TBMM Genel Kurulu’nda zeytinliklerin madencilik faaliyetlerine açılmasını öngören ve kamuoyunda “Süper İzin” olarak da anılan, Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi 199 oya karşı 255 oyla kabul edildi.
Kanuna göre, elektrik ihtiyacını karşılamak üzere yürütülen madencilik faaliyetlerinin, tapuda zeytinlik olarak kayıtlı veya fiili olarak üzerinde zeytinlik bulunan, sınırları belirtilen alanlara denk gelmesi ve faaliyetlerin başka alanlarda yürütülmesi mümkün olmaması durumunda madencilik faaliyeti yürütülecek kısımdaki zeytin ağaçlarının maden sahasının bulunduğu ilçe ve il sınırlarına öncelik vermek suretiyle taşınmasına, sahada madencilik faaliyetleri yürütülmesine ve bu faaliyetlere ilişkin geçici tesisler inşa edilmesine kamu yararı dikkate alınarak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca izin verilebilecek.
Zeytinlik olarak kayıtlı alanlar veya fiili olarak üzerinde zeytinlik bulunan alanlarda madencilik faaliyeti yürütülen her yıl için, bu sahaların rehabilitasyon çalışmalarını temin etmek üzere ruhsat sahibinden işletme ruhsat bedeli kadar ayrıca tahsilat yapılacak.
“ACELE KAMULAŞTIRMA”
Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı ön lisans veya üretim lisansı bulunan üretim tesisleri için gerekli özel mülkiyete konu taşınmazların temini amacıyla Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından 31 Aralık 2030’a kadar Kamulaştırma Kanunu kapsamında “acele kamulaştırma” kararı alınabilecek.
Bu tarihe kadar işletmeye girecek yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı üretim tesislerinin izin, kira ve irtifak işlemlerinde %85 indirim uygulanacak.
Enerji ithalatının azaltılması, cari açığın düşürülmesi ve yerli kaynaklara dayalı üretimin artırılması için izin, kira ve irtifak işlemlerinde uygulanmakta olan indirimlerin süresi beş yıl uzatılacak.
NELER OLACAK NELER!
TEMA Vakfı, sosyal medya hesabından #KanunKorumazsaMadenYaşatmaz etiketiyle bir paylaşım yaptı: “Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Hazırlanan Torba Yasa Meclis’ten geçti! Suyumuz, toprağımız, zeytinimiz, ormanlarımız ve kültürel varlıklarımız, Cumhuriyet tarihinde hiç olmadığı kadar tehlike altında!”
Bu kanun ile şu iddialar gündeme getirildi;
*" ÇED süreçleri zayıflatılacak.
* Ormanlık alanların hızla madenciliğe dönüşme riski artacak.
* Korunan alanlarda madenciliğe izin verilecek.
* Stratejik maden gerekçesiyle kamulaştırma yapılabilecek.
* Tüm yetkiler tek bir kurulda toplanacak.
* Muğla’da zeytinlikler kömür madeni için açılacak.
* Meralar korumasız kalacak.
* Ruhsatsız elektrik tesislerine af gelecek.
* Enerji projeleri için özel mülkler hızlıca kamulaştırılabilecek.
* İzin süreçleri şirketler için hızlanacak."
Açıklama, “Ormanları ve geleceğimizi değil, şirketlerin kârını düşünen bu kanun bizim için kabul edilemez. Zeytinlikleri, ormanları, meraları korumaya devam edeceğiz” ifadeleriyle noktalandı.
57 KÖY RİSK ALTINDA, 820 BİN ZEYTİN AĞACI YOK OLABİLİR
Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin teknik raporuna göre, Milas ve Yatağan’daki maden sahalarının genişletilmesi halinde 57 köy etkilenecek, 25 köy ise doğrudan maden sahası içerisinde kalacak. Yaklaşık 4 bin 255 hektarlık zeytinlik alan zarar görecek, 820 bine yakın zeytin ağacının yok olacağı öngörülüyor. Bunun yanı sıra 18 bin 762 hektar orman alanı, 10 bin 490 hektar tarım arazisi ve bin 298 hektarlık doğal sit alanı da olumsuz etkilenecek.
HEM TARIM ALANLARI HEM DE SU KAYNAKLARI TEHDİT ALTINDA
Raporda, maden sahalarının genişlemesinin yalnızca tarım alanlarını değil, yer altı su kaynaklarını da ciddi şekilde tehdit ettiği vurgulandı.
Torba yasa teklifinde yer alan düzenlemeye göre, “stratejik veya kritik maden sahaları” için acele kamulaştırma yapılabilecek.
Ayrıca, taşınacak zeytinlikler için Hazine arazilerinin 10 yıl süreyle doğrudan kiraya verilebileceği ifade ediliyor.
Raporda, bu düzenlemelerin köylünün mülkiyet hakkını zedeleyeceği ve tarımsal üretimi sekteye uğratacağı endişesi dile getirildi.
***
TEMA Vakfı, erozyonla mücadele ve doğal varlıklarımızı koruma amacıyla kurulan ve bugün 1 milyonu aşkın gönüllüsü bulunan bir halk hareketi.
İnternet sitesinde TEMA Vakfı şu satırlarla tanıtılıyor;
"TEMA Vakfı’nın varoluş nedeni yaşama yani toprağa sahip çıkmak ve onu korumaktır. Çünkü toprak hepimizin yuvası, gıdamızın %95’inin doğrudan ya da dolaylı kaynağı, habitatlarımızın dayanıklılık kaynağıdır. Okyanuslardan sonraki en büyük karbon yutağı olarak toprak, iklim krizi ile mücadelenin de önemli bir aktörüdür. Toprağımız varsa ormanımız, tarımımız, meralarımız ve hayvancılığımız var. Toprağın 1 santimetresinin oluşması için 500 yıl gerekirken her yıl 642 milyon ton toprağımız erozyona uğruyor. Yaşama ve dolayısıyla toprağa sahip çıkmayı amaç edinmiş TEMA Vakfı’nın varoluş nedeni toprağı korumaktır."




