Busbecg, İstanbul a gelmese idi, Avrupa leylak ve laleyi tanımayacaktı. Kanuni döneminin ünlü elçisi bir çiçek yurdu olan Osmanlı diyarını, bizim için de bir hayal ülke olarak betimlemekte:
"Edirne de bir gün kaldık. Oradan İstanbul a doğru seyahatimizin son safhası başladı. Artık İstanbul a yaklaşmıştık. Buradan geçtiğimiz zaman, her tarafta nergis, sümbül ve lale gibi birçok çiçeklere rast geldik. Bunların kış ortasında açmış olduklarını görmek bizi hayretler içinde bıraktı. Çünkü bu müsait bir mevsim değildir. Pek çok nergis ve sümbül o kadar güzel kokarlar ki, çok olurlarsa alışmamış olanlara başağrısı verirler.
Lalelerin kokusu pek azdır yahut tamamen kokusuzdurlar. Fakat güzellikleri ve renklerinin tenevvürü insanı hayran bırakır. Türkler çiçeğe çok düşkündürler ve pek garip olmakla beraber, bir güzel çiçek için birçok para vermekten çekinmezler."
Busbecg 1554 de İstanbul da idi.
Edirne den başlayan çiçek taburlarının görkemini anlattığı "Türk Mektupları"nı şimdi gelip yazsa kim bilir nasıl şaşırırdı.
Türklerin artık çiçekle ilgilenmediğini.
Lale ve nergisin necip soyunu Hollanda ya bağışlayıp, evlatlıktan reddettiklerini.
Sümbülün, nergisin Türkiye de tükenmekle yüz yüze geldiğini.
Almanya da bile her yan, asil sümbüllerden geçilmezken.
Bu çinilere renk veren mor ve pembe, beyaz soylu çiçekler etraftan çekilmiştir.
Ana yurdu orta Asya dan sonra geldiği küçük Asya, Anadolu da son asırlarda hiç de içten davranılmadığı için daha batıya gitmek zorunda kalışını elbet bilmiyor Busbecg.
Daha da büyük bir estetik ve zevk kıyımına uğradığımızdan da haberi yok, bu bedeni St. Germain kilisesinde, kalbi aile mezarlığında, aklı İstanbul da kalmış yazarın.
Eğer görse idi çiçekçilerimizde bile ucuz Çin malı naylon çiçeklerin satıldığını.
Kahrından tekrar ölürdü her halde.
Gerçi son yıllarda belediye zengin muhitlere lale dikmekte.
Yoksul mahallelere de gelirse aynı hizmet, gelecek kuşakların estetik boyutları büyük bir ivme kazanacak.
Şu günler lale ve sümbül mevsimi.
Ne ki ülkemizde oldukça pahalı.
Bizden nergis ve sümbül götüren Avrupa da sebil.
Busbecg ten intikam alırcasına her yurtdışı seferinde batının elektronik çöplüğünü değil, sadece çiçeklerini alıp getiriyorum.
Bu oldukça ucuz çiçekler, ne yazık ki Osmanlı sümbülleri gibi kokmuyor.
Bir olumsuzluk da onları sıcak odada muhafaza ettiğim için kısa sürede solmaktalar.
Lalelerin görkemi birkaç günde biterken, sümbülleri de sıcak, kendinden geçirecek kadar hırpalamakta.
Soğukta, bahçede daha iyi ayakta kalan kış çiçeklerini insan ne kadar seyretsin ki bıksın.
Evdeki terapi seansınız gibidir oysa çiçeklerle geçirilecek vakitler.
Bu insanın çok yakın dostu canlıların soylarına biraz daha saygı lütfen.
Naylon taklitlerini de çöplüğe bırakmanın vakti, çoktan geçmekte.