'Levlake' Rivayeti ve 'Nur-u Muhammedi' Meselesi-9

Abone Ol

Meseleyi felsefî iddialar olarak değil, rivayetler

esasında irdelenen bir mesele olarak alırsak, ilgili rivayetler hakkındaki yorumların

da gereği gibi izah ve tatmin edici olmaktan uzak olduğunu da görebiliriz.

Geçen yazılarda İmam Takiyüddîn es-Sübkî nin altını

çizdiği bir husus vardı: Âdem (yaratılış sürecinde) ruh ile beden arasındayken

ben peygamberdim hadisinde ifade buyurulan meseleyi nasıl anlamak gerekir

Bunun, Allah Teala nın ilminde veya Levh-i Mahfuz da

peygamberdi şeklinde anlaşılması gerektiğini söylemek izah edici olmaktan

uzaktır. Zira aynı şey ( Allah Teala nın ilminde veya Levh-i Mahfuz da

peygamber olma durumu) diğer peygamberler için de geçerlidir. Dolayısıyla

burada Efendimiz (s.a.v) e özgü bir durum bulunduğunu söylemek mümkün değildir.

Denebilir ki: Efendimiz (s.a.v) in bu cevabında O na

özgü bir durumun ifade edildiğini düşünmek şart değildir. Efendimiz (s.a.v)

burada sorunun sadece kendisini ilgilendiren yönünü cevaplandırmıştır.

Dolayısıyla O nun bu cevabından Nur-u Muhammedî veya Hakikat-ı Muhammediyye

çıkmaz.

Bu itiraza şöyle mukabele ederiz: Efendimiz (s.a.v) in

peygamberlik vasfına sahip kılındığı zamanı anlatmak için Hz. Âdem (a.s) ın

yaratılış sürecini özellikle zikretmiş olması elbette anlamsız değildir.

Buradan anlaşılması gereken şudur: Efendimiz (s.a.v) ne zaman peygamber olduğu

sorusuna, ilk peygamber olan Hz. Âdem (a.s) ı bahse konu ederek cevap

vermektedir. Kâinat yaratılış sürecinde şu aşamadayken gibi bir cevap vermek

yerine, peygamberlik vasfına sahip oluşunu ilk insanın ve ilk peygamberin

yaratılış süreciyle ilişkilendirerek anlatması, peygamberlik vasfında da,

yaratılış hakikatinde de Hz. Âdem (a.s) dan, dolayısıyla bütün insanlıktan

mukaddem olduğunu ifade eder.

Ben yaratılış itibariyle peygamberlerin ilki, gönderiliş

(zamanı) itibariyle sonuncusuyum 1 hadisi de bu izah tarzını teyit etmektedir. Efendimiz (s.a.v) in yaratılış

itibariyle peygamberlerin ilki olması, aynı zamanda insanların da ilki olması demektir. Zira ilk insan aynı

zamanda ilk peygamberdir.

 Devam edecek...

1Hadisi el-Bezzâr Müsned inde (XVII, 5 vd.), et-Taberî,

Tehzîbu l-Âsâr da (Müsnedu İbn Abbâs, I, 433 vd.), İbn Bettâ, el-İbâne de (I,

5) rivayet etmiştir. el-Bezzâ ile İbn Bettâ nın senedlerinde, ravi, er-Rebî b.

Enes, hadisi Ebû Hureyre (r.a) dan kendisine nakleden kişinin Ebu l-Âliye mi,

yoksa başka biri mi olduğu konusunda mütereddit olduğunu belirten bir ifade

kullanmıştır. Bu sebeple el-Heysemî (Mecma u z-Zevâid, I, 236), bu rivayeti Ebû

Hureyre (r.a) dan nakleden tabiî ravinin meçhul olduğunu, bununla birlikte

rivayetin diğer ravilerinin güvenilir olduğunu söylemiştir.

Ancak et-Taberî nin senedinde, hadisi Ebu l-Âliye nin

naklettiği kesin bir ifadeyle belirtilmekte, buna mukabil sahabî ravinin Ebû

Hureyre mi, yoksa başka bir sahabî mi olduğu konusunda tereddüt bulunduğu

zikredilmektedir. et-Taberî, bu tereddüdün ravi Ebû Ca fer er-Râzî ye ait olduğunu

özellikle belirtir. Bu durumda meçhul ravi sahabî olmaktadır ki, Usul-i Hadis

kaideleri doğrultusunda bu cehalet taz if sebebi değildir.