Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz. İnsan; diğer insanlarla birlikte yaşamaya muhtaç sosyal bir varlıktır. Bu birlikteliğin huzurlu bir şekilde devam edebilmesi, herkesin sorumluluk ve haklarını bilmesi, bunların gereklerini yerine getirmesi ile mümkündür. Kur’an, inananları ümmet olmaya yönlendirir. Ümmet; insanları hayra çağırmak, iyiliği emretmek, kötülükleri menetmek için bir lider etrafında toplanmış şuurlu topluluktur. Lider; hak bir davayı telkin ve teklif eden şuurlu bir topluluk için tespihin imamesi gibidir. Bizim liderlerimiz bizden olan önderlerdir.
Bizim liderlerimiz, takva sahiplerine önderlik ederler. Allah, bizden şöyle dua etmemizi ister. Furkan 74: “Rabbimiz; bize gözümüzü aydınlatacak eşler ve zürriyetler bağışla ve bizi takva sahiplerine önder yap…” Demek ki, şuurlu bir topluluğa liderlik yapmak, çok kıymetli bir şeydir. Talut’un İsrailoğullarına lider atanma gerekçeleri anlatılırken, önder olmanın temel ilkeleri şöyle sıralanmıştır. Bakara 247: “…Allah sizin için lider olarak Talut’u seçti. Onlar, ‘Biz liderliğe ondan daha layık olduğumuz ve ona bir mal genişliği de verilmediği halde nasıl bizim üzerimize lider olabilir?’ dediler. Peygamberleri, ‘Doğrusu Allah onu sizin üzerinize seçti ve onun bilgisini ve bedensel gücünü artırdı. Allah mülkünü dilediğine verir. Allah lütfu geniş olan ve her şeyi bilendir’ dedi.”
Liderlik, parayla, pulla, şanla, şöhretle değil ilimle ve iman gücüyle olur. Bizim liderlerimiz genel olarak; inanç, ilim, liyakat, dirayet, cesaret ve adalet sahibi kimseler olurlar. Bizim liderlerimiz; “Ben sizin en hayırlınız olmadığım halde başınıza geçmiş bulunuyorum. Eğer iyilik yaparsam bana yardımcı olunuz, kötülük yaparsam beni doğrultunuz. Doğruluk emanettir, yalan ihanettir. İçinizdeki en zayıfınız, hakkını alana kadar yanımda en güçlünüz olacaktır. Cihadı terk eden millet zelil olur. Toplumda fuhşun yaygınlaşması, toplumsal belaların gelmesine sebeptir. Allah’a ve peygamberine bağlı kaldığım sürece bana itaat ediniz, aksi durumda bana itaat etmeniz gerekmez” diyebilenlerden olur ve böyle olan liderin arkasından gidilir.
LİDERLER İLE ÇAĞRILMAK
Yüce Rabbimiz, şu ayetle dikkatlerimizi kıyamet gününe çekiyor. İsra 71: “O gün her toplumu, uydukları liderlerle beraber çağıracağız. Gerçekten de kitabı sağ eline verilenler, tutanaklarını sevinçle okuyacaklardır. Bununla birlikte, kimseye de kıl kadar haksızlık yapılmayacaktır.” Bir topluluk; İslam’a teslim olmuş, bu uğurda malıyla canıyla bütün insanların saadet bulması için cihat etmişse, bu topluluk, onları bu yolda tutan, sevk ve idare eden liderleriyle çağırılacaktır. Topluluk, batıla sapmış, faizci kapitalist düzene rıza göstermiş ise, onlar da sapıtan ve saptıran lideriyle birlikte çağrılacaktır. Yani dünya hayatında kim kime uymuşsa, kimin izinden gitmişse, kimin güdümüne girmişse onunla birlikte çağırılacaktır. Sonuçta topluluklar; peşinden gittikleri liderlerle dirilecekler ve onların gittiği yere gideceklerdir. Bir liderin peşinden gitmek bir irade meselesidir ve bir ameldir ve herkes ameline göre karşılık bulur. O gün insanlar, ey şirk koşanlar, ey inkârcılar, ey münafıklar, ey faizciler, ey hırsızlar diye de çağrılacaktır. Ayrıca her ümmet, kendi peygamberi ile birlikte çağrılıp Allah’ın huzuruna çıkacaktır. Son peygambere ümmet olmayı başaran bizler de, peygamberimiz Hz. Muhammed’in liderliğinde huzura çağrılacağız.
Kendimizi, bu güzel peygambere layık hale getirmeye gayret etmeliyiz. Bu ise; o güzel peygamberi doğru bir şekilde tanımak, onu canımızdan çok sevmek, onun telkin ve teklif ettiği adil düzen yolundan gitmek ve ona layık olmakla olacaktır. Ve yine her toplum; kendilerine inmiş olan kitaplarıyla çağırılıp o kitabın bildirdiği iman esaslarına, ahlâka, ilme, helal ve harama, sosyal ve iktisadi hükümlere, hak ve adalet ölçülerine uyup uymadıklarından hesaba çekilecektir. Bu ümmet de Kur’an’la birlikte çağırılacak ve O’nun ile sorgulanacaktır. O gün herkesin önüne amel defterleri konulacaktır. İnsanlar, “Bu defterlere ne olmuş da, büyük küçük her şeyi kaydetmiş” diyeceklerdir. Hayatını İslam’ca yaşamayanlar da o gün, “Ah, keşke defterim bana verilmeseydi” diyeceklerdir.
EMİR SAHİPLERİ
Bizden olan liderler emir sahibidir. Onlar bizleri; Kur’an ve sünnet rehberliğinde iyiye ve güzele, doğruya, faydalıya ve adalete yönlendirirler ve cihadımıza komutanlık ederler. İlim ve hikmet ehlidirler. Onların en önemli özelliklerinden birisi de güçlü bir imana sahip olmalarıdır. Bizim liderlerimiz planlı ve programlı çalışır, disiplin ve ciddiyetten taviz vermez. Birlikte çalıştıkları kadroları adaletle yönetirler, onları gözetip korurlar. Vefalıdırlar. İstişaresiz iş görmezler. Örnek ve öğretmendirler. Kararlı ve azimlidirler. Az konuşurlar, çok çalışırlar. Bizleri her türlü yanlış akımlardan ve hatalı davranışlardan koruyan kalkandırlar. İnananlar ibadet aşkıyla çalışmak zorundadır. Emir sahipleri, bu inancı sürekli olarak üyelere ve çalışma arkadaşlarına hatırlatır. Çünkü bu inanç, hem kardeşlik bağlarını kuvvetlenmesine hem de çalışmaların daha verimli olmasına uygun bir ortam hazırlar. Safların sağlamlaşması ve maneviyatın daha da yükselmesi için sürekli olarak eğitim yaparlar. Haklı bir dava, takva ve ihlâsla yürür. Bizim liderlerimiz maruf ve helal olanı emreder, kötü ve haram olanı meneder. Hidayet, feraset ve dirayetiyle hareketi hedefine taşımak, emir sahiplerinin önemli görevlerindendir. Merhamet sahibidirler, resmiyete ve şekilciliğe önem vermez, her zaman kadro ile iç içedirler. O ümmet ve teşkilat arasında manevi bağların, kardeşliğin güçlenmesini önemser. Bir harekette fikir ve eylem birliği önemlidir. Bu heyecanı ve çalışma aşkını artırır. Emir sahipleri, hareketin ittifakına zara verecek her türlü girişimlere mani olur. Ne yapıyorsa Allah rızası için yapar. Kınayanın kınamasına aldırmazlar. Selam hidayete tabi olanlara…