Ortaokul yılları olmalı. Henüz Sakarya da idim. Çocukluk
arkadaşım ve aynı zamanda hemşerim Şükrü Çelikateş ile birlikte Küpçüler semti
üzerinden Sakarya kıyılarına uzanma niyetindeyiz. Bahsettiğim dönemlerde
Sakarya bir bütün olarak bakir bir şehir. Sakarya nehrinin kıyıları da öyle.
İnsanlar nehir kıyısına ya tarlalarda çalışmak ya yüzmek ya da gezmek için
giderlerdi. O sıralarda piknik yerine pek ihtiyaç yok. Her taraf tenha ve
piknik yeri. Çok olsa; hıdrellezde olduğu gibi Erenler tepeleri var ve burası
piknik yapmak veya eski ifadesiyle tenezzüh için yetiyor. Sakarya nehrinin
kıyılarına giderken Küpçüler in girişinde bir oduncu gördük. Tabelasında
Mahrukatçı yazıyordu. Belli ki Osmanlı bakiyesi ifadelerden birisiydi.
Mahrukatçı ifadesi kafamıza takılı olarak oradan ayrıldık ve Sakarya nehrinin
kıyısına vardık. Bazı atılı eşya ile karşılaştık. Atılı eşyanın arasında bazı
kitaplar dikkatimizi çekti bunlardan birisi orta boylu bir Türkçe sözlüktü.
İyi olacak hastanın hekim ayağına gelir hesabı oldu. Hemen mahrukatçı
ifadesine baktık ve yakıt veya kömür ve odun ticareti yapan yerler için
kullanıldığını gördük. Mahrukatçı ifadesi yanıcı madde satan anlamında hem
kömürcü hem de oduncuyu ihtiva ediyor. Eskinin bir kavram ve ifadesi günümüzün
birkaç kelime ve kavramına bedel.
*
Bir iki yıldan
beri Arap sokakları mahrukat isyanıyla kaynıyor. Arapça yanıcı madde için vakud
ve mahrukat tabiri kullanılıyor. 2012 yılında Ürdün mahrukat fiyatlarına olan
mali desteği veya sübvansiyonu kaldırmıştı. Bunun üzerine sokaklar
hareketlendi. Sokakları sakinleştirmek zaman aldı. Mahrukat isyanları bulaşıcı
olmalı ki, Arap dünyasında boydan boya geziniyor. En son olarak Sudan ve Fas a
da uğradı. Sudan ekonomik olarak zor günlerden geçiyor. Ayrılmanın tecil edilmiş
faturasını ödüyor. Sudan şak diye ikiye ayrılmasının bedelini azalan petrol
gelirleriyle ödüyor. Ortak petrolün yüzde 35 veya 40 ı Güney Sudan a kaldı.
Petrol gelirlerindeki azalma da bir şekilde halkın hayatına yansıyor. Bunun
sonucu olarak mahrukat fiyatlarına olan devlet desteği kaldırıldı ve bu da
halkı harekete geçirdi.
Olaylarda 150 200 kişinin öldüğü ifade ediliyor.
Batılılar Mısır daki darbeye darbe demezken Sudan da rejimin göstericilere
karşı orantısız güç kullandığını ifade ediyor. Batı haklı ama çifte standartlı. Yani gerçekler karşısında seçici
davranıyor ve bundan dolayı da adil değil. Doğru söylüyor ama adil değil.
Körfez ülkeleri ise şamata yapıyor. Özellikle asrın Karunlarının ortaklığını
temsil eden Murdoch-Velit Bin Tallal ortaklığındaki Sky News (Arabic) ve El
Arabiya Kanalı olayları yansıtmaktan ziyade körüklüyor intibaı veriyor.
Körfez in kodamanları siyasi rejimlerin uyuşmazlığı nedeniyle Sudan rejimini
devirmek ve Arap Baharı nı oraya yönlendirmek istiyorlar. Hâlbuki Körfez e gelmesin
diye Arap Baharı nı Mısır da durdurmak ve dondurmak isteyenler de kendileri! Bu
ne perhiz bu ne lahana turşusu!
*
Fas taki Adalet ve Kalkınma Partisi nin başında da
Demokles in kılıcı gibi mahrukat fiyatlarına devlet desteğinin kaldırılması
reçetesi var. IMF nin dayatması olan bu reçeteyi İslami kesimlere uygulatmak ve
böylece halkın nazarından düşürmek istiyorlar. Bu yüzden Fas ta hükümet bile
kilitlendi. Ateşten kestaneyi İslamcılara aldırmak istiyorlar.
*
Arap dünyasında isyanların iki nedeni var. Bunlardan
birisi geçici diğeri ise müzmin. Mısır ve Arap dünyası 1977 yılında açlar
isyanı veya ekmek isyanı ile tanışmıştı. Enver Sedat IMF nin baskıları
doğrultusunda temel gıda maddesi olan ekmeğe devlet desteğini kaldırdı. Bunun
üzerine sokaklar hareketlendi. New York Times gazetesi yazarlarından Thomas
Friedman Arap Baharı nın nedenini de 2009 yılından itibaren baş gösteren
küresel ısınma veya küresel ekonomik krize bağlı olarak gelişen gıda
fiyatlarının pahalanmasına bağlamıştı. Ekmek ve gıda fiyatlarının artması
isyanlarından sonra enerji deposu olan Arap dünyası enerji isyanlarına veya
mahrukat isyanlarına da sahne oluyor! Yine de bu saydığımız pahalılık isyanları
geçici nedenlerdir. Müzmin nedenler ise kötü yönetim, istibdat ve sosyal
adaletsizliktir. Bunların sonucu Arap toplumu tükenmişlik sendromu yaşıyor.