yolunu, adresini kimlerden sormalıyız ki amacımıza ulaşabilelim? Çünkü mutluluk bizim için çok önemli ve değerli bir nimet... Dünya hayatımızın amacı da... Saadetin de bedbahtlığın da yeri kalptir. Huzur, arınmış kalptedir.

Kimimiz mutluluğu parada/servette, kimimiz makamda, kimimiz de şöhrette, şerefte vb. gibi nimetlerde/emanetlerde arar, dururuz... Özetle dünya süslerinde ararız... Servete, makama, şöhrete, şerefe vb. Tümüne sahip olan hastalansa hiçbirinin değeri kalmaz... Çünkü afiyet, bunlardan değerlidir. Elimizdeki nimetleri görmeyiz; olmayanları isteriz; mutluluk için...

Yolu, adresi Google’dan mı, şeytan ve nefisten mi soralım sorusunun cevabı biz müminler/Müslümanlar için bellidir. Her şeyin bilgisi/beyanı olan hayat kitabımız Kur’an’dan, Allah ve Resulünden sorup, cevap almalıyız. Çünkü biz Müslümanlardanız elhamdülillah. Hem kitap hem de Resul rehberlerimiz var. Akıl her konuda “vahye” uyarsa şaşmaz; düşmanlarımız olan nefis ve şeytana uyarsa şaşar ve hep yanlış yapar... Düşmanlara, sapıklara adres, yol sorulur mu?

Cennetten dünyaya indirilirken/sürülürken (sınav hikmetiyle, kulluk için) Rabbimiz bizi uyarmıştı. Zorunlu ve geçici dünya yolculuğumuzda/konaklamamızda dünyada da güzel bir hayat için göndereceği hidayetçi rehberlere/mesajlara uymamız şarttı; sapmamak ve bedbaht/mutsuz olmamak için (Taha/123).
Kur’an’dan yüz çevirdiğimizde “dünyada da dar/sıkıntılı bir hayat” uyarısını da yapmıştı (Taha/124). Kör olduğumuzda yolumuzu nasıl fark edecek, mutluluğu nasıl bulacaktık?
Dünya hayatı ahiret hayatına göre sanaldır. “Dünya hayatı bir eğlence ve oyundur. Gerçek hayat, ahiret hayatıdır” (Ankebut/64).

“Dünya muhabbeti deniz suyuna benzer. İçtikçe yakar. Doyum da olmaz.”
“İman edip salih amel işleyenlere dünyada da güzel bir hayat vaadi var” (Nahl/97).
“Şükredenlere dünyada huzurlu, güvenli ve müreffeh bir hayat vaadi var” (Nahl/112).
“İman edip, salih amel işleyen toplumlara da dünyada iktidar ve izzet vaadi var” (Nur/55).
Günahlarımız, dünya muhabbetimiz kalplerimizi kirletir, katılaştırır. Paslı, katı kalpte huzur olmaz. Çaresi, zikrullahtır.

“Kalpler ancak, Allah’ın zikriyle mutmain olur/huzura kavuşur” (Rad/28).
Sadece dünya nimetlerini/saadetini isteyenlere sadece dünyalık nimetler var; ahiret saadeti yok. Hem dünya hem de ahiret nimetlerini isteyene ise her ikisi de var (Bakara/200-202).
İman edip, salih amel işleyenlerin amel defteri önlerinden/sağından verilecek. Bedbaht/mutsuz olanların defterleriyse solundan veya arkalarından verilecek (Vakıa/27-41).

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Bahaddin Elçi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.



Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT ve genel af çıkar mı?