Hastalığın temel nedenini tedavi diye ortaya koyuyorlar.
Tehlikeli boyutlara gelen cari açık sorununa karşı, son günlerde faiz artışı dillendirilmeye başlandı. Tasarruf açığı olarak bilinen cari açığın nedenleri arasında olan faiz unsurunun çözüm olarak ortaya konulması dikkat çekiyor. Yüksek faiz politikası, ekonominin üretim yeteneğini kaybettirirken, Türkiye‘yi ithalata bağımlı hale getiren temel unsurların başında geliyor.
Faiz lobisi yine iş başında... Tehlikeli boyutlara gelen cari açık sorununa karşı, son günlerde faiz artışı dillendirilmeye başlandı. Tasarruf açığı olarak bilinen cari açığın nedenleri arasında olan faiz unsurunun çözüm olarak ortaya konulması dikkat çekiyor. Yüksek faiz politikası, ekonominin üretim yeteneğini kaybettirirken, Türkiye‘yi ithalata bağımlı hale getiren temel unsurların başında geliyor. 2003 yılından buyana AKP hükümetleri döneminde uygulanan düşük kur yüksek faiz politikası, Türkiye‘yi bugün önüne geçilemeyen cari açık sorunu ile karşı karşıya bıraktı.
Cari açık sorununa karşı gündeme getirilen tedbirlerin de ekonominin temel sorununa karşı çözüm üretmesi mümkün görünmüyor. Bu tedbirler, uzmanlar tarafından; bataklığı kurutmak yerine etraftaki sineklerle uğraşan bir anlayışın ürünü olarak görülüyor. Zaten Merkez Bankası, munzam karşılıklarını artırmasına rağmen tüketici kredilerindeki artışın önüne bile geçemedi. Son durumda, Türkiye‘nin 4 aylık cari açığı 29,6 milyar dolar oldu. Cari açıkta yıl sonu beklentisi ise şimdiden 66 milyar doları geçmiş durumda. İhracatın ithalatı karşılama oranı, 2010 ortalaması yüzde 61,4 seviyesinde iken bu oran son dört ayda daha da bozularak yüzde 56,8‘lere kadar düştü.
Bu oranın bu seviyelerde bulunması Türkiye‘nin ithalata bağımlılıkta geldiği noktayı net bir şekilde orta koyuyor.
Tehlikeli boyutlara gelen cari açığa karşı bazı kesimler tarafından faiz artışının dillendirilmesini tehlikeli bulan ekonomist Prof. Dr. Korkut Boratav, "Faiz artırımı talep kısmanın bir yöntemi olarak düşünülüyor. Talebi kısarak cari açığı azaltmaya çalışıyorlar. Bunu yaparken hiçbir yapısal tedbir almayanlar, 1998 krizini hatırlasınlar. Bu krizde ekonomi yüzde 4,8 oranında küçülmesine rağmen yine cari açık vermişti" dedi. Ekonomiyi küçülterek cari açık sorunun kesinlikle önüne geçilemeyeceğinin altını çizen Boratav, faizleri yükselterek ve kamu maliyesini daraltarak gidilebilecek yolun sınırlı olduğunu söyledi. Bu tedbirleri, yüksek ateşli hastayı bitkisel hayatta tutmaya benzeten Boratav, cari açık için doğrudan doğruya yapısal tavırlar almak gerektiğini anlattı.
Bunun için 3 temel strateji ortaya koyan Boratav, şöyle konuştu: "Birincisi Gümrük Birliği‘nin üçüncü ülkelere karşı AB‘nin gümrük tarifesini uygulama şartını kaldırmak, ikincisi döviz kurunu hedeflemek ve sermaye hareketlerindeki girişi doğrudan doğruya kontrol etmek. Üçüncüsü de sanayiye yönelik program ve planlama yapmak"
Cari açığa karşı faiz artışının çözüm olarak ortaya konması durumunda, bu politikanın tuzu kuru olanlara yarayacağına dikkat çeken Boratav, "Cari açığa bir çözüm olmaz ama faizlerin artması kredilere yansıyor. Bunun sonunda da tuzu kuru olanlar, yani dışarıdan borçlanmaya gücü yeten iç çevreler ve bankalar, Türk lirası ile değil dövizle borç alıyorlar. Oradan da güzel rant elde ediyorlar" dedi.