Güneydoğu kökenli bir sorunumuz var.. Buna kimileri "Kürt sorunu" demeyi tercih ediyor ve böyle söylenmesini istiyorlar.. Genelde ise "Güneydoğu Sorunu" olarak nitelendiriliyor. Bu arada "Terör Sorunu" ya da "PKK Sorunu" olarak nitelendirenler de var.. Aslında olayın nasıl nitelendirildiği çok da önemli değil. Önemli olan olayın kendisi ve kan dökülüyor olması.. Sanıyorum asıl sorun da bu olayın arkasında kimlerin, hangi güçlerin bulunduğu, bunun ne kadarının iç, ne kadarının dış kaynaklı olduğudur. Yani, bir bakıma sorunun tarifinin doğru yapılması gerekiyor. Tarif doğru yapılmadan mesele üzerinde konuşup durmanın fazla bir anlamı olmuyor. Daha doğrusu laf ebeliği ile sorunlara çözüm bulunmuyor.
Genelde terör olayları azalıp, ortalığa sessizlik hakim olunca konu unutuluyor, bazı siyasiler bu sessizliğin hakim oluşunda kendilerinin önemli payı olduğunu ileri sürerek bununla siyasi rant alde etmeye çalışıyorlar.. Aradan zaman geçip, olaylar bir şekilde yeniden başlayınca bu defa ceza kanunlarında değişiklik yapılması akla geliyor ve günlerce bunun üzerinde tartışmalar yapılıyor. Tüm bunlar olurken kan akıyor, insanlar ölüyor.
Bize göre adına kim ne diyorsa desin ama, bu soruna köklü ve kalıcı bir çözüm bulunsun.. Milletin lafa karnı tok artık.
Bize göre terör emperyalist güçlerin ülkemizde kardeşi kardeşe düşürme planının bir parçasıdır. Bu oyunun mutlaka bozulması gerekir.. Bu ülkede terörden rahatsız, farklılıklara rağmen birlikte yaşamaktan yana olan herkes artık karnından konuşmaktan vazgeçmelidir.. Sokakta farklı, kapalı kapılar ardında farklı konuşmak da terkedilmelidir. Kürdü ile Türkü ile bu toplumun bölünmesi, parçalanması mümkün değildir.. Çünkü yüzyıllar boyu öylesine içiçe geçilmiş, kaşnaşmışız ki bir takım dış güçlerin iddalarının aksine bir bütünleşme söz konusudur. Bunu söylerken ben Kürdüm diyene de hayır Kürt değilsin gibi bir dayatmanın içinde bulunmanın meselenin çözümüne hiçbir katkısı olmayacaktır.. Kürdü ile Türkü ile insanlarımız için birleştirici unsur olarak İslam yeterlidir. Buna karşılık kabul edilmesi gereken bir husus ise, terör hiçbir şekilde ve hiçbir gerekçe ile mazur görülemez, destek verilemez. Bir takım gerekçelerin arkasına sığınarak olaylarla hiçbir ilgisi olmayan insanların öldürülmesi bir pazarlık konusu yapılamaz, yapmaya kalkanlar ise insanlıktan nasiplerini almamış olanlardır.
Terör gerçekten yok edilmek isteniyorsa, terör bahane edilerek hak ve özgürlüklerin askıya alınması, masum insanların cezalandırılması, kısacası toplum şiddet yoluyla sindirilmeye çalışılmamaladır.. Çünkü, terör nasıl insanlık suçu ise, terör yok edilecek diye karşi şiddete başvurulması da aynı derecede insanlık suçudur. Kaldı ki, şiddet kullanarak topulumu sindirmiş olsanız bile gönüllerini kazanamazsınız, bilakis kin tohumları ekmiş olursunuz.
Bu söylediğimin gerçekleştirilmesinin zor olduğunu biliyorum.. Terörle mücadele ederken kadife eldiven giyilmesi ve mücadelede başarı elde edilmesi tabii ki kolay değildir. Ancak, toplumun bir kesimini topyekün düşman kabul edip ona göre bunların yokedilmesi gerektiği gibi bir mantıkla hareket mümkün değildir. İşte bu noktada özellikle olayların dışında kalmaya çalışan, bunun için çaba sarfeden Kürtler çoğunluğu oluşturmaktadır. Bu insanları iki ateş arasında bırakmamaya dikkat etmek gerekiyor. Geçmişte bu hata yapıldı. Devlet bu insanları PKKterörüne karşı yeterince koruyamadı, böyle olunca da gece terör örgütü militanları köylerini bastı, gündüz de devlet gücleri gece PKK ya yataklık ettikleri gerekcesiyle suçladı. Olan da işte bu garibanlara oldu.
Netice olarak emperyalist güçlerin ülkemiz üzerindeki bu oyununun önce bu dış bağlantılarının kesilmesi gerekiyor. Bu konuda ülkeyi yönetenler kesin tavır koymak durumundadırlar.. Birtakım çıkar hesapları uğruna bu terör örgütüne destek veren ülkelerle dostluk ilişkileri içinde olunduğu gibi bir söylemden vazgeçilmelidir.. Bu hususta yapılması gereken bir başka çok önemli iş ise, sınırlarımıza her ne şekilde olursa olsun sahip çıkılmalı, terörün dış desteğinin kesilmesi gerekiyor. Bunlar yapılmadan nutuklar atıp durmanın anlamı yoktur.. Hatta, bu boş laflar milletimizi bıktırmıştır.