'Look at the tabela!'

Abone Ol

Türkiye, 2013 te bunu da gördü. Bu memleketin toprak

bütünlüğüne, vatandaşının veya askerinin, polisinin, kamu görevlisinin canına, malına

kast eden bir terör örgütünün suçu sabit görülmüş ve terör suçlusu olarak hüküm

giymiş elebaşı, 21 Mart 2013 tarihi itibariyle çözüm süreci ve sonrasının

manifestosunu yayınladı. Hapisteki bir hükümlü, koskoca bir devleti masaya

oturttuğu gibi kendi şartlarını da (isterseniz beğenmeyin üstü kapalı

tehditleriyle) bir ülkenin önüne sundu. Siyasetin, siyasetçinin ehil olmaması,

beceriksizliği ve millilikten yoksunluğunun sonuçları üzerine kısa bir özet

oldu bu durum. Koskoca bir devletin nasıl aciz bir hale düşürülebileceğinin

açık bir cevabı oldu maalesef.

Omurgasız veya iktidara göre pozisyon alan medya,

hapisteki mahkumun çağrısını , büyük bir barış mesajı olarak sundu. Her

zamanki omurgasızlıkları ve iktidar sevicilikleri ile barış çığırtkanlığına

başladılar hemen. Deyimin aslı savaş çığırtkanlığıyken, bu acayip durumda ister

istemez değişiyor ve barış çığırtkanlığı halini alıyor. Çünkü, bu milletin

önüne konan şeyin adı barış ama kendisi bir başka şey. Bu yaşanan sürece

barış ismini koymak, bu zamana kadar yaşananları savaş olarak adlandırmak

olacak. O zaman da, terör örgütü yerine milis , gerilla , ordu gibi

tanımlamalar yapmak gerekecek. Terörün mahiyetini değiştirip masumlaştırma

çabasına hizmet demektir bu.

100 sene önce kapanmayan bir hesabı kapatmak için her

türlü desteği veren emperyalist güçler, bu amaçla ayrılıkçı terörü besledi,

büyüttü. Amaç, Türkiye nin bütünlüğüne zarar vermek ve açılan gedikten girerek

Şark Meselesi ni istedikleri gibi çözebilmekti. Bugün, özellikle de Ortadoğu da

dengelerin değişip yeni bir tasarımın hayata geçirildiği bir dönemde, (ki Büyük

Ortadoğu Projesi ve Büyük İsrail e giden yoldur bu) Türkiye de bu kirli

değişimden nasibini alma yoluna girdi girecek duruyor.

Hapisten gelen mesajdaki silahlar sussun u silah bırakma

ve teslim olmakla özdeşleştirmeye çalışanlar da bal gibi biliyorlar verilen

mesajın bir ateşkes i ve geçici bir çekilmeyi kast ettiğini. Türk devletiyle

sürdürülen pazarlıkların gidişatına göre tehdide de açık kapı bırakan bir silahlar

sussun ve geri çekelin mesajıdır bu. Neyin pazarlığı yapılıyor bilmiyoruz

ama hapisten gönderilen mesajdan çıkan anlama göre, terör örgütü istediğini

alma yolunda yürümektedir. Çünkü, ne bir geri adım vardır söylemlerinden, ne de

bir pişmanlık ve teslim olma durumu. Tersine, yeni bir mücadele denmekte ve

bölgede yeni bir model vurgusuyla Türkiye nin Güneydoğusunun da içinde olduğu

farklı bir oluşumdan bahsedilmektedir. 

Elbette ki omurgasız medyada bu ve benzeri yorumlar

yerine terör bitiyor, barış geliyor çığırtkanlığı var. Evet, bitiyor; ancak

biten terör veya terör örgütü değil, Türkiye Cumhuriyeti dir. Koskoca Türk

devleti, yıllarca terörle bir yere varılamaz klasik beyanlarını vermesine

rağmen, büyük bir acziyetle terör örgütüyle masaya oturmuştur. Daha doğrusu,

terör örgütü, devleti masaya oturtmuştur, hem de hiçbir şekilde pişmanlık ve

teslimiyet belirtmeden. Neredeyse, Türk milleti olarak bizler, terör örgütünden

özür dileyecek noktadayız. 2013 te geldiğimiz nokta ibretlikten de öte vahimdir.

Anadolu, asırlar boyu yedi düvele, emperyalizme, her

türden sömürüye ve zalime kafa tutmuş, boyun eğmemiş ve büyük bir imanla

yekvücut olarak kale gibi dimdik durmuştu. Vatan kavramı için, bağımsızlık

kavramı için her türlü fedakarlığı yapmış ve vatanını en kutsallarından

saymıştı bugüne dek. Bugün öyle bir uykuda ki, eli kanlı suçluların, suçsuz,

masum, gariban insanların, vazifesi başında şehit düşenlerin kanlarının,

canlarının hesabı sorulmadan, hakları teslim edilmeden ve onların ailelerinden

helallik alınmadan girişilen ve terör örgütünü muzaffer bir konuma sokan bu

sürece ses bile çıkaramıyor. Geçen Ramazan Bayramı nda, Antep te, aşağılık

bir bomba ile can veren 1 yaşındaki bebeğin hakkı yerine, o bombayı koyan

barbarın hakkı üstün tutuluyor bugün, bu topraklarda. Tarih, en önce bunu

yazacak!

Fatih Terim, bir maçtan sonra açıklama yaparken, kendine

has bir İngilizceyle şöyle diyordu: Look at the tabela! (Skor tabelasına

bak). Uykudaki Anadolu halkına söylenecek bugün sadece bu olabilir. Kafasını

kaldırıp bakınca göreceği de PKK:1 Türkiye: 0 skoru olacaktır.