Mabedin sırrı

Abone Ol

Arap Baharı’yla birlikte dökülmeler ve yolda dökülenler ve savrulanlar artıyor. Daha öncesinde de ‘İhvan’dan ayrılanlar’ adıyla bir grup zemin tutmaya başlamıştı. Her ülkeden bu yönde bazı isimler göze çarpıyor. Elbette İhvan bir hizmet ünitesi ve insanın olduğu her yerde sorun vardır ve dolayısıyla İhvan çatısı Allah’ın tek haziresi değildir ki bütün inananları altında barındırsın veya çatısı altında toplasın. Bu muhaldir. Kimsenin çatısı veya çadırı İslam’dan büyük değildir. Cemaatler alt kümelerdir ve hizmet adına vardırlar. Hiçbir cemaat cemaatü’lmüslimin olmadığından yani tek çatı olmadığından İslam içinde Allah’ın hizmet üniteleri ve hazireleri çeşitlidir. Kimsenin daraltmasıyla daralmaz. Birinden kaçarsın diğerine katılırsın. Bunda bir beis yok. Zira İhvan içinde bazı mensupları arkadaşlarıyla veya yöneticileriyle ve genel yapıyla anlaşamayabilir ve yollar ayrılır. Ve bu İslam’dan kopma değildir. Veya böyle görmek yanlıştır. Müslüman Kardeşler kurulalı beri kopmalar yaşanıyor. Sözgelimi Muhammed Gazali ve Hasan Bakuri ilk ayrılanlar zümresindendir. Zamanla ayrılanlar kervanındaki isimler artmış ve günümüze kadar uzayıp gelmiştir. Ayrılmalar genelde iki keskin dönemde ortaya çıkmaktadır. Nimet ve nikmet devirlerinde. Said Havva’nın ifadesiyle nikmet devirlerinde ihanetler ve çözülmeler artıyor. Nimet devirlerinde de nefisler çarpışıyor. Nikmet devirlerine, mihne ve çile dönemleri de denmektedir. Bu dönemlerde iradeler çelikten olmalıdır aksi takdirde zayıf iradeler çözülebilir. Bununla birlikte, mihne dönemlerinin ilkinde ayrılanlar arasında Muhammed Gazali ile Hasan Bakuri gibi iki zıt sima vardır. Muhammed Gazali cemaatten ayrılsa da tutarlılığını ve davaya sadakatini sürdürmüştür. Çatının ve çarkın dışında daha fazla hizmet yürütmüştür. Medine’den ayrılan sahabeler gibi olmuştur. İntikam kaygısına hiç düşmemiştir. Bundan dolayı da onun İhvan’dan ayrılması ile ayrılmaması arasında hiç fark olmamıştır. Çünkü ayrılması bazı mucbir sebeplerden olmuş ve dışarıya çıktığında İhvan’a karşı bir muhalefet yürütmemiştir. Hatta aynı hizmet anlayışından kopmamıştır. Yapıdan ve teşkilattan ayrılsa da fikri çizgisini değiştirmemiş ve aynı doğrultuda devam etmiştir. Bundan dolayı Karadavi ve Gazali gibilerin İhvan’la ilişkilerini dondurmaları veya çatıdan çıkmaları daha fazla hizmet etmelerine ve daha fazla insana ulaşmalarına vesile olmuştur. Bu açıdan tefrika değil, hayır olmuştur. Bundan dolayı her ayrılık kötü değildir. Bakuri ise saray vaizi haline gelmiş ve Abdunnasır’ın kararlarının aklayıcısı olmuştur. Onun din noteri haline gelmiştir. Bakuri, Burgiba tarzı bir reformist çizgiye kaymıştır. İhvan’dan çıktıktan sonra Mısır’ın Yaşar Nuri’si haline gelmiştir. Bu da ayrılanlar kategorisine olumsuz bir örnek ve çığırdır.

***

Hapis ve Medrese-i Yusufiye imtihanı çatlaklara neden olduğu gibi iktidar da çatlaklara sebebiyet vermekte ve insanlar mevki makamlarla imtihan olmaktadır. Abdulmünim Ebu’lFutuh böyledir. Muhammed Habib gibiler ise cemaatle yönetim tarzı konusunda anlaşamamış ve İhvan içindeki kanat çekişmeleri nedeniyle cemaatten ayrılmıştır. Kemal Helbavi ise cemaatin kararlarının dışında İran’la özel ilişkiler geliştirdiği ve yürüttüğü için umum eğilim üzerine cemaatten ayrılmak zorunda kalmıştır. Keza Kuveyt gibi ülkelerde de İsmail Şatti gibi eski ve kadim İhvan mensupları cemaatten ayrılarak ex ihvan tabirinin içinde yerlerini almışlardır. Bunlardan birisi de Mısırlı Dr. Servet Hırbavi’dir. O yeni konumunu eski cemaatiyle hesaplaşma zemini haline getirmiştir. Abdulmünim Ebu’lFutuh ve Muhammed Habib için de aynı şeyler söylenebilir. Daha önce ayrılan ve kadim dostlarımızdan olan Abdussettar Milici ise davet ve siyaset ikilemi üzerine davet zeminini tercih ettiğinden dolayı cemaatten ayrılmış ve gözden geçirilmeleriyle alâkalı bir iki kitap yazmıştı.

***

İhvan’dan ayrılanlardan bir kısmı veya ex İhvancılar itirafçı haline geliyor ve başkalarının hizmetine giriyor. İhvan dalgasını yatıştırmak isteyenlerin kozu ve aracı haline geliyorlar. Maalesef Dr. Servet Hırbavi bunlardan birisi ve Mabedin Sırrı kitabında itirafçılık yapıyor ve İhvan’ın gizli faaliyetlerini gün yüzüne çıkartıyor. İhvan’ın gizli faaliyet yürütmesi kendi tercihleri olmayıp istibdattan dolayı serbest çalışma imkânı bulamayışlarıyla alakalıdır. Bilindiği gibi Masonların tekris törenleri vardır adeta bir vaftiz törenidir. İttihatçılar da tabanca ve mushaf kullanarak kendi gizli cemiyetlerine yeni üye kaydetmiş ve devşirmişlerdir. Müslüman Kardeşler’in de ilk dönemlerinde bu tarz bir merasimle yeni üye kaydettikleri bilinir. İşte bu yüzden Dr. Servet Hirbavi Müslüman Kardeşler’in törenlerini Mason törenlerine benzetiyor. Bu tören şekli hakkında çekincelerinizin olması çok normaldir. Lakin bunun üzerinden cemaati Masonluğa benzetmek maksadı aşmaktır. Servet Hırbavi ve Abdussettar Milici’nin kitaplarındaki bu gibi bazı ifadeleri kullanan Dubai Polis Şefi Dahi Halfan gibiler İhvan’ı hem Masonluğa nispet ediyor hem de Banu Avar gibilerinin iddia ettikleri gibi onları Amerikancı olarak göstermeye çalışıyor. Afganistan Başkanı Karzai’nin Taliban’ı Amerikancı göstermesi gibi. Kendisi de Amerikalıların ülkeden çıkmaları arifesinde işbirlikçilikten direnişçiliğe terfi etmiş olmalı! Her ay düzenli olarak CIA dolarları cebine indiriyor sonrasında da Taliban’ı Amerikancı olarak yaftalıyor. Bozuk tıynetli insanların ortak vasfı utanmamaktır. Bunun için utanmazsan dilediğini yap demişlerdir.