Madımak müze olsun da Başbağlar ne olsun?

Abone Ol

Bugün Madımak yangınının yıldönümü. 15 yıl önce Sivasta Madımak Otelinde çıkan ya da çıkartılan yangında 35 insan yanarak ölmüştü. Özellikle bu yangın birileri tarafından özellikle çıkartılmış ise bunun tespiti ve gerekenin yapılması emniyet güçleri ile yargının işidir. Ancak, üzüntü ve utanç  verici bir olay yaşanmıştır. Hiç kimse kendisinde  ne adına olursa olsun insanları ateşe verip yakma  hakkını bulamaz.  Çünkü böyle bir hak olamaz.  Bu acının biraz olsun dindirilmesi için ne yapılması gerekiyorsa yapılmalıdır. Bazıları Madımak Otelinin müze haline getirilmesini istiyorlar. Yapılabilir belki. Ancak, müzenin adının "Utanç Müzesi" olarak belirlenmek istenmesi belli ki bir kin ve öfkenin gelecek kuşaklara taşınmasını öngörüyor.  Gelecek nesillere kin ve öfke taşımanın acıları nasıl hafifleteceğini anlamakta zorluk çekiyorum.

Bu arada anlamakta zorluk çektiğim bir başka husus ise Madımak yangınını sürekli canlı tutmak için ellerinden geleni yapanların aynı hassasiyeti Başbağlarda yaşananlar söz konusu olduğunda duymuyor olmalarıdır. Madımakta  yaşananlar elbette utanç vericidir, insanlık onuru ile bağdaşmaz ama, Başbağlarda yaşananlar Madımaktakinden aşağı kalmaz. Başbağlarda da evler ateşe verilmiş, insanlar evlerinin içinde diri diri yakılmış, kaçanlar ise evlerinin kapısı önünde kurşun yağmuruna tutulmuştur. Hem de Başbağlar da caniler; çocuk, kadın, yaşlı demeden bir köy halkı katledilmiştir.

Birbirine böylesine benzeyen iki olaydan birisinin acısını duymak ve paylaşmak, buna karşılık diğerine sıra geldiğinde sanki böyle bir olay yaşanmamış gibi davranmak bana göre ilgilileri bu katliamları yapanların durumuna düşürmez mi

Yapılması gereken her iki olayın da faillerinin bulunmasını, gereken cezalara çarptırılmasını istemek değil midir Ama, olayı siz-biz ayrımı noktasına getirir bizden ölenler candır ama sizden ölenler önemli değildir gibi bir mantık geliştirirseniz söylediklerinizin samimiyetine inanmak mümkün olabilir mi

Bu memlekette kimse kimseyi öldürmesin, öldürürse hep birlikte yakasına yapışırız denemediği sürece acıların paylaşılması mümkün olabilir mi

Demek istediğim o ki, Başbağlar da yaşananları da görmeden, kınamadan bazılarının Madımak Oteli etrafından sürdürdükleri kampanyayı iyi niyetli görmüyorum. Bunun aksi de mümkündür. Yani Başbağlar katilamına bakarak Madımakta yaşananları görmezden gelmek.

Böyle bir yaklaşım aslında sadece Madımak ve Başbağlar olaylarında yaşanmıyor. Nedense siyasette de benzer bir yaklaşım ortaya çıkıyor. Benim hırsızım iyidir, benim katilim iyidir, benim adamım iyidir yaklaşımı sürdüğü müddetçe hakkın ve adaletin ülkemizde hakim olması mümkün olabilir mi

Madımak için intikam nutukları atanlar Başbağlardaki cinayetlerin hesabını sormadığı sürece toplumun tümü tarafından nefretle karşılanması gereken bir olayı sadece  kendileri ile ilgili bir olay gibi takdim etmiş olurlar. O zaman da "Madımak müze olsun ama Başbağlar ne olsun " sorusunun cevabını samimi olarak vermelidirler.

Çünkü, Madımakı ideolojik bir bayrak haline getirenler Başbağlar karşısında suskun kalıyorlarsa, orada ölenleri insandan saymıyorlar demektir Halbuki hangi fikrin ve inancın sahibi olursak olalım bu ülkede birlikte yaşamak durumundayız. Bunun yolu da insanlara sadece insan oldukları için değer vermek, acılarına sahip çıkmak gerekir. Aksi halde yapılan iş sadece acıların istismarından  ileri gidemez...