Kurtuluş Mücâdelesi

Abone Ol

Âlem-i İslâm’ın yaklaşık iki asırdır çilesi devam ediyor. Alenî işgal, örtülü işgal, iç savaş, katliâmlar, mülteci durumuna düşmeler… Zâlimler İslâm yurdunu, deneme tahtasına, atış poligonuna çevirdi. Depolar dolusu modası geçmiş silahlarını, mermilerini, bombalarını İslam yurtlarına ve Müslümanların üzerine boca ediyorlar. Geliştirdikleri silahları ve bombaları yine İslam beldelerinde deniyorlar. Son olarak Amerika, envanterindeki en büyük nükleer olmayan bombayı yine bir İslam ülkesinde denedi. “Tüm bombaların anası” ismini verdikleri GBU-43 bombasını Afganistan’ın Nangahar şehrine bağlı Archin kasabası üzerine attı. Gerekçe her zaman olduğu gibi aynıydı: “Terör yuvasını imha etmişlerdi.” Ancak görüntüler ortaya çıktığında görüldü ki imha edilen, yüzlerce masum sivil halktı. 

Ortada, son derece iğrenç, dehşet verici, aşağılık bir zihniyet var. Bombaları atıyorlar, silahları deniyorlar. Sonra tıpkı ilaç sanayinde olduğu gibi, onların tesirlerini filme alıyorlar. Onu da o silahları ve bombaları pazarlayacakları ülkelere ve kişilere gösteriyorlar. Öte yandan, o silahları denemek isteyenleri İslam ülkelerine davet ediyorlar. “İşte size canlı hedef, ateş serbest!” diyorlar. İslam diyarları, zâlim işgalcilerin bu şekilde atış poligonu, ya da harp oyunlarını sergiledikleri bir plato olarak kullanılıyor. 

Bu devran böyle gitmez, gitmemeli. Eninde sonunda topyekûn bir “kurtuluş savaşı” verilecek. Ancak bundan önce mutlaka bir “kurtuluş mücâdelesişuûru” edinilecek. Bu şart.

20. Yüzyılın başında ülkemiz bir Kurtuluş Savaşı’na şâhit oldu. Ancak o zaman, yediden yetmişe herkes böyle bir savaşa zihnen hazırdı. Herkeste cihâd ve şehâdetşuûru vardı. Yaklaşık yüz yıl içerisinde İslâm dünyası ve Müslümanlar üzerinde dehşetli oyunlar oynandı. Müslümanlar Kur’ân’dan ve Hadis’ten kopartıldı. Bazı zaman zorbalıkla, bazı zaman desise ile İslâmî değerler hırpalandı, o değerler Müslümanların gönlünden ve zihninden silinmek ve cihadrûhu öldürülmek istendi. Bunun da adına, Light İslâm, ılımlı İslâm dendi. Peki bu projede muvaffak oldular mı?.. Maalesef oldular. Şekil A’da, B’de, C’de görüldüğü gibi… 

Kurtuluşun yolu, Allah’ın (cc) seçtiği, beğendiği din olan İslâm’a dönmekte… Gerçek Müslüman olmakta... Sahabelerin yaptığı gibi, Kur’ân’a ve Sünnet-i Seniyyeye sımsıkı sarılmakta… “Allah ne emretmişse baş göz üstüne!” demekte… Bid’atları terk etmekte… Dostu, düşmanı tanımakta… İslâm düşmanlarının uşaklığını yapanları tanıyacak basirete sahip olmaya çalışmakta… Cihadı bütün yönleriyle öğrenmekte…

Görüldüğü gibi, yol uzun ve işimiz zor, hem de çok zor. Rabbim her zorluktan sonra iki kolaylık müjdelemiş. Gerçek istiklâle kavuşmak, Allahu Teâlâ’nın bahşettiği “halife” unvanına lâyık olmak, İslâm yurdunu İslâm düşmanlarından temizlemek öyle kolay mı? 

Müslümanların bütün düşüncesi; bütün İslâm yurdunu, İslâm düşmanlarından bütünüyle temizlemek olmalı. Bunun için elbette bilgili olmak şart. Müslümanların birbirini sevmesi şart. El ele, gönül gönüle vermesi şart. “Lâ ilâhe illallah. Muhammedü’rresûlullah” diyen herkesle ittifak etmesi şart. Böyle yapılmazsa, esârete, zillete, sürünmeye devam… Ama mutlaka bunu yapacak bir nesil gelir. Tıpkı Hz. YûşaAleyhisselam zamanında olduğu gibi. Bu şanlı Peygamber devrinde öyle bir nesil yetişti ki, kalbleri iman nuruyla dolu. Hepsi Allah’ın dini olan İslâm’a can u gönülden bağlı. Rehberleri olan Allah’ın Peygamberinin işaret ettiği Kudüs’teki düşmanların üzerine tereddütsüz yürüyorlar. Tefsirlerde belirtildiğine göre, bunu yaparken de yanlarında silah yokmuş. Ellerine taş, sopa alıyorlar, çoğu da yumruklarıyla savaşıyor. Karşılarında ise o zamanın “süper gücü” bir düşman var. Ancak, onlar öylesine bir imana sahip ki, bütün düşmanı bir sinek kadar değersiz görüyorlar. Neticede Kudüs’ü fethediyorlar. Selahaddin Eyyûbî de, aynı taktiği, aynı metodu deniyor. Netice aynı: Muhteşem bir zafer… Yol belli, formül belli: Fetihler ve zaferler için İslâm güneşinin aydınlattığı nurlu ve aydınlık yolda ilerleyeceksin. Bu yürüyüşe, “Kurtuluş Mücâdelesi” denir. “Kurtuluş Savaşı” ondan sonra gelir. O ise inananlar için, çocuk oyuncağıdır…