Saadet Partisi Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş; One Minute çıkışı ve Mavi Marmara katliamından sonra yaşanan süreçte Hükümetin söylemleriyle eylemleri arasında büyük çelişkiler ortaya çıktığını söyledi. Kurtulmuş; Mavi Marmara katliamından sonra Başbakan Erdoğan‘ın söylem itibariyle sert mesajlar verdiğini ancak eylem konusunda Hükümet olarak yapılması gerekenleri yapmadığını vurguladı.
Hükümet sadece konuşuyor
Mavi Marmara Katliamı ve Türkiye İsrail ilişkileri konusunda önemli değerlendirmelerde bulunan Kurtulmuş; güçlü bir savunma sanayi olmadan söylenen sözün etkili olamayacağına dikkat çekti. Kurtulmuş; "Uçaklarınızı kendiniz yapamıyorsanız, yazılım sistemlerini kendiniz oluşturamıyorsanız, uçaklarınızın modernizasyonunu Amerika‘daki şirketlere, tanklarınızın modernizasyonunu İsrail şirketlerine yaptırıyorsanız Mavi Marmara katliamından sonra ‘İsrail özür dilesin‘ sözü kuru sıkı bir laftan öteye geçemez" diye konuştu.
Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!
"One minute çıkışından sonra sonra Türkiye‘nin İsrail‘den ithalatı artmış, ihracatı azalmış. Yani İsrail bizden mal almamış ama biz arttırarak almaya devam etmişiz" diyen Kurtulmuş, "Sonra Türkiye kendi eliyle 27-28 Mayıs 2010‘da İsrail‘i OECD üyesi yapan kararın altına imza attı. Bu İsrail‘in 1967‘den bu yana uluslar arası alanda İsrail‘in kazandığı en büyük diplomatik başarıdır ve bunu Türkiye hediye etmiştir. Lafta esip gürleyeceksiniz ama OECD‘de İsrail‘e evet diyeceksiniz. ATOM Enerjisi Kurumu‘nda İsrail‘in nükleer kapasitesi ile ilgili oylamada çekimser oy kullanacaksınız. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Bütün bu örnekler gösteriyor ki İsrail politikalarından one minute‘un hiçbir karşılığı yoktur." diye konuştu.
Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş; One Minute çıkışı ve Mavi Marmara katliamından sonra yaşanan süreçte Hükümetin söylemleriyle eylemleri arasında büyük çelişkiler ortaya çıktığını söyledi. Kurtulmuş; Mavi Marmara katliamından sonra Başbakan Erdoğan‘ın söylem itibariyle sert mesajlar verdiğini ancak eylem konusunda Hükümet olarak yapılması gerekenleri yapmadığını vurguladı. Bazı gazete ve televizyonların Ankara temsilcileriyle bir araya gelen Numan Kurtulmuş gündemdeki gelişmelerle ilgili çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Fox TV‘den Sedat Bozkurt, STV‘den Abdullah Abdulkadiroğlu; Beyaz TV‘den Latif Şimşek, Kon TV‘den Sinan Burhan, Yeni Şafak Gazetesi‘nden Abdülkadir Selvi, Star Gazetesi‘nden Şamil Tayyar, Vakit Gazetesi‘nden Serdar Arseven, Bugün Gazetesi‘nden Adem Yavuz ile bir araya gelen Numan Kurtulmuş‘a; Genel Başkan Yardımcıları Teoman Rıza Güneri; Şeref Malkoç, Hüsamettin Korkutata ve Genel İdare Kurulu Üyesi Salih Kaçır eşlik etti.
Kuvvetli söz için güçlü bir savunma sanaii şart
Gazetecilerin soruları üzerine Mavi Marmara Katliamı ve Türkiye İsrail ilişkileri konusunda önemli değerlendirmelerde bulunan Numan Kurtulmuş; güçlü bir savunma sanayii olmadan söylenen sözün etkili olamayacağına dikkat çekti. Kurtulmuş; "Uçaklarınızı kendiniz yapamıyorsanız, yazılım sistemlerini kendiniz oluşturamıyorsanız, uçaklarınızın modernizasyonunu Amerika‘daki şirketlere, tanklarınızın modernizasyonunu İsrail şirketlerine yaptırıyorsanız Mavi Marmara katliamından sonra ‘İsrail özür dilesin‘ sözü kuru sıkı bir laftan öteye geçemez" diye konuştu.
Bu süreçte Başbakan Erdoğan‘ın sert ve kuvvetli mesajlar verdiğini ancak Hükümet olarak yeterli tepkiyi ortaya koyamadığını söyleyen Numan Kurtulmuş; "Halen yardım gemileri İsrail limanında. İsrail çoktan oradaki suç delillerini ortadan kaldırdı. Bu gemilerin en başında Türkiye‘ye iadesinin sağlanması veya en azından üçüncü bir ülke limanına çekilmesi şarttı. Ama halen gemilerimiz orada duruyor. Bu konuda çok geç kalınmıştır" dedi.
Bu ne çelişki
AK Parti Hükümeti‘nin söylemleriyle eylemleri arasında ciddi çelişkiler bulunduğunu vurgulayan Kurtulmuş, bu konuda İsrail‘in OECD üyeliği başta olmak üzere çarpıcı örnekler verdi. Numan Kurtulmuş; "İstediğiniz kadar bağırıp çağırın, sonuç ne? Dış politikada önemli olan sonuç almaktır. Bir örnek vereyim; One minute çıkışından sonra sonra Türkiye‘nin İsrail‘den ithalatı artmış, ihracatı azalmış. Yani one minutten sonra İsrail bizden mal almamış. Ama biz arttırarak almaya devam etmişiz. Sonra en çarpıcı örneklerden biri de İsrail‘in OECD üyeliğidir. 9 ay söyledik, yapmayın-etmeyin, İsrail‘in OECD üyeliğini kesinlikle veto edin dedik. Dinlemediler. Türkiye‘nin İsrail‘e karşı veto hakkını elinde bulundurduğu en önemli kozlarından biri OECD üyeliği idi, ancak Türkiye kendi eliyle 27-28 Mayıs 2010‘da İsrail‘i OECD üyesi yapan kararın altına imza attı. Bu İsrail‘in 1967‘den bu yana uluslar arası alanda İsrail‘in kazandığı en büyük diplomatik başarıdır ve bunu Türkiye hediye etmiştir. Lafta esip gürleyeceksiniz ama OECD‘de İsrail‘e evet diyeceksiniz. ATOM Enerjisi Kurumu‘nda İsrail‘in nükleer kapasitesi ile ilgili oylamada çekimser oy kullanacaksınız. Hani nerde kaldı ‘one minute‘?‘ Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu. Bütün bu örnekler gösteriyor ki İsrail politikalarından One minute‘un hiçbir karşılığı yoktur." diye konuştu.
Tepkide çok geç kalındı
İsrail‘deki büyükelçiliğinin maslahatgüzar seviyesine düşürüleceği konusundaki haberleri olumlu bulduklarını kaydeden Kurtulmuş ancak bunun yetersiz olduğunu belirterek; "Türkiye‘deki büyükelçi derhal istenmeyen adam ilan edilerek geri gönderilmelidir. Üyelerinin istifası yetmez TBMM‘deki İsrail Dostluk grubu lağvedilmelidir. Ticari ve askeri alandaki bütün ilişkiler askıya alınmalıdır.
Halen İsrail‘de tutulan gemilerimizin iadesi sağlanmalı en azından üçüncü bir ülke limanına çekilmelidir.
İsrail‘li yetkililerin uluslar arası savaş suçları mahkemesinde yargılanması için devlet eliyle girişimde bulunulmalıdır. Bütün bunlar konusunda çok geç kalınmıştır" diye konuştu.
Lafa değil icraata bakarız
Numan Kurtulmuş, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nun, "Biz halkın avukatıyız" sözünü olumlu bulduklarını dile getirerek "Ama bu lafla olmaz.
Sayın Kılıçdaroğlu, halkın avukatı olduğunu iddia ediyorsa önünde önemli bir fırsat vardır. Bu Kılıçdaroğlu başkanlığı‘ndaki CHP‘nin yeni dönemdeki siyaset tarzınızın test edilmesi imkanını da verecektir.
Eğer gerçekten halkın avukatıysa Anayasa Mahkemesi‘ne yaptıkları başvuruyu geri çektiklerini açıklamalıdır" dedi.