'Levlake' Rivayeti ve 'Nur-u Muhammedi' Meselesi-11

Abone Ol

Bu söz (Allah Teala âlemi Hz. Peygamberin

hürmetine/O nun için yarattığını söylemek, E.S), Göklerde ve yerde olanları

sizin emrinize musahhar kılmıştır.   Emriyle denizde yürümesi için size gemileri musahhar kıldı ve nehirleri

de sizin hizmetinize verdi.   Adetleri

üzere hareket eden güneşi ve ayı size musahhar kıldı ve geceyi ve gündüzü sizin

emrinize verdi. Ve istediğiniz şeylerin hepsinden size verdi; öyle ki, Allah ın

nimetini saysanız, bitiremezsiniz   gibi

mahlûkatın Âdemoğulları için yaratıldığını ifade eden ayetlerde anlatılan durum

gibi açıklanabilir. Malumdur ki, bunlarda, zikredilen hikmetlerden/sebeplerden

başka, büyük, hatta onlardan daha büyük hikmetler de vardır. Bu ayetlerde ise,

Âdemoğlunun zikredilen mahlûkattaki menfaati ve ona nimet olarak veriliş veçhi

dikkate sunulmuştur.

Herhangi bir şey hakkında şunun için yaptı

denildiğinde, bu, o işte başka bir hikmet bulunmamasını gerektirmez. Aynı

şekilde, Şu olmasaydı, bu yaratılmazdı şeklindeki söz de, o konuda başka

büyük hikmetler bulunmamasını icap ettirmez. Aksine bu söz şunu söylemeyi

gerektirir: Hz. Muhammed (S.A.V.) Âdemoğullarının salihlerinin en efdali

olduğuna ve O nun yaratılışı arzu edilen bir gaye, son derece büyük bir hikmet

ve diğerlerinden daha büyük bir maksat olduğuna göre, hilkatin tamamlığı ve

kemalin nihayeti de Hz. Muhammed (S.A.V.) ile olacaktır. ( )

O (S.A.V.) şöyle buyurmuştur: Âdem (yaratılış sürecinde)

balçığı içinde (balçık halinde) yeryüzüne atıldığı zaman (balcık halindeyken ve

kendisine henüz ruh üflenmemişken) ben Allah Teala katında peygamberlerin

sonuncusu olarak yazılmıştım.   Yani

benim peygamberliğim, Âdem (A.S.) yaratıldığında kendisine ruh üflenmeden önce

yazıldı ve izhar edildi. Bu, tıpkı Allah Teala nın, cenin anne karnındayken

onun rızkını, ecelini, amelini, bedbaht mı olacağını bahtiyar mı olacağını

henüz kendisine ruh üflenmeden yazması gibidir. İnsan mahlûkatın hatemi ve

sonuncusu olduğuna ve mahlûkatın özelliklerine bünyesinde toplayan varlık

olduğuna göre, insanın üstünü, mutlak anlamda mahlûkatın da üstünüdür. (İnsanın

diğer mahlûkatın özü ve en üstünü olması gibi) Hz. Muhammed (S.A.V.) de bu

varlığın (insanın) en üstünü, bu değirmen taşının mili ve varlıklar toplamının

aksamı olduğuna göre, mahlûkatta gayelerin gayesi mesabesindedir. Bu itibarla,

Bütün mevcudat O nun için/hürmetine yaratılmıştır; O olmasaydı kâinat

yaratılmazdı dense inkâr olunmaz

Bir önceki yazıdan devam eden bu sözlerin kime ait

olduğunu sizin tahminlerinize bırakacağım.

Bir sonraki yazıda konuyla ilgili muhtemel itirazlara

değinerek bu seriyi de noktalamış olacağız inşallah.

(Devam edecek.)

31/Lokmân, 20.

14/İbrâhîm, 32.

14/İbrâhîm, 33.

Hadisin buradakine yakın lafızlarla rivayeti için bkz.

Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, IV, 127-8.