Kurtulmuşlardan kurtulmak= Kuzulu metod

Abone Ol

MERKEZDE KUZU, K.HAMAM’DA KURT

“T. Özal, Çankaya’dan indikten sonra kuracağı partide beni de milletvekili yapacaktı; yanarım, yanarım da Özal’ın öldüğüne yanarım!” Cümleli, ısmarlama röportajları ile ünlü, AKP’li ünlü Kuzu, Başbakan Erdoğan’ın has adamı eski Has Partili Numan Kurtulmuş’u hasta etmiş.

AKP’li ünlü Kuzu’nun yumurtlamasını, “esprili bir üslupla” diye yazan akredite gazeteler, Numan Kurtulmuş’un kucağına düşen yumurtayı da süsleyerek Paskalya işi yapmışlar.

“Yüzde 1’lik oy alan partiler yerine gidip dernek kursalar daha iyi...”

Yumurta bu, süsü nerde, derseniz, tahammül edip dinleyin AKP’li Kuzu’yu:

“Evlendirme işi filan yapsınlar...”

Müracaat edecek yer sıkıntısı mı var acaba ünlü AKP’li Kuzu’nun Yoksa zinayı serbest bırakanlar imajlarını mı unutturmak istiyor ..

Yeni biz evlilikten yanayız, icabında...

AKP’li ünlü Kuzu, hep kuzu kalacağından, koç yumurtasından değil de, kuzu yumurtasından bahsediyoruz mecburen. AKP’li ünlü Kuzu’nun açılımından da yazacağız bir kaç satır.

“Yüzde 1 oy alan partiler...”

İnsan AKP’li olunca, AKP’li ünlü kuzu olunca, hafıza problemi yaşaması tabiatları gereği imiş. Lâkin biz yine de bazı hatırlatmalarda bulunacağız.

AKP’li ünlü Kuzu’nun ne yapsam da T. Özal’ın gözüne görünsem; belki beni milletvekili yapmayı akıl edebilir, umuduyla ANAP civarında dört döndüğü yıllarda, şimdiki Başkanı ve Başbakanı R. Tayyip Erdoğan, yüzde 1 bile alamaz denilen Fatih’te belediye başkanı olmak için koşturuyordu.

Bizi rahatlatmak amacıyla söylemediğini bildiğimden AKP’li ünlü Kuzu’nun, biz ona dönüp soralım:

Neden o günlerde bu fikrini şimdiki Başkanın Erdoğan’a söylemedin Evlilik derneklerine o günlerde ihtiyaç yok mu idi Yoksa bize karşı bilmediğimiz yerlerden kuvvet alan bir kinin/bir kızgınlığın mı var/vardı

Şimdi sıradan bir AKP’li ünlü Kuzu olacağına, kahraman olman işten bile değilmiş. Eğer o günlerde kurdursa idin aklından geçen evlilik derneğini... Seni bugün nasıl dinleyip zinayı suç olmaktan çıkartmışsa, o gün de dinler, geçerdi evlilik derneğinin başına.

Bizler de kurtulurduk, herkesler de kurtulurdu. Hatta sen bile kurtulurdun, AKP’li ünlü Kuzu diye anılmaktan. Rahatlayanlardan payına düşen duaları şimdi kazanman mümkün mü

“Yüzde 1’lik oy alan partiler...”

AKP’li ünlü Kuzu’nun yumurtladığı bu Paskalya yumurtasının içinde ülkeye saygının, ülke insanına saygının, geleceğe saygının, hukuka saygının, demokrasiye saygının, Meclis’e saygının, seçimlere saygının ve hatta partilisi olmuş insanlara saygının hiç izi var mı

Has Partilerinden Kurtulmuş’ların gelip yanlarına oturmalarına bir saygıları olmayabilir. Bize ne

Fakat bir AKP’li ünlü Kuzu’nun iç rahatsızlığını, bir parti toplantısında gaz verme adı altında göstermesi, verilen gazın kötü kokular göstermesine tahammül göstermemizi gerektirmez.

Dolayısıyla biz de AKP’li ünlü Kuzu’ya gösterelim dedik, yumurtasının açılımını...

Yani biz biliyoruz, AKP’li ünlü Kuzu’nun, Kurtulmuş’un oturduğu koltuktan çok, bizzat kendisinden rahatsızlık duyduğunu...

Artık gitme vaktiniz geldi diyor, AKP’li ünlü Kuzu, sonradan olduk ama, has bir AKP’li olduk kalıbına girmeye çalışanlara...

Gidin evlilik derneği filan kurun, diyor. Burada böyle oturup duracağınıza, gidin bir dernekte işe yarayın, diyor. Yolumuz düşer, yine karşılaşırız diyor.

Peki gaz verme olayı, nasıl olmuş, oluyor

Mesele AKP’li ünlü Kuzu’ya, konuş Kuzu’m konuş, denilerek verilen gaz değildir. Önemli olan AKP’li ünlü Kuzu’nun partililerine verdiği gazdır.

Geldikleri gibi gidecekler... Gazın adı bu.

Adresi de söylüyor: Evlilik derneklerine filan...

“Has Parti kökenli AKP’liler çok şaşırdılar” diye de yazmışlar yumurta boyacıları akredite kartel medyası...

Hâlâ köken sorunu ar.

Öncekiler bir gömlek çıkararak halletmişlerdi.

Demek ki, bu Has Partililerde gömlek de yokmuş, çıkardıklarını gösterebilecekleri...

Netice şudur: Üç vakte kadar, ya AKP Numan Bey’den, ya Numan Bey AKP’den Kurtulmuş olur.

Not: Biz bu yazıya “Geçmişte Mizah” köşemizde yayınlanan yazının çağrıştırdıkları deseydik doğru demiş mi olurduk O gün öyle, bugün böyle... Karar sizin.

Klasik medya örnekleri I

Demirel’e sormuşlar: Durum nasıl

Tek kelimeyle söylersem, “İyi” demiş.

İki kelimeyle söylersem, “İyi değil!”

Demirel günlerinde gönenen kartel medyasının kalemşorlarında bir sevinç, bir sevinç...

İyi dedi, çok iyi dedi!

Demirel’in iyi değil, demesini elbette yanlış anlamış değiller. Övgüleri Demirel’e...

Parti yok, koltuk yok, 28 Şubat yok, konuşacak adam yok... Binaenaleyh istediğimiz cevabı verdi. Şapkanın altındaki kafa, bildiğimiz kafa...

Ankara’nın eski belediye başkanlarından Vedat Dalokay’ı hatırladım. Daha doğrusu merhum Dalokay’ın da kartel kalemşorlarını aynen bugünkü gibi güldürdüğünü.

Belediye başkanlığını hükümetten para alarak harcamak sanan türün son örneklerindendir merhum Dalokay.

İstediği parayı hükümetten alamadığı bir günün akşamında, Ankara Belediye binasının duvarına bir ilan yapıştırmıştı, partililerinin alkışları arasında.

“Bu bina satılıktır” yazıyordu, karton afişin üstünde.

O günlerde de çok alkışlamıştı kartel medyasının kalemşorları; iyi etti, çok iyi etti, diyerek...

Demirel iyi etti, Dalokay iyi etti, o iyi etti, bu iyi etti, kartel kalemşorları iyi etti. Bu değildir tartışma konusu. Demirel’e alay konusu olan hükümetin hiç iyi etmediğidir.

Klasik medya örnekleri II

Geçen hafta yayınladığımız 31 Mayıs 1960 tarihli Dünya gazetesinin birinci sayfasındaki bu haberi bir daha dikkatlere sunalım istedik.

Ele geçen para dolusu bavullar...

Birkaç yıl önce gazetelerde okuduğumuz “para dolusu bavullar” haberleri demek ki orijinal değilmiş.

AVM’LER KÜÇÜK VE ORTA ESNAFI YUTACAKLAR

Temel arkadaşı Dursun’a sormuş.

- Ula Tursun memleketin her köşesinde mantar cibi AVM’ler bitiyor. Bu ne iştir Böyle giderse küçük ve orta esnafın hali ne olacaktur

- Temel çok temel bir konuya ışık tuttun. AslındaAVM’ler yerleşim yerlerinden 5 KM. uzakta açılacaklardı. Şimdilerde her köşe başında açılıyorlar. 600 bin bakkal 200 bine düştü. Bu AVM’lerin açılımı avucuma düş derken AVucuMa harflerinden oluşur. Bütün gıda maddeleri, beyaz eşyalar, kahverengi eşyalar, gri eşyalar, ayakkabı, mobilya, halı, kilim, aydınlatma ve benzerlerinin ticaretini yapan esnafı yavaş yavaş yutacak, işsizlik olacak, dükkanlar boşalacak, aile geçimsizliği artacak, insanların asabı bozulacak, sinir sistemi çalışmayacak… Devlet bırak para kazanmayı, binlerce liralık sinir ilacı masrafına girecek. Kökü dışarda AVM’ler kazançlarını yurt dışına götürecek, ekonomide daralmalar  hatta durgunluklar görülecek, sonuçta geri dönülemeyecek kısır döngünün içerisine girilecek. Ortalıkta sadece AVM’ler dimdik ayakta kalacak küçük ve orta esnaf yavaş yavaş yok olacak.

- Yaşasın AVM’ler ve onları çoğaltan yerli işbirlikçileri (!). Bu saatten sonra Bağkur ve SSK primlerini 10 defa değil 100 defa yapılandırsanız bile vatandaş ödeyemeyecek. Çünkü küçük ve orta esnaf yoğun bakımdadır. Sağolasın Tursun beni aydınlattın. İdris Düzgöz

Geçmişte Mizah

Dilin kemiği

On beşinci yüzyılın ünlü şairlerinden Ahmet Paşa, bir ara Fatih Sultan Mehmed’in gazabına uğramış, tam boynu vurulacakken affedilip Bursa’ya sürülmüştü. Artık Bursa’da sessiz sakin bir ömür geçiriyor, ama eski mutlu günlerin özlemi ile yandığı için, çevresindeki her şeye sinirleniyor; devlet büyüklerini sık sık çekiştirip duruyordu.

Bir gün yakınlarından ibaret bir dost meclisindeydi. Söz Bursa kadısından açılmıştı. Ahmet paşanın hiddetliliği üstündeydi; ağzını açıp gözünü yumuyor:

-Ağalar;ben bu adamı otuz yıldır tanırım. Dünyada ondan daha cahil, ondan daha güçsüz, onda daha zalim, ondan daha aşağılık, ondan daha yalancı kimse yoktur ve olamaz da…

Diye avaz avaz bağırıyordu. Tam bu sırada, kendisinden konuşulan kadı ef

endi, tap diyerek, içeri girivermesin mi Adam, hakkında konuşulanları duymuş olmalı ki, eşikte durmuş, kaşını gözünü oynatarak Ahmet Paşa’ya hiddetli hiddetli bakmağa başlamıştı. Şair; aynı zamanda Fatih Sultan Mehmed’in adamlarından olan Kadı’nın bu bakışını hiç beğenmedi. Fakat ne çare ki ok yaydan çıkmıştı. Bu sebeple söylediklerini boşyere inkara yeltenmektense, işe kaldığı yerden devama karar Verdi. Durumunu hiç bozmadı; kapıdan girip eşikte dikilen herifi görmemiş gibi davranarak devam etti:

- Evet ağalar; bu söylediklerim tamamen doğrudur. Hepsini yüzlerce şahitle ıspatlayamazsam dünyanın en namuzsuz adamı ben olayım. Evet bu adam cahildir; çünkü otuz senedir bu meslekte bulunduğu , halkın işlerini yürüttüğü halde hiyle, rüşvet nedir bilmez. En ufak kötülükten haberi bile yoktur. Yani bütün bu çeşit şeylerin tümden cahil kalmıştır.

Güçsüzdür; Eline şimdiye kadar dünya kadar fırsat geçtiği halde devlet malından on para bile çalamadı. En küçük bir şeyi çalmağa bile gücü yetmez.

Zalimdir; birkaç defa orduyla birlikte savaşlara katıldı. Zerre kadar acımadan pek çok düşman öldürdü, bunların adete su gibi  kanlarını döktü.

Aşağıdır; kendini dünyada herkesten aşağı görür, parayla satın aldığı köleleri bile kendinden üstün tutar, onları incitmekten sakınır.

Yalancıdır; bütün bu iyi vasıflarını yüzüne karşı söylemek istediğiniz vakit “Hayır hayır, ben bu meziyetlerin hiç birine sahip değilim.” Diye yalan söylemeğe mecbur kalır.

Ahmet Paşa’nın söylediklerinden pek memnun kalan kadı; gelip yanına oturur, onu iltifatlara boğarken; Şair mahcup mahcup terlerini silmeğe başlamıştı

Vicdansızlar

İlkokula bile esrarı sokmuşlar,

Körpecik gençleri gören vicdan sızlar…

Bu gidişi kreşe bile girersiniz,

Siz Ey Allah kanun bilmez vicdansızlar!..

Buzullar Altında

Batı zulmü çöktü üstümüze,

Bilmem aysberg mi desek, buzul mu

Mazlumların sıcak nefesleri;

Birleşse, eritiriz bu zulmü…

Ekrem Şama