Türk tarihi için Mayıs ve yaz ayları çok önemli olayların cereyan ettiği ve önemli kararların alındığı aylardır. Özellikle Mayıs bu konuda başı çekmektedir. Birkaç önemli örnek vermek icabederse:
w 29 Mayıs 1453, İstanbul un fethedilerek Türklerin eline geçtiği ve Osmanlının artık bir dünya imparatorluğu olmaya doğru hamlesini başlattığı tarihtir.
w Mayıs 1538, Kaptan-ı Derya( Amiral ) Barbaros Hayrettin Paşa idaresinde Türk donanmasının, Haçlı donanmasını toptan yenilgiye uğrattığı meşhur Preveze Deniz Savaşı için hazırlıkların başlamasına karar verildiği aydır,
w 19 Mayıs 1919, Atatürk ün Samsun a çıkışı ile Anadolu direniş hareketinin organize olmaya başladığı ve böylece modern Türk devletinin kuruluşuna doğru atılan ilk adımın gerçekleştirildiği tarihtir.
Bunlar tarihten verebileceğimiz birçok örnek içinde en önemli olanlardan bir kaçı olup, Türk tarihi açısından önemli dönüm noktalarıdır.
Dikkatle incelendiğinde, bu olaylardaki liderlerin ve aldıkları kararların belli özellikleri ve benzerlikleri de ortaya çıkmaktadır.
Liderliğin özellikleri:
Lider, toplumun belli zamanlardaki ihtiyaç ve düşüncelerine cevap verebilme kabiliyetini gösteren bir kişidir. Tayin ile işbaşına geçen biri değildir. Böyle biri ancak idareci olabilir.
Lider için iki esas öge gereklidir. Birincisi, kendisini takip eden bir grubun bulunması, ikincisi de ihtiyaç duyulan işlemin çalışmasını sağlayan etkili bir sistemi oluşturabilmesi. İyi bir lider, bu 3 ögenin oluşturduğu bir saç ayağı üstünde denge kurandır.
Liderlik uygulaması ise net , anlaşılır ve şeffaf olmalıdır. Alınacak kararlar zaman ve zemine uygun olmalıdır. Kararların tatbik ve uygulamasında süreklilik ve kararlılık gerekmektedir. Hepsinden önemlisi, bu kararlar belli bir ahlâki ve manevi değerler sistemi içinde verilmiş olmalıdır. Mesela, bazı diktatörlerin verdiği kararlarda kabul olunabilir ahlaki ve manevi yönler yoktur. Mesela Afganistan ve Irak ın işgal kararları da karardır ama, bunların ahlaki, manevi ve adil yönleri mevcut değildir.
Liderler iç veya dış siyasette karar verirken mutlaka toplumun duyarlılıklarına ve mensup oldukları grubun hassasiyetlerine ve değerlerine uymaya ve saygı göstermeye mecburdurlar. Alacakları kararların sınırı, ahlâki ve manevi değerler, tavanı da sağ duyu olmak zorundadır.
Karar Mekanizması:
Karar, olayın merkezi, bir hareketin başlangıç ve yürütme noktasıdır. Karar aynı zamanda, sonucun da yapıcısı ve yönlendiricisidir. Kararlar bir değerler çerçevesi içinde verilmelidir. Değerlerden yoksun karar, pusulasız gemiye benzer ve genelde yönünü şaşırır.
Karar verilirken akıl kullanılır ama akıl belli ölçüler ve belli çerçeveler içerisinde bu işlemi gerçekleştirir. Karar da bir izan yani sağduyu denilen doğru ve yanlışı ölçme kabiliyeti ve bir de sınırları belirleyen ahlak ve manevi değerler sistemi gereklidir. Kısacası bu özellikler hem liderlerde ve hem de kararlarında bulunması gereken özelliklerdir.
Tarihi olaylara bakacak olursak, 1453 İstanbul un fethi tarihlere sığmaz bir karardı. Fatih Sultan Mehmet, bilgi, iman , inanç ve idealle dolu, hem misyonu, hem de vizyonu olan bir padişahtı. Hükümdar olduğu devleti ve milleti, bulunduğu yerden çok daha yüksek yerlere taşımaya azimli bir liderdi. Mantık, bilgi ve manevi değerler çerçevesinde kararlar veriyordu. Ardından da bu kararları sonuna kadar azim, inanç ve kararlılıkla yürütüyordu. İşte, İstanbul un Fethi böyle yüce değerlerin birleştiği ve bu çerçeve içinde yapılan bir liderliğin elde ettiği bir "zafer"di.
1538 Preveze Zaferi ise Kaptan-ı Derya Barbaros Hayrettin Paşa nın idaresindeki Türk donanmasının, Andre Dorya idaresindeki Haçlı donanmasını tamamen perişan ettiği bir savaştır. Bizzat Osmanlı amiral gemisinin, Andre Dorya nın amiral gemisini alabora edip, denize gömerek, kesin mağlubiyete uğrattığı bir deniz zaferidir. Bunların hazırlıkları aylarca önce başlarken her türlü hesap dikkatle yapılmış, hazırlıklarda detaylı bir ön çalışma, planlama uygulanmış ve savaşacak deniz askerleri de çok sıkı ve iyi eğitim görmüşlerdi. Kaptan-ı Derya (Amiral) ise zafer için kararlı ve azimli bir denizci olan Barbaros Hayrettin Paşa idi. Osmanlı ya, karada kazandığı zaferlerden geri kalmayacak, muhteşem bir deniz zaferi de sunmak kararlılığında idi. Bu muhteşem başarı tüm bu faktörlerin birleşimi ile gerçekleşmişti.
19 Mayıs 1919, Mustafa Kemal Atatürk ün Samsun a çıkışı, vatanın bağrına bir çıkıştır. Düşmanın, yurdun dört tarafından saldırdığı, tüm kıyıların tutulduğu, istilacı düşman güçlerinin, her yönden vatanı işgal etmeye başladığı son derece kritik bir dönemde alınmış ve uygulanmaya konmuş bir karardır.
Milli bir liderin, Milli Direniş Hareketini yönetmek üzere, vatanın bağrına ve korumasına gidişi, milletin özünden ve maneviyatından alınacak olan gücün, kazanılacak zaferler için gerekli hedeflere ve mecralara doğru yönlendirilmeye başlaması demekti. Burada, akıl ve bilgi kadar, halka güven, sağ duyu ve milletin ahlâk ve manevi değerleri sistemi içinde yapılan sonsuz gayretin, zaferde büyük rol oynadığı kesindir. Sonuçta hepsinin birleşimi bu muhteşem kararın Milli Zaferi oluşturması ile sonuçlanmış ve Türkiye Cumhuriyetinin kurulması ile de olaylar taçlanmıştır.
Yukarıda analiz edilen olaylarda, ortak noktaların, akıl kadar, o toplumun manevi değerleri, ahlâk ve manevi ölçüleri ve yapısı ile toplum ve liderdeki sağduyunun varlığı olduğu ortaya çıkmıştır. Halkın ihtiyaçlarını iyi belirleyip, topluma ait ölçüler içinde en iyi ifade eden liderler de doğru zamanlarda adeta mucizeler meydana gelmiştir.
Yaklaşmakta olan Seçimler:
Bu anlatılanlar, her yönü ile bugün için de geçerlidir. Bu değerler sadece liderler ve karar mekanizması için değil, aynı zamanda günümüzün seçmenleri için de geçerlidir. Seçmenlerin, karar verirken kullanmaları icap eden prensipler paketini meydana getirmektedir. Hangi durumda olurlarsa olsunlar, önemli olan, kişilerin şahsi çıkarları yerine daha ulvi ve yüksek değerler için karar vermeleri gerektiği hususudur.
Özünden kopan, sadece kendi cazibesine kapılan, kendilerini tüm diğer faktörlerden daha önemli gören ve ait oldukları toplum veya toplulukların değerlerini hiçe sayan liderler, dün olduğu gibi bugün de sadece birer saman alevi olurlar.
Seçim yaklaşırken, belli zamanlarda liderlere ve takipçilerine, olaylardan başka çıkarları olan kişi ve kurumlar tarafından çeşitli kazançlar ve şerefler vaad edilebilir. Onlardan işbirlikçi olmaları istenebiir. Ama hakiki lider ve hakiki dürüst seçici kendi menfaatını değil, toplumun ve ülke gibi daha yüce kazançları kendi menfaatının önünde tutandır.
Seçim yaklaşırken her parti ve grup içinde liderlik hayali ve isteği olanlar olabilir. Lakin, herkesin iyi düşünüp, olayları doğru değerlendirmesi gerekmektedir.
Seçim çekişmelerinin kızışmaya başladığı şu günlerde, Milli Görüş tabanına seslenmek gerekmektedir:
w Şimdiye kadar giden gitmiştir. Ama gidenlerin şimdi de dönüp, "bir bozan olmayın" gibisinden serzenişte bulunmaya asla hakları yoktur. Vicdanlarını rahatlatmak istiyorlarsa doğru karardan ve doğru liderlerden ayrılmayan Saadet Partisi ne oy vermeleri gerekmektedir.
w Milli Görüş, hakiki anlamda milli çıkarları ve milletin çıkarını göz önüne alarak çare üreten bir ideolojidir. Hiç bir dış güçten, IMF, DB, AB gibi kurumdan emir almadan yoluna devam etmektedir.
w "Sanal Milli Görüşçüler veya "MG gömleğini çıkartanlar", 4,5 yıldır kendi çıkarlarına çalışmayı örtmek için kılıf olarak "biz de Milli Görüşcüyüz" lafını kullanmışlardır. Ama bununla ancak kendilerini kandırmaktadırlar. Veya ülkenin, vatan topraklarının, bankaların, portların, limanların velhasılı herşeyin nasıl satıldığını ve milletin elinden tek tek çıktığını görmemek için çok büyük bir gayret göstermektedirler. Bu da herhalde yine kendi vicdanlarının sesini bastırmak için yaptıkları bir gayrettir. O halde onlara söylenecek söz," uyanın, etrafınıza bakın, ne olduğunu yani gerçeği görün ve sonra nerede olmak istediğinizin kararını verin" demek gerekir. Hakikati görenin mutlaka prensiplerinden şaşmayan, "Saadet Partisi ne oy vermesi ve yaptığı yanlışı düzeltmesi gerekmektedir."
w Kısacası sırf iktidar ve mevkii hırsı ile yapılan tekliflere kulak açmak, sırf şahsi kazanç için prensiplerden çaymak en büyük hatalardan birisidir. Sırf kendi şahsi kişiliğini tatmin için daha büyük değerleri unutmak ve kaybetmek, kişiliği yok etmek demektir.
w Büyük zaferler ve hakiki başarıların anahtarı: Doğru prensipler, sadakat, dürüstük ve ilkeli olmaktır.
w Zafer, ancak insanın kendine ve gayesine olan inancı ve kararlılığı ile gerçekleşebilir.