Mağlupların Dünyaları

Abone Ol

Kendileriyle sınananların hayat süreçleri neler getiriyor, neler götürüyor? Bu, insanların kendileriyle olan bir yüzleşmeleridir. Yüzleşme, kendi kendiyle olma hâli başarılı ise bu bir süreklilik gösteriyorsa belli bir düzlem üzere devam ediyor demektir. Değilse inişe geçtikten sonra kendini iyice koy veriyor, kabulleniyor olana bitene razı oluyorsa bu da bir bitiştir. Yenilgiler kimi zaman insanı daha güçlendiriyor, yeniden toparlanmaya bakılıyor, daha güçlü olmak için bir hazırlık içinde olunuyor. Kendinden vazgeçmeyiş onu daha çok hazır hâle gelebilmek için çalışır, çabalar. Olanlara razı olmak, kendini bırakmak insanı hem sıradanlaştırır hem de aynı duygu içinde olanlar gibi olur.

İnsan ruhunu törpüleyen ve sıradanlaştıran kendini bir akışa bırakmış olmasıdır. Zamanın hızlı akışındaki döngüde beklenin üzerinde bir değişim var. Bundan birkaç yıl önce bugün olanları bitenleri ve değişimleri kimse düşünemezdi. Bu, insanların artık bu hızlı kapılışa kendilerini kaptırmış olmalarıyla sonuçlanıyor olmasından kaynaklanıyor.

Oysa insan aynı insan, aynı hâl? Değişen ve dönüşen nedir? Niçin bu büyük dalgalara hem kapılıyor hem de yeniliyor? İnsanın kendisine sormaya çekindiği bir süreçtir. Belki de cesaret edip kendisini sorgulamaya ne zaman buluyor ne de böylesine bir kaygısı var.

Boş vermişler, yenilgilerini başka yerlerde ararlar. Kim bilir, belki de aramazlar. Kapılmış olmanın getirdiği bir sonuç olarak mevcut durumuna razı olunuyor.

İdealini kapıda bırakıp kendilerini bir başka yerde görmekle yetinmek kendini ve geçmişini unutmak anlamına gelir. Zafer ya da başarı elde ettikleriyle yetinmesi, bunu bir final gibi görmesi kişiyi ufuksuzlaştırıyor. Gelecek artık yoktur. Onun için bir avunma süreci başlar. Öylesine yapabilecekleri vara ise onlarla avunuyor.

Her insan teki için dün vardı, yaşandı gitti. Ondan ne kaldı, ne kalacak? Eğer bunun kaygısını taşımıyorsa bugün de onun için sıradan bir gün olur. Yeni bir sıradanlığı yaşamaya devam ediyor ve buna da razı oluyor.

Bugünü anlamlandırmak için yeni bir ufuk idealinin tazelenmesi gerekiyor.

Bilinçli insan için zaman kıymetlidir. Zamanın kıymeti ânı kıymetlendirmeyle değerlendirilebilir. Ân hakkıyla yaşanıyorsa daha önce yaşanmış kaygılara gerek kalmıyor. Yeni bir âna daha iyi hazırlanıyor.

Tıkanılan durumlar nelerdir, neler yapılmalı ki sıradanlıktan kurtulunsun?

Hayatın hızlı akışına yenik düşmek ve bunu kabullenmek, hayattan vazgeçmek insanın hızlı düşüşüne ve kaybına nedendir.

Yenilgiyi kabullenenlerin üzerindeki durağanlık, kapılmışlık bulaşıcı bir hastalık gibidir. Etrafını da etkiler. Yenilmişlik çevreye de bulaşıyor ve yansıyorsa bu bir toplumun yıkımı anlamına gelir. Yenilenler ve tükenenler için hayat bir anlamda son bulur.

Müslümanların içinde bulunduğu genel durum bunu yansıtıyor. İnsana heyecan ve umut verecek olan çıkışa öncülük yapanların yapabilenlerin öne çıkmaları ve hızlanmalarıyla hayat yeniden canlanır. Bu insanlara hem umut verir, hem de aşka gelmesini sağlar.

Kimi insanlar için yolun bir sonu vardır. Onların ne bu dünyada ne öte dünya için bir gelecekleri ve bir beklentileri vardır. Bunları bir kenara bırakanlar, umutlarını bileyleyenler her an ve durum bir başlangıçtır. Bu yol bir başka yola yol açıyorsa son bulmaz yolun yeniden açılmasını sağlar.

Sonsuzluğa inananlar için yolun sonu yoktur. Arayışını sürdürür, hızlandırır, kendini de her zaman hazır hâle getirir.

Bir Müslüman için yenilenmenin çok fırsatı var. Müslüman olma bilinci, yaşama aşkı, gelecek tutkusu, inanç ve iman bağı onu daha çok hayata bağlar. Tıkanılmış neler var ise onları aşmaya bakar. Önce kendi olur, kendisi var olur yolculuğunu sürdürür. Bu sadece kendisi için değil başkaları için bir umut ve ufuk olur.