Tevbe/31.ayetteki rabb tefsirini; Resulullah (S.A.V.) “Allah’ın haramlarını helal, helallerini de haram yapana itaatin “rabb” edinmek olduğu şeklinde yapmıştır.Haram/emir ve yasak koyma yetkisi/hakkı sadece Allah Teâlâ’ya aittir.(Araf/54)
“O(C.C.) herşeyin egemenliği/mülkü Kendisinin olandır.”(Zuhruf/85)
Tüm peygamberler ümmetlerini ancak Allah’a itaate/tevhide/tağutlara itaatten de çekinmeye çağırmışlardır.(Nahl/36)
Ancak O’na(C.C.) kulluk için söz vermişiz, tağutlara değil (Zariyat/56), şeytana değil. (Yasin/60)
“Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım.” (Zariyat/56)
“Kulluk emanetini üstlendik.”(Ahzab/72)
“Herşey açıklanmış ki, Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim.” (Hud/1-2)
“Rabbimiz Allah’tır” deyip de,sonra istikamette olanlara, melekler ölüm anında inerek, cennetle müjdelerler.”(Fussilet/30)
Ortaçağda Avrupa’da yeryüzü egemenliği için kilise ile krallar savaşmışlar,sonunda laiklik ilkesiyle uzlaşmışlardır.
Bu anlayış bize de kabul ettirilmiş,Şûra/13,15,17, Hadid/25’e rağmen... “din başka, siyaset başka” din ayrı, devlet ayrı” sapkınlığıyla taşınabilmiştir. “Din/Rahman işlerimize karışmasın?!”
Firavun da, “Ben sizin en yüce rabbinizim”diyordu kavmine (Naziat/24) Yani, Rahman’ın yasalarını reddediyordu.
Geçmişte bir grup mücahid/yiğit gençler kralın huzurunda ayağa kalkıp, “Bizim Rabbimiz, göklerin ve yerin Rabbi’dir.” (Kehf/14) Tepkileriyle destan yazdılar.
Hud/1-2: Bu Kitab,kullara değil, Allah’a kulluk edelim, için gönderildi. Gerekli herşey açıklandı.
Mümin/28: “Siz,bir adamı sırf “Rabbim Allah’tır”dedi,diye mi öldürürsünüz?
Merhum Erbakan Hocamız, “Hayat;iman ve cihaddır” cümlesini vurgulardı.Cihadla ilgili mesajlardan: “Haksızlıklar/zulüm karşısında susanlar,dilsiz şeytanlardır.” “Zulüm gördüğünüzde elinizle,dilinizle önlemeye çalışın; en zayıfınız da sadece buğzeder.” “İyilikleri emretmek, kötülükleri men etmek,amellerin efdali/üstünüdür.” “Cihadın üstünü,zalim yöneticiye karşı “hakkı” söyleyebilmektir.” “Toplumlaryöneticisinin/imamının dini üzeredir.”
“Siz nasılsanız, yöneticileriniz öyledir.” “Namaz nasıl direkse, cihad da zirvedir.”(S.A.V)
“Rahman’ın haramlarını helal,helallerini de haram yapmak “rububiyet” yetkisidir. Bu yetkiyi kim kullanırsa rabb’lıkiddiasında/konumunda olur; uyanlar da rububiyette Rahman’a şirk koşmuş olurlar.” buyurmuştur.(rububiyette şirk) “73 fırkanın en zararlısı da haramları helal, helalleri de haram sayan zümredir.Lânetlenmişlerdir.”(S.A.V)
“Göklerde de, yeryüzünde de ilah,rabb Allah’tır.”(Zuhruf/82,84) ayet-i kerimesine zıt/aykırı/şirk olan bu sapkın inanç ne yazık ki, Hıristiyanlarda “Tanrı’nın hakkı Tanrı’ya,Sezar’ın hakkı da Sezar’a” sapkınlığıyla ifade edilerek, tevhid tahrif edilmiş ve din sadece bir “inanç” ve ahlak olarak benimsetilmiş, hayatı düzenleyen hukuk, hayattan çıkartılmıştır. Yine ne yazık ki, aynı anlayışa paralel olarak, bizde de, 1928’de, devletin dini/temeli İslâm ibaresi 1921 Anayasası’ndan kaldırılmış,1937’de de,laiklik ilkesinin kabulüyle,İslâm dini, hukuku yürürlükten kaldırılmış,hayattan kovulabilmiştir. “Din başka; siyaset/devlet başka”, “Din işleri ayrı, devlet işleri ayrı”, “Din, sadece iman ve ahlaktır” eksik, yanlış sapkın anlayış,egemen kılınagelmiştir.Devlet de, İslâm dinini,DİB çerçevesinde sadece “inanç, ahlâk,beş farz” ibadete indirgemiş,bölmüştür. Devlet de DİB aracılığıyla bölünmüş, parçalanmış,dini halka benimsetmekle görevlendirilmiştir. Öyle ki, TBMM’de yemin bile “Allah adına yapılamamakta,camilerde bile mevzu hukuk ve icraat hükümetinin bile İslâmî hükümlerle eleştirilmesi bile “suç” olarak kabul edilebilmektedir. Ve hiçbir hukukî düzenleme İslâmî temele dayandırılamamaktadır?(Laiklik adıyla devlete bağlı din ilkesi benimsenmiştir.)
İlahiyatlarda,DİB görevleri çerçevesinde İslâm’ın/tevhidin/özellikle “rububiyettetevhid”in doğru öğrenilmesi oldukça çaba gerektiriyor. Bu nedenle STK’larımızın, dernek, vakıf, cemaat ve siyasi parti öncülerinin dünya hayatını ahirete tercihleriyle “rabb” edinilmesi tehlikesi, inançlarımızı tehdit edebilmektedir.
Ne yazık ki, bu yüzden dinin yanlış, eksik tanıtılması,tevhidin hakikatinin bilinmemesi, doğru bilinmesindeki zorluklar ve özellikle de doğru temsili/örnekliği sorunları, İslam’ın doğru ve tam anlaşılmasını zorlaştırıyor.“Din ekmeldir/tamdır.”(Maide/3) “Ekleme de, çıkartma da bidattir, sapıklıktır.” (S.A.V)
Elbette ilahiyatçılarda,DİB mensuplarında tevhidin doğru anlaşılması,tebliği,temsili çalışmaları varsa da yeterli değil. Bunların ellerini de öperiz.
Allah Teala, hepimize kabirde “Rabbim Allah’tır” cevabını kolay eylesin, dileklerimizle.