Lineker?in kuralı ve Potanın final keyfi!

Abone Ol

Ben tam yazıya başlamışken bu Windows mudur ne haltsa,

tuttu yazımın canına okudu, Araya girdi ve döndüğümde de yazım uçmuş idi. Yahu

ne hakkınız var be Sakın ola ki bunu nimet bildiğimi falan sanmayın. Biz

daktilo ile ne dağları aştık. Neyse...

Gelelim Lineker e... İngiliz ünlü futbolcu demişti ki,

Herkes koşar, mücadele eder, oynar ama sonunda hep Almanlar kazanır... Ne

kadar haklıymış. Bence bütün zamanların bir numaralı futbol yorumu budur. Bu

defa da bizim hayran olduğumuz Ronaldo, Pepe, bizim ligden Meireles, Alves

falan dörtlük oldular. Bir Dünya Kupası maçında işe, hem de Portekiz gibi bir

firmayla böylesine farklı başlamak tabii ki Alman işidir. Hollanda nın da

hakkını en azından bu defalık teslim edelim.

Efendim, aslında Almanları değerlendirirken sadece futbol

alanından yola çıkmamak gerekir. Alman denince, akla disiplin, kural

tanırlılık, yasalara riayet, sistem, program gibi hayatın önemli özellikleri,

olmazsa olmaları gelir. İşte bu yüzden de Almanlar hayatın, spor, ekonomi,

sanayi, kültür ne varsa bütün alanlarında hep bir numara olmuşlardır. 1945 de

İkinci Dünya Savaşı bittiğinde taş taş üstünde kalmamış bir ülkeden 15 yılda

süper olabilmek kimsenin harcı değildir. Buradan yola çıkarak, bu ülkede

doğmuş, büyümüş, orada kültür almış bizim çocukların spor alanlarında neler

yaptıklarını tanık oluyoruz. Bizim Sergen, Mesut Özil den aşağı mıdır Alman

Liginde vazgeçilmez olan İlkay dan daha mı kötü oyuncudur Mehmet Topal, Selçuk

İnan Alman milli takımında yer alan oyuncuları oradan başka ülkelere

nakledelim bakalım, şimdi bulundukları yerden nerelere yuvarlanırlar Yok yok

Almanya kesin favorim değildir. Bu yazıyı bu maçla bağlantılı olarak yazdım

ama, asıl mesajım bu ülkede kafası hâlâ kumda yaşayanlar içindir. Tarihte bir

maçın kesin sonucunun nasıl ve neden öyle yer aldığını bile anlamayan Nadir

kardeşim içindir.

Tabii ki basketbola geçeceğim. Önce her iki takımın da

oyuncularına, az dakika-çok dakika alan kim varsa, hocalarına, yardımcılarına,

özetle bütün sorumlularına teşekkür edelim. Bize bir Dünya Kupası heyecanını

unutturacak bir final serisi yaşattıkları için... Şu andaki 3-3 lük sonuç

parkenin üzerinde gerçekten de beni mutlu etti. Çünkü ben 4-0 lık serileri de

yaşadım ve final oynanıp oynanmadığının farkına varamadan sezonu kapadım.

Ancaaaak bu altı maçı içinden yöneticileri ayırmak

istiyorum. Hele hele basketbolla ilgili basın toplantısı yaparken işi döndürüp,

tabii ki bilgisizlikten, neyse ki Nadir öğrendi, futbola getirenlere lanet

etmek gerekir. Yazının girişinde Almanya dan neden öyle detaylı söz ettim, işte

bundan... Yönetici çenebazlığı yüzünden dolmuşa binen taraftar da tribünleri

futbol panayırına çevirdi.

Şimdi bir yedinci maç var. Bu arada Basketbol

Federasyonu nun Fenerbahçe ye sadece 40 bin lira para cezası verdiği haberi

geldi. Eee korku dağları bekliyordu. 40 bin lira da çok yani... Futbolda bile

bu kadar büyük para cezasını zor görüyoruz. Bu da korkunun fotoğrafı olsa gerek...

Neyse... Keşke bu final sadece 3-3 lük soru ile

anılabilseydi. Keşke smaçların, üçlüklerin düellosu olarak hafızalarımızda

kalsaydı. Yine de her iki takımın hocalarına, oyuncularına, teknik

sorumlularına teşekkürler. Yöneticilere ise lanet! Hakemler mi Onca

aşağılanmadan sonra çıkıp da nasıl hâlâ maç yönetirler, anlamam...