Hiç düşündünüz mü Birleşmiş Milletler Barış Gücü nün Lübnan a gönderilmesi ne işe yaradı Hangi katliamı engelledi İsrail vuracağı kadar vurmuş, öldüreceği kadar öldürmüş, Lübnan da yapabileceklerini yaptıktan sonra işgali uzatmasının aleyhine olacağını anlayınca çekilme kararı almıştı.. Bir bakıma Lübnan cephesinde İsrail açısından çatışma isteyerek ya da istemeyerek son bulmuştu.. İşte bu noktada BM harekete geçerek Lübnan a asker gönderme kararı aldı.
Bir bakıma İsrail Lübnan daki katliamlarına karşı bir misilleme tehlikesine karşı arkasını BM Barış Gücü ile sağlama almış oldu. Lübnan dan muhtemel saldırı tehlikesi ortadan kalkınca da tüm gücüyle Filistin e yüklendi... Lübnan da çatışırken Filistin le de uğraşamayan İsrail şimdi tüm hıncını, kinini Filistin e yöneltmiş durumda. Filistinlilerin evlerini başlarına yıkıyor, soykırım uyguluyor ve her türlü işkenceyi sergiliyor. Diyebiliriz ki İsrail bir felaket olarak Filistinlilerin üzerine çökmüş durumda.
Buna karşılık dünya kayıtsız.. Sanki Filistin de bir barış anlaşması imzalanmış, İsrail işgalden vazgeçmiş, saldırılarını durdurmuş, hiçbir şey olmuyormuş gibi kayıtsız olayları seyrediyor.. Dünyanın olup bitenden haberi olmadığını söylemek elbette mümkün değil. Artık biliyoruz ki, ABD harekete geçmeden BM nin harekete geçmesi mümkün değil.. BM ABD emperyalizmine hukuki gerekçe bulan örgütü durumunda. ABD istemeden BM nin İsrail e dur demesi, bunun da ötesinde kınaması mümkün değil. Halbuki Lübnan dan çok Filistin de barışın sağlanmasına ihtiyaç var.. Akan kanın durdurulması, İsrail işgaline son verilmesi insanlık borcu.. Ama, insanlığını yitirmiş Batı toplumuna bunu hatırlatmanın bir anlamı olmadığını artık biliyoruz. Bu bakımdan Batı dan Filistin deki soykırımı engellemesini beklemenin anlamı yok. İslam dünyasının ayağa kalkması, İsrail e karşı yeter artık demesi gerekiyor. Saddam idama mahkum edildi diye sevinç çığlıkları atan Bush tan İslam dünyasının derdine derman olacak bir hareket beklemek ahmaklıktan öte bir anlam ifade etmez.
Bugüne kadar emperyalist güçlerden kim ya da hangi ülke destek istemiş ise en büyük zararı kendileri görmüşlerdir. Gerçi günümüzün çağdaş firavunları bir ülkeyi işgali kafalarına koymuşlarsa aralarında bu işgali haklı gösterecek bir anlaşma olmasına bile ihtiyaç duymuyorlar. Birtakım basit gerekçelerle istedikleri ülkeyi işgal ediyorlar..
Bugün Müslümanım diyen herkesin Filistinli kardeşlerinin yanında yer alması, derdine derman, kısacası onların acılarına ortak olması gerekiyor.. İnanç birlikteliği sorumlulukları da beraberinde getirir. Müslüman kardeşinin acısını yüreğinde hissetmeyen, onlar orada acı çeker, işkenceye maruz kalır, ölürlerken evinde yatağa uzandığında rahatça uyuyabilenlerin Müslümanlık iddiaları sanıyorum çok fazla bir anlam ifade etmez.
Bana göre bugün herkes gücüne ve cesaretine göre yapabileceğini yapmak durumundadır.. Elimizdeki bir ekmeği ikiye bölüp Filistinli kardeşlerimizle paylaşmak, dünyayı ayağa kaldırmak için gösteriler ve protestolar düzenlemek zorundayız.. ABD nin sopasından korkarak sinmek ahirette vereceğimiz hesabı hafifletmez. Her gün gazete ve televizyonlara yansıyan haberler Filistin de yaşananların insanlık dramı olduğunu gösteriyor. Bu dram karşısında en azından oturduğumuz yerden ayağa kalkarak bir tavır koymak durumundayız. Lübnan a barış gücü gönderilmesinin bölge barışına katkı sağlamak gibi amacının olmadığını, aksine İsrail saldırı ve soykırımlarının örtülmesine, gizlenmesine yönelik bir eylem olduğunu unutmamak durumundayız.. Bir diğer ifade ile Lübnan a barış gücü gönderilmesi dünyayı uyutmaya yönelik bir adımdan ibarettir. Batı dünyası bu uyutulmaya gönüllü olarak rıza gösteriyor olabilir ama, Müslümanlar bunu yapamaz.. İnancımız buna manidir.. Eğer Müslümanlığımız laftan ibaret değilse.