Mahremiyetin ihlali

Abone Ol

Yeni Medya Dili başlıklı bayramdan önceki yazımızda televizyonların program koordinatörlerinin ellerindeki yapımları kurgularken, bazı kriterler ve değerler ortaya koyduğunu, bunların da başında reyting ve para kazanma hırsı olduğunu aktarmıştık. Kuşkusuz bu televizyon programları içinde dikkatlerimizden kaçmayan, reyting sosuna bulanmış, magazinel özellikleri öne çıkarılan bir program formatı görüyoruz. Evlilik programları… Geçtiğimiz yıl Fox ekranlarında evlilik programı yapan Zuhal Topal, Star televizyonuna geçti. Show TV’nin Seda Sayan ve Uğur Arslan’ın sunduğu evlililik programı ise Evleneceksen Gel. ATV’nin demirbaşı ise Esra Erol’la. Bunun yanında birçok televizyon kanalında farklı formatlarda evlilik programları da var.

Evlilik kurumu televizyon ekranlarında kurulacak, herkesin gözü önünde birliktelik başlatılacak bir kurum olmamalıdır. Evlilik kurumu mahrem bir kurumdur. Bu programlar evlilik kurumunu ihlal ederek, herkesin gözü önünde, televizyon ekranlarında, “Benimle neden evleniyorsun? Kriterlerin nedir?” gibi soru soslarına bulanarak tam bir magazinel bir hava estirmekte ve izleyici devşirmeye çalışmaktadır.

Bazen bu programlarda locada oturan ve kendisine talip gelen isimlerin, her geleni kabul etmediği görüntüleri izleyince, “Acaba bunlar cast ajansından özel olarak mı gönderilmiş? Sadece ve sadece bu programda görüntü olsun, torba dolsun diye mi yerleştirilmiş?” soruları beynimize üşüşüyor.

Mesela, Zuhal Topal’ın programında başörtülü bir bayan var. Şimdiye kadar hiçbir talibini kabul etmedi. Hanımefendinin kendisini reddedeceğini bilen talipler de sürekli ona evlenme teklif etmek için çabalayıp duruyor.

Nedir bu programların amacı?

İnsanlara faydalı olabilmek mi?

Para kazanmak mı?

İnsanlara faydalı olmak kriterini tamamen çöpe atıyoruz. Reyting ve para kazanmak ana amaç…

Evlilik kurumunun mahremiyetini böylesine ihlal eden bu programların hâlâ televizyonlarda yayınlanıyor olması, Türkiye’de aileden sorumlu bir bakanlığın işlerini doğru dürüst yapmadığını açıkça ortaya koyuyor.

Aile kavramı kutsal bir kavram. Aile müessesesi televizyon programcılarının heva ve heveslerine kurban edilecek kadar ucuz bir müessese olarak görülmemeli.

Buradan açık mektup yazıp, aileden sorumlu bakanlığın devreye girmesini bekliyoruz.

Televizyon ekranlarında yayınlanan programların reyting getirme beklentisiyle kurgulandığını elbette biz biliyoruz. Ama bari kutsallarımıza dokunmayın… Aile kavramımızı heder etmeyin…

Türk televizyonlarına hâkim olan zihniyetin bir algı değişikliğine gitmesi ve insanlarımızın faydasına olan programların ekranlara getirilmesi noktasında çalışmalar yapması şart görünüyor.

Bunu sağlayacak olan şeyin yeni medya dili olduğunu ifade etmiştik. Biz medeniyetler beşiği olan bir coğrafyanın kalbinde yaşıyoruz. Bu medeniyetlerden alınan birbirinden farklı değerleri neden insanlarımıza aktarma noktasında sıkıntı yaşıyoruz?

Televizyon programcılığı bu kadar ucuz olmamalı. Hatta başka ülkelerin kurguladığı, formatladığı programları satın alarak, yeni bir kimlik kazandırmadan ekranlara getirme kolaycılığı hiç olmamalı.