Liselere öğrenci yerleştirmede istenmeyen bir takım
gelişmeler yaşandığı gelen haberlerden ve şikâyetlerden anlaşılıyor. Liselere
girişin sınava bağlanması zaten bu sıkıntıların yaşanacağının habercisi idi.
Çünkü düz liselerin kapatılmasının ardından liselere giriş tamamen sınava
dayandırıldı. Sınava giren öğrenciler eğer tercih ettikleri hiçbir liseyi
kazanamamışlar ise düz liseler kapatılana kadar buralara kayıt yaptırıyorlardı.
Şimdi ise Milli Eğitim Bakanlığı otomatik o öğrenciyi bir yere yerleştiriyor.
Öğrenciler ister yaptıkları tercihlerden birine, ister bakanlık tarafından
yerleştirilmiş olsun öğrencilerin önemli bir kısmı kendilerine en yakın okula
değil, puanının yettiği okula kayıt yaptırıyor. Yani, öğrencileri için aileden
kopuş liselerde başlamış oluyor.
Bu köşede daha önce dile getirmeye çalışmıştım.
Anadolu daki ilçelerin çoğunda bir tek Anadolu lisesi bulunuyor. Fen liseleri
ise genellikle il merkezlerinde. Buna karşılık o ilçede birden fazla ortaokul
var ve buralardan mezun olan öğrencilerin liseye yerleştirilmesi söz konusu.
Böyle olunca da öğrencilerin önemli bir bölümü ya istemediği bir okula mecburen
yöneliyor ya da ailesinden uzaklarda lise tahsilini sürdürmek zorunda kalıyor.
Bu noktada ortaöğretim yurtlarının yetersizliğine, genellikle bazı cemaatlerin
bu ihtiyacı karşılamaya çalıştığına dikkat çekmek istiyorum. Yani, devlet
ortaöğretim öğrencilerinin yurt ihtiyacını bugüne kadar fazlaca dikkate
almamış. Böyle olunca ailelerinden uzaklarda okumak zorunda kalan öğrenciler
gittikleri yerde bir cemaat yurdu ya da evi varsa oraya gidecek, bu yok da
pansiyon varsa burada okulunu sürdürecek. Pansiyonların çoğunda yemek çıkmıyor.
Bu bakımdan çocuklar sefilleri oynuyorlar.
Bu problemin bundan sonra da kısa sürede
çözümlenebileceğini sanmıyorum. Çünkü liselerin Anadolu, fen, sosyal bilimler
olmak üzere ayrıştırılmış olması sorunun ana sebebini oluşturuyor. Halbuki, tek
bir lisede ikinci sınıftan itibaren eskiden olduğu gibi fen, edebiyat, sosyal
bilimler kollarına ayrılma imkanı sağlanırsa hem öğrenciler bulundukları
şehirlerden başka yerlerde okuma sıkıntısına düşmemiş hem de aileler ciddi
maddi zorluklara sürüklenmemiş olurlardı. Çünkü liseler çeşitlendirince her
ilçede üç-hatta 4 farklı lise açmak ve bunlara öğretmen atamak mümkün
olmadı/olmuyor. Bu noktada eskinin sanat okulları şimdinin meslek liseleri için
elbette farklı binalara ihtiyaç var. Çünkü meslek liselerinde atölye ya da
laboratuvar büyük önem taşıyor. Diğer liselerde laboratuvarların önemsiz
olduğunu elbette söylüyor değilim. Ama nedense ülkemizde eskinin düz liselerine
karşı bir düşmanlık geliştirildi. Buna karşılık yerleri de doldurulamadı. Bugün
gelinen noktada eskinin düz liseleri bir emirle meslek liselerine
dönüştürülüveriyor.
Sıkıntıyı da öğrencilerimiz ve velileri çekiyor. Vakit
çok geç olmadan en azından Anadolu, fen ve sosyal bilimler liselerinin tek çatı
altında ayrı bölümler halinde toplanması mümkündür. Uzun yıllar bu uygulamadan
kimse zarar görmedi. Bir öğretmen bulunduğu okulda fen ya da sosyal bilimler
bölümlerinde derse girebilir bu sebeple de öğretmen açığı en aza inmiş
olabilir. Kısacası öğrencileri daha lise yıllarından itibaren ailelerinden
kopartan uygulama sağlıklı görünmüyor. Bakanlığın buna nasıl son verilebileceğini
düşünmesi gerekiyor.