Liselerdeki hareketlilik ortaöğretim kurumları üzerinde
düşünüp bir özeleştiri yapma imkanına vesile olabilir.
Gençlerin rahatsızlığının içeriği ve boyutları hangi
cihette olursa olsun son kertede ciddiye alınmalıdır.
Okulların düne göre bugün çok esnek bir yapıya sahip
olduğu inkâr edilmez bir gerçektir. Kılık kıyafet dayatmasından kurtulmuş, okul
yönetimine öğrencinin dahil olduğu, paranın telaffuz edilmediği kurum haline
gelmiştir okullar.
Aksaklık yok değil elbette. Ama aksaklıklarla daha ciddi
anlamda ilgilenildiği bir süreç yaşanıyor.
Peki o zaman özellikle liselerdeki görünür-görünmez
sıkıntının kökeni nedir
Bunun öncelikle duygusal temelleri olduğunu
söyleyebilirim.
Kurumlar da insanlar gibidir, sevinir, motive olur,
kıskanır ya da küser.
Bugün liselerimizdeki psikoloji özellikle devleti
yönetenlerin kendilerine beklenen ilgi,alaka ve şefkati göstermemiş olduğu
noktasındaki kanaatin dışa yansımasıdır.
Yani dün İmam Hatip Liseleri nin fazlasıyla maruz
kaldıkları devlet ilgisiliği ve dışlanmışlık psikolojisini bugün liseler
yaşamaktadır.
Bunun böyle olmadığını söyleyebiliriz, fakat öğrencilerin
ve öğretmenlerin hissetetikleri kanaat karşısında da aksini söyleme şansımız
yok.
Okullar her türlü düşünce yapısına sahip bireylerin
birlikte barış içerisinde yeni bilgilere ulaşma, eski bilgilerini yeni
bilgilerle değiştirme imkânı yakalama yerleridir.
Dolayısıyla
farklılıklar mutlaka dikkate alınmalı ve okullarda aile havası hakim olmalıdır.
Liselere atanan müdürler öğrencilere eşit davrandıklarını, sevgide adaletli
olduklarını sadece sözleriyle değil, tavırları ile de ortaya koymalıdırlar.
Bunun için:
Yönetmeliklerin izin verdiği cihette her türlü farklı
renkte programa izin verilmeli ve karşıt düşüncelerden korkulmaması gereği daha
bu sıralarda öğretilmelidir.
Devleti yönetenler sadece İmam Hatip Liseleri ni değil
liseleri de sık sık ziyaret edip buradaki öğrenci ve öğretmenleri de onore
etmelidirler.
Liselerde bir an önce öğretmenler odası iletişimsizlik ve çatışması giderilmeli,
öğretmenlerin birbirlerinin düşüncesine saygı göstermeleri öğrenciler için bir
model oluşturmalıdır.
Milli Eğitim Müdürleri (il-ilçe) belli periyotlarla
öğrenci ve öğretmenlerle toplantı yapmalı ve bu toplantılar kimi zaman resmiyet
dairesinin dışına da çıkabilmelidir.
Öğrenci temsilcileri ile öğretmen ve idareciler okulu
yönetmek noktasında müşterek bir istişare mekanizması kurmalıdırlar.
Öğrencilerin her hatasını cezalandırma yoluna
gidilmemeli, palyatif değil köklü disiplin oluşturulmalıdır.
Okul gezileri, yarışmalar, yemekler ve festivaller daha
sık yapılmalı ve mümkün mertebe bütün okulun bu tür etkinliklere katılması
sağlanmalıdır.
Anadolu Liseleri ve diğerleri ayrımına son verilmeli,
İmam Hatip planlaması yapılmalı ve köklü lise köksüz lise sınıflandırması
bitmelidir.
Anadolu Liselerine atanacak müdürlerin atandıkları
çevrenin sosyokültürel yapısına uygun olmalarına itina gösterilmelidir.
Okullar okul dışı mahfillerin müdahale etmesinin önüne
geçilmelidir.