Kutuplaşma varsa sorumlusu kimler?

Abone Ol

Sık sık kutuplaşmadan, kutuplaşmanın tehlikelerinden söz ediliyor ve bir takım çevreler ısrarla bu kutuplaşmaya son verme çağrısı yapıyorlar. Peki kutuplaşmanın belirgin tarafları kimlerdir Bu çağrı kimlere yapılıyor Eğer kutuplaşmanın taraflarından birisi Başbakan Erdoğan ise sözü edilen kutuplaşma AKP ile mi gündeme gelmiştir Yapılan açıklamalardan sanki AKP iktidarı ile ülkede ve devlette bir kutuplaşmanın ortaya çıktığı, bunun sorumlusunun da dün başkalarıydı bugün içinde Başbakan Erdoğan olduğu gibi bir izlenim veriliyor.

Peki gerçek böyle mi

Bu ülkede bir kutuplaşma varsa bu durum AKP iktidarı ile mi ortaya çıktı ve gündeme geldi

Söz konusu kutuplaşma bazılarının söylediği gibi sadece "Devlet aygıtının içinde farklı kanatlar oluşmuş ve bunlar artık kafa kafaya gelmiş durumlar" da bu çatışma mı kutuplaşma görüntüsü veriyor Bunun toplumsal boyutu yok mu

Aslında ortaya çıkan çatışma ve sürtüşmeleri kutuplaşma olarak nitelendirmek  doğru olmaz. Kutuplaşma gibi görünen husus toplumda var olan iki farklı kültür ve medeniyetin yanlılarının birbirini kabule yanaşmamasıdır. Daha doğrusu devlet benim diyen, uzun yıllar devlette ele geçirdiği bazı mevzileri kaybetme endişesine kapılanların bu mevzileri yeni gelenlerle paylaşmak istememesidir.

Bu memlekette uzun yıllar Batı taklitçiliği adam olma projesi olarak takdim edildi. (1) Hatta takdim edilmekle yetinilmedi, dayatıldı. Toplumun küçük bir kesimi bu dayatmayı gönüllü olarak kabul ederken büyük bir çoğunluk dayatılanın Batı taklitçiliği ile birlikte bir medeniyet dayatması olduğunu fark ederek buna karşı direndi. Toplumda bir kutuplaşma ve bunun sonucu olarak bir sürtüşme var ise Batı taklitçiliğini adam olma projesi olarak kabul edip bunu toplumun tümüne yaymak isteyenlerle buna karşı direnen kendine ait olan medeniyetten kopmak istemeyen, batı taklitçiliği ile adam olunamayacağını söyleyenlerin sürtüşmesidir.

Taklitle adam olunamayacağı gibi taklitle medeniyet olamayacağını söyleyenler ile  taklitçiliğin savunucuları arasındaki sürtüşmeyi kutuplaşma olarak nitelendirmekten ziyade iki farklı medeniyetin birbirine üstünlük kurma gayreti olarak nitelendirmek daha doğru olur.

Elbette taklitçiliği adam olma projesi olarak takdim edenler uzun yıllar pek çok makamı ellerinde bulundurmanın imkanlarından da yararlanarak toplumu değiştirme, Batı medeniyeti içinde eritme çabalarını bir takım sloganlar ve yasal düzenlemelerle topluma dayatmışlardır. Bu dayatmalara toplum hep sessizce direnmiş, meseleyi bir çatışmaya dönüştürmemiştir. Ne var ki Batı taklitçiliğini adam olma projesi olarak görenler ve buna inananlar sürekli olarak toplumun önemli bir kesimi ile çatışma halinde olmuşlardır. Toplum ise bu dayatmalara direncini seçim sandığında göstermiştir. Ancak, batı taklitçiliğini çağdaşlaşmak olarak algılayanlar bu yanlışlarına topumun direnişi karşısında öfkeye kapılmışlar, sistemin işleyişine çeşitli kereler ve farklı biçimlerde müdahale etmişlerdir. Bir bakıma toplumun Batı taklitçiliğine karşı direnen kesimleri çeşitli yollarla sindirilmeye çalışılmıştır ve bu çabalar sürmektedir.

Bu bakımdan toplumda bir kutuplaşmanın varlığı kabul edilse bile bunun sorumlusu Batı taklitçiliğini adam projesi olarak dayatanlardır. Ne var ki bir takım kurumları ellerinde bulunduranlar bir yandan bir takım dayatmalar sergiliyorlar bir yandan da bu dayatmalar direnişle karşılaştığında direniş sergileyen kesimler hizaya getirilmeye çalışılıyor.. Kısacası toplumda bir kutuplaşma yok tek taraflı dayatma vardır. Toplumu geren de kendileri şikayetçi olan da.

Bu memlekette insanımız kendi değerleri ile ve kendi medeniyetinin mensubu olarak gelişmek ilerlemek, güçlü, lider ülke olmak istiyorsa topluma bu hakkı çok görenler oturup düşünmek durumundadırlar... Artık tek taraflı dayatma ile milleti bir noktaya getirmenin imkansızlığını anlamalıdırlar. Millet ile uzlaşmaya razı olunduğu takdirde toplumda kesinlikle kutuplaşma olmayacaktır ve tüm farklılıklarla insanımız birlikte yan yana yüz yıllardan beri nasıl yaşadı ise bundan sonra da yaşayacaktır. Ama dayatmalar devam edecek, Batı taklitçiliği adam olma projesi gibi sunulacaksa toplumun bir kesiminin buna hayır deme hakkı vardır.

(1) Hüseyin Hacıabdullahoğlu