Lobiyle el ele

Abone Ol

İktidar partisinin yeni günah keçisi faiz lobisi

hakkındaki tavrı o kadar sahte ve çiğ ki, alenen sırıtıyor. Ekonomik

zihniyetlerini mali sektör (yani paradan para kazananlar) üzerine kuran ve mali

piyasaların krize girmemesine bakıp çalışanın, üretenin sıkıntılı halini

görmezden gelen bu siyasi iktidardır. Bakıyorlar ki bankalar karlarını

katlamış, Cumhuriyet tarihinin en parlak dönemlerini yaşıyor, ekonomide işler

tıkırında sonucunu çıkarıyorlar.

Ekonomik büyüme tercihini üretimden değil tüketimden ve

borçlanmadan yana yapan siyasi iktidar, kağıttan kaplan görünümündeki

ekonomiyi küresel sermaye akımlarına teslim ermekten hiçbir çekince duymuyor. O

sebepledir ki, bu siyasi iktidarın 10 yılı aşkın döneminde iç ve dış borç

katlanmış, başta bankalar olmak üzere paradan para kazananlar ihya oldu. Hem

de öyle böyle değil, kazanç rekorları kırarak!

Daha birkaç yıl öncesine kadar siyasi iktidarın ekonomi

politikalarına eleştiriler getiren ve özellikle IMF dayatması Derviş-Fischer

modelini uygulamakla suçlayan Sayın Numan Kurtulmuş un da iyi bildiği üzere10

yılı aşkın süreye damgasını düşük kur-yüksek faiz politikası vurdu. Bu sayede

dünya genelinde tatlı kazanç peşinde koşan sıcak para Türkiye ye aktı,

ekonomideki açıkların finansmanında kullanıldı. Elbette ki borç borçla

kapatıldığından ekonomideki borç döngüsü daha da büyüdü ve küresel yamyam

sermaye ve yurtiçindeki paradan para kazananların gözdesi oldu Türkiye.

Tatlı kazanca boğduğu küresel sermayenin gözbebeği haline

gelen Türkiye hakkında yabancı basında çıkan övgü dolu yorumlar, haberler ne

çabuk unutuldu Sanki o haddinden fazla abartılı övgülerin sebebi, o basın

yayın organlarının bağlı oldukları küresel sermaye, popüler tabirle faiz

lobisi değildi Şimdi kalkıp da ortaya tuhaf bir komplo teorisiyle çıkmak

gerçekten de çiğ duruyor.

Bu durum, son olaylardan sonra AB ile ilgili olarak

hükümet kanadından söylenen AB yi tanımıyoruz ifadesini hatırlatıyor.

Klasikleşen tarzıyla siyasi iktidar, kamuoyu önünde müthiş ama sahte bir

efelenmeye girişiyor ve her zaman ki gibi hedef saptırıyor. Gerçekte ise

(uğruna Cumhuriyet tarihinde bir ilk olarak bakanlık bile kurdukları) AB ile

yeni fasılların açılması konuşuluyor. Yeni fasılların yeni yeni tavizler vermek

olduğunu söylemeye bile gerek yok. Hele ki, Avrupa nın lokomotifi olan

Almanya nın üstüne basarak vurguladığı gibi Türkiye nin AB ye alınmayacağını

çeşitli zamanlarda sürekli olarak söyledikleri halde bu tavizler veriliyor. AB,

hem İslam düşmanı Papa heykeli önünde tam üyelik müzakerelerini başlatarak

nazar boncuğu dağıtır, hem de açıkça istemiyoruz dediği halde yeni fasıllar

açarak göz kırpar. Siyasi iktidara sormak gerek; madem tanımıyorsunuz AB yi, o

zaman neyin peşindesiniz

Aynı tutarsızlığın bir diğer örneği de Taksim deki

olaylarda şiddet yanlısı bir grubun açtığı terör örgütü bayrağına gösterilen

tepkide gizliydi. Kendisine muhalif olan herkesi terör örgütüyle aynı safta

gösterme tarafgirliğine girişen iktidar partisi, terör örgütü bayraklarına ve

terör elebaşının posterlerine paçavra demişti. Normal şartlar altında son

derece doğru ve yerinde olan bu tepki, siyasi iktidarın samimiyetten uzak tavrı

sebebiyle çok da samimi durmadı maalesef.

Daha birkaç ay önce Nevruz törenlerinde açılan binlerce

örgüt ve elebaşı bayrağına ses etmeyen, kendine bağlı medyada bunlardan zerre

bahsetmeyip meseleyi Barış Nevruzu diye veren de aynı siyasi iktidardı çünkü.

Birkaç ay önce ses etmeyip geçtiğimiz günlerde başka hesaplarla tepki

gösterirmiş gibi yapıp paçavra demenin samimiyetle bir ilgisi yok maalesef.

Çünkü paçavra her zaman paçavradır.

Velhasıl-ı kelam bu samimiyetsizlik nişaneleri ortada

dururken ve izlenen politikalarla suçlanan lobiler ihya edilirken, faiz

lobisi suçlamaları tamamen boş laf hükmündedir. Beraber yürüyüp, kol kola

giren başkası değildi çünkü.