Gül ün adaylığını savunmak için işin içine Atatürk ün annesi Zübeyde Hanım ile eşi Latife Hanım ın katılmasını, buradan gidilerek eşinin başı örtülü bir kişinin de Cumhurbaşkanı olabileceğinin ileri sürülmesini zorlama ve gereksiz savunma olarak görüyorum. Zaten iş Latife Hanım a ve Atatürk ün yanında başı örtülü olarak çekilmiş fotoğraflara gelince Atatürçüler hemen Latife Hanım ın aslında başının açık olduğunu ileri sürmeye başladılar. Latife Hanım ın başının açık ya da kapalı olmasının gerekçe olarak bugün seçeceğimiz Cumhurbaşkanı nın karşısına çıkartılması bana göre yanlış.
Ancak bu noktada hemen belirteyim ki, Latife Hanım ın Atatürk ile evlenene kadar başının açık olması evlendikten sonra gezilerde ve merasimlerde Atatürk ün yanında başı örtülü olarak yer aldığı, O na eşlik ettiği gerçeğini ortadan kaldırır mı
Latife Hanım ın evlenene kadar başı açık idiyse ve Atatürk ile evlendikten sonra dış mekanlarda başını örtüyor olması gerçeği bugün yapılan tartışmalarda ölçü olacaksa Hayrünnisa Hanım ın başının örtülü olması takdire şayan bir hareket tarzı olmalı değil mi Latife Hanım ın başını örtmesine Atatürk ün gösterdiği anlayış ve saygıyı günümüz Atatürkçüleri Hayrünnisa Hanım a niçin gösteremezler
Bu bakımdan bir tarafın Latife Hanım ın başının kapalı oluşunu, diğer tarafın evlilik öncesi başının açık oluşunu ortaya delil olarak getirmelere bize göre gerek yoktur. Latife Hanım ın evlenmeden öncesi ve sonraki hali kişisel tercihidir. Belki bu tercihte Atatürk ün de rolü vardır. Kişisel tercihler üzerinde yorum yapmanın sağlıklı bir yanı yoktur. Demek ki Atatürk için eşinin başının örtülü olması da olmaması da normal bir davranışmış. Ne var ki bugünkü Atatürkçüler çok tahammülsüzler. Kendi isteklerini toplumun geneline yaymak ve hatta dayatmak gibi bir tavır sergiliyorlar. Bunu yaparken de Atatürk ün arkasına sığınmayı ihmal etmiyorlar.
Kişisel tercihlerin devlet sorunu gibi takdim edilerek tartışmaya açılmasının bu ülkeye hiçbir katkısı olmadığını artık bütün kesimler olarak anlamak durumundayız.
Bugün ülkemizin karşı karşıya bulunduğu ekonomik kriz giderek ağırlaşırken tartışmaların hâlâ Atatürk ün eşi ile Abdullah Gül ün eşinin başörtüsü etrafından sürdürülmesi ne kadar doğrudur
Son birkaç gündür borsa düşüyor, dolar yükseliyor. Ekonomide ciddi bir sarsıntı yaşanıyor. Bir diğer ifade ile ülkemizde sıcak para yeniden gözünü dışarıya çevirdi. Bunun sebebi de ülkemiz ekonomisindeki bir takım çalkantılar değil. ABD de yaşanan batak kredi krizi sonunda geldi, birçok ülke ile birlikte bizi de vurdu. Uzmanlar bu sarsıntının ne kadar süreceği konusunda kesin birşey söyleyemedikleri gibi iyimser birtakım tahminlerde de bulunamıyorlar. Sadece daha kötüye gitmemesi yönünde temennilerini dile getiriyorlar.
Ekonomideki sarsıntının krize dönüşmesi ülkemiz için bir felaket anlamına geliyor. Bu felaket üzerine yoğunlaşmak, en az zararla atlamak için iktidarı ve muhalefeti ile topyekün herkesin elinden geleni yapması gerekirken, özellikle anamuhalefet partisi, bu gidişle yakında ana muhalefet olma özelliğini kaybedeceğe benziyor. Çünkü böyle anamuhalefet partisi olunmaz ülkeyi getirip başörtüsüne dolamış durumda. Bunun için bir takım çevreleri ve güçleri harekete geçirmek için kışkırtıcılık yapılıyor.
Buna karşılık Abdullah Gül kapı kapı dolaşıp destek istiyor, yemin billah ederek. "Ben sizin zannetiğiniz gibi birisi değilim" deyip duruyor. Bize göre bu tür tavırlar daha şimdiden Cumhurbaşkanı nın ağırlığını azaltıyor. Kaldı ki, Cumhurbaşkanı olacak kişinin ülkedeki tüm partilerin ve sivil toplum örgütlerinin desteğini alması gibi zorunluluk da yoktur. Çünkü, böyle bir desteğin alınması sadece ülkemizde değil, dünyada mümkün değildir.
Belli ki işin cılkını çıkartıyoruz.