Bismillahirrahmanirrahim;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.
KARDEŞLİK; aynı anne ve babadan doğan veya aynı inanca sahip olan kimseler arasındaki ırsi veya manevi bir bağdır. Müslümanlar hem insanlıkta, hem de imanda birbirlerinin kardeşidirler. Kürtler ve Türkler İslam ile izzet bulmuş iki topluluktur ve bin yıldır da, İslam Ümmetinin önemli birer unsuru olmuşlardır. Birlikte Anadolu’yu fethedip İslam diyarı haline getirmişler, Haçlılar tarafından işgal edilen Kudüs’ü, yeniden birlikte İslam diyarı haline getirmişleridir. Tarih boyunca Kürtler ve Türkler, İslam kardeşliğinin en güzel örnekliğini sunmuşlardır. Bölgenin önemli şehirlerinden Diyarbakır Mekke’nin fethinden 9 yıl sonra, 639 yılında Hz. Ömer’in hilafeti zamanında İyaz bin Ganem komutasında, içinde Halid bin Velid’in de bulunduğu bir İslam ordusu tarafından fethedilmiştir. Diyarbakır, bu fetihte şehit düşen 45 sahabenin metfun bulunduğu şehirdir. Bölge için bu, önemli bir kimliktir.
İSLAM KARDEŞLİĞİ
İslam, manevi kardeşliği bütünüyle akide temeline dayandırmıştır. HUCURAT 10: “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah’tan korkun ki esirgenesiniz.” Ayetten de açıkça anlaşılacağı üzere, ancak iman bağıyla bir araya gelenler, kardeş olarak kabul edilmektedirler. Buna göre yeryüzünün neresinde yaşıyor, hangi dili konuşuyor, hangi kavme mensup veya hangi renge sahip olurlarsa olsunlar, bütün müminler birbirlerinin kardeşleri ve yöneticisidirler. Kürtler ile Türkler, İslam’ın ilk yıllarından, Abbasilere, Abbasilerden Selçuklulara, Selçuklulardan Osmanlı’ya uzanan, sağlam temeller üzerine inşa edilmiş bu kardeşlik köprüsünü bozmak isteyen şer odaklarına hiçbir zaman pirim vermemişlerdir. Nurettin Zengi ile Selahaddini Eyyübi, Yavuz Sultan Selim ile İdris Bitlisi arasındaki dostluk, bu kardeşliğin önemli örneklerindendir. 1071’de Alparslan Bizans’a karşı savaş açarken Kürt kardeşlerimiz ona on bin asker vermiştir. Türkler, Kürtler ve bütün Müslümanlar, asırlar boyu aynı inancın kardeşleri olarak siperde vücutlarını birbirlerine kalkan ettiler. Bu asrın başlarında Musul’da toplanan Kürt aşiretleri, Osmanlı halifesinin yanında savaşmaya karar verdiler. Ve Sevr Anlaşması’nı yırttılar. Osmanlı’ya karşı savaşmak için görüşmeye gelen İngiliz valisine, Kürt lideri Şeyh Mahmut el- Berzenci elini uzatmadı. Ve: “Müslümanların halifesine savaş açan bir ülkenin valisinin eli kirlidir” dedi. Adıyaman’da Bedir Ağa kendisini isyana teşvik etmek için altın yüklü katırlarla gelen İngiliz görevlisine: “Ben halifeye isyan etmem” dedi. Kendisini altınlarıyla beraber huzurundan kovdu. Aynı İngiliz görevlisi, Van’daki Kürt aşiret reislerini ziyaret ettiği zaman onlarda aynı sözlerle kendisini kovdular. Bu olayların hepsi, İslam kardeşliğinin güzel örneklerindendir.
KARDEŞLİĞE DÜŞMAN OLANLAR
Bölgede bin yıldır hüküm süren İslam kardeşliğini, kendi planlarının engel olarak gören ırkçı emperyalizm ve onun jandarmalığını yapan ABD ve AB ülkeleri, Nil’den Fırat’a “vaat edilmiş topraklar” üzerinde kurmayı hedefledikleri “Büyük İsrail ” için, bu kardeşliğe zarar verecek her şeyi yapmışlar ve yapmaya devam etmektedirler. Kardeşler arasına, ırkçılık dâhil ayrılığı körükleyen ne varsa hepsini sokmaya çalışmışlardır. Kürtler İle Türkler arasında var olan kardeşliğin kimyasını bozan bu düşmanca çalışmaların, olumsuz etkilerini ortadan kaldırmak, yine Müslüman Kürtlerin ve Türklerin birlikte yürüteceği ıslah ve kardeşliği ihya çalışmaları ile mümkün olacaktır. Bunun başka da bir yolu da yoktur.
HAYIRLI BİR BAŞLANGIÇ
Geçtiğimiz Ağustos ayı içinde Güneydoğu’muzdan 47 âlim Karadeniz’i ziyaret ettiler. Milli Görüş MİLKO’larından DİN-BİR-DER’in öncülüğünde organize edilen ve bölgedeki medreselerin ve STK’ların destek verdiği bu ziyaret, kamuoyunda önemli yankılar uyandırmıştır. Bu çalışmanın ikinci ayağı 28 Ekim tarihinde Karadenizli 50 âlimin katılımıyla Diyarbakır ziyareti ile başlatılmıştır. Bu ziyaret yine Din Görevlileri Birliği Derneği’nin (DİN-BİR-DER) öncülüğünde, Kur’an Kursları Dernekler Federasyonu ile Medrese Âlimleri Vakfı tarafından 5 günlük program olarak planlanmış ve Mardin, Batman, Siirt ve Bitlis ziyaretleri ile tamamlanmıştır. Bu ziyaret de önceki ziyaret gibi kamuoyunda büyük yankılar uyandırmıştır. Bu ziyaretler, yeni bir kardeşlik köprüsünün kurulmasının önemli adımlarından birisi olmuştur. Önerimiz bu ziyaretlerin sadece Karadeniz ile Güneydoğu bölgeleri ile sınırlı kalmaması, belki Trakya’yı, Ege’yi, Akdeniz’i, Marmara’yı kapsayacak şekilde genişletilmesidir. Buna da ihtiyaç vardır.
DERSLER VE YANSIMALAR
Türkiye’nin dizbağları Doğu ve Güneydoğu’dur. Diyarbakır’dır, Van’dır, Mardin’dir, Batman’dır. Siirt, Bitlis, Muş, Kars ve Erzurum’dur. Bunun için ırkçı emperyalizm, ABD ve Haçlı AB, bu diz bağlarını kırmaya çalışıyor ki, Türkiye yere yıkılsın. Yıkılsın ki, hedeflerine ulaşabilsinler. Bizim, bu diz bağlarının kırılmasına seyirci kalmamız kendimizi ve bin yıllık kardeşliğimizi inkâr etmek olur. Onlar “barış elçileriyle” Doğu ve Güneydoğu’yu ifsat ettiler, bizler ise “saadet gönüllüleri” olarak kuracağımız bir “kardeşlik köprüsü” ile kardeşliğimizi yeniden ihya edip, şer odaklarının oyunlarını bozmalıyız. “Kalpten kalbe yol vardır” önemlidir. “Kalpten kalbe” giden bu yolu, “kardeşlik köprüsünü” kuracak olanlar ise ancak, âlimler, ıslahı esas alan toplum önderleri ve Milli Görüş sahibi siyasetçilerdir. Biz bu kardeşliği ABD’nin, AB’nin ve İsral’in yaydığı yalan ve maksatlı haberler üzerine inşa edemeyiz. Bu yasaklanmıştır. HUCURAT 6: “Ey iman edenler, eğer bir fasık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.” Çünkü biz, bu haberler ile de imtihan oluyoruz. MUHAMMED 31: “Andolsun ki içinizden cihat edenlerle sabredenleri belirleyinceye ve haberlerinizi açıklayıncaya kadar sizi imtihan edeceğiz.” Milli Görüş ve Saadet Partisi lideri olarak Erbakan Hocamız yıllarca bu kardeşliği korumak için çaba sarf etmiş ve ağır bedeller ödemiştir. Selam hidayete tabi olanlara…