Günlerdir bazı ülkelerin liderleri adeta panik içinde ABD tarafından dinlenmiş olduklarını öğrenmenin şaşkınlığını yaşıyorlar. Böyle bir şaşkınlığın gerçekçi olduğunu düşünenlerden değilim. Tüm dünya ülkelerinin imkanları ve sahip oldukları güçle orantılı olarak bir istihbarat ağı oluşturduklarını, istihbaratlarını çeşitli yollardan yürüttüklerini sanıyorum bilmeyen yoktur. Soğuk savaş yıllarına istihbarat savaşlarının hakim olduğunu, bugün de aynı yarışın devam ettiğini söylemek yanlış olmaz. Elbette, bazı ülkeler elde ettikleri istihbaratları başka bazı ülkelerle paylaşabilirler. Özellikle ABD’nin İsrail ile yoğun istihbarat paylaşımı içinde olduğu gizli bir husus değil.
Bu bakımdan dinleme haberleri üzerine gazetelere yansıyan başlıklar dikkat çekici olduğu kadar insanı şaşırtan bir gelişmeydi. Sanki ABD’nin dünyayı dinlediği, dünyaya ait bilgileri belli bir merkezde topladığı bazı liderlerce bilinmiyormuş ve bunu ilk defa öğreniyormuş havası estirmelerini ciddi bulmak mümkün değil. Şimdi birkaç gündür gazetelere yansıyan telekulak haberleri ile ilgili başlıklardan birkaçını aktarmak istiyorum:
“Avrupa’dan ABD’ye totalitarizm uyarısı”, “Avrupa’dan ABD’ye dinleme çıkarması”, “BM’den en çok telekulak konuşuldu”, “Merkel-Holland ABD ile gemileri yaktı”, “ABD Bizi de dinledi mi ”, “ABD Türkiye’yi de takibe almış”, “Dinlemedik diyemedi”, “Avrupa’da gündem ABD’nin casusluğu”..
ABD geçmişte istihbaratını çeşitli ülkelerdeki üslerine yerleştirdiği üsler ile Samos Casus Uyduları aracılığı ile yapardı. Şimdilerde ise teknolojideki olağanüstü gelişmelerin imkanlarını kullanarak tüm dünyadaki haberleşmeyi, telefon konuşmalarını, faks, internet ve yazışmaları dinliyor ve elde ettiği bilgileri depoluyor. İstediği kişinin yerini telefonlarından saptıyor (1). Bunun için NSA adlı bir kurum oluşturulmuş ve bu kurum elektronik istihbarat yapmaktadır. Bu işin aslında gizli bir yanı da yoktur. Söz gelimi Bush Beyaz Saray’dan ayrılmadan önce kendisine sağladığı yararlardan ötürü NSA genel merkezinde yaptığı konuşmada bu oluşuma teşekkür etmiştir. Bush’un şu cümlesi sanıyorum bugün bazı liderlerin şaşkınlık sergilemelerinin anlamsızlığını göstermeye yeter:
“Telefon konuşmalarını dinlemenin uluslararası alanda karar verme sürecinin önemli bir etkeni olduğunu, ABD Başkanı olarak sizlere belirtebilirim.” (2)
Bu konuşma piyasada satılmakta olan Hakan Yılmaz Çebi’nin”3.Dünya Savaşı” isimli kitabında da yer aldığına göre başta Merkel olmak üzere bazı ülkelerin liderlerinin dinlendiklerini ilk defa duyuyormuş şaşkınlığı sergilemeleri şaşkınlık vericidir..
Yine aynı kitapta bir başka yetkili ağızdan şu hususlara yer veriliyor::
“Tüm iletişim ağları üzerinde yapılan görüşmelerin ve yazışmaların tümü veya en azından yüzde 95’ini dev bilgisayarlara kaydedilebilmektedir.”
Bunu yapabilmek için ABD’nin elinde 5 kıtada yirmiye yakın ilkeye dağılmış gizli üs ve bu üslerde iletişim uyduları bulunmaktadır. (3)
Küreselleşen dünya küresel güçlerin açık alanı haline gelmiş bulunuyor. Zaten Gizli Dünya Devleti’nin oluşması ve bunun dünyaya hükmedebilmesi için önce tüm ülkelerin tek bir merkez tarafından her alanda kontrol altına alınması gerekiyordu. İletişim alanındaki gelişmeler sömürgecilerin işini kolaylaştırırken, küresel sermayenin oluşturduğu örgütlerde dünya ekonomisini belli odakların kontrolüne sokmuş bulunuyor. Ulus devletlerin küresel güçlerin çizgisi dışına çıkma imkanı giderek ortadan kaldırılıyor. Böyle olunca ABD’nin elektronik dinlemesine takıldıklarını öğrenen bazı liderlerin öfkeye kapılması anlamsızlaştığı gibi, dünyadaki gelişmelerden habersiz oldukları gibi bir görüntü ortaya çıkıyor. Bundan kurtulmanın çaresi habersiz gibi davranmak değil, yeni bir dünyanın oluşmasına katkı sağlamaktadır.