Sarı Kovboy Trump efendi şöyle buyurmuş; “Kürtler ve Türkler düşman!”
Değil, Trump efendi! Kürtler ve Türkler tarihin hiçbir döneminde düşman değildiler, olmadılar, olmazlar, olmayacaklardır.
Kürtler ve Türkler düşman değil, kardeşler! Nasıl mı? Şu satırları dikkatle oku;
* Kürtlerle yıllardır kız alıp kız vermişiz; içimizden birileri, “Kürt devleti kuruldu, biz Kürt’üz, ahanda gidiyoruz!” diyerek tası tarağı toplayıp o devlete mi göçecekler, yani!
* Kürtler ve Türkler etle tırnak gibi olduk; bulunduğumuz mahallin, köyün, ilçenin, şehrin, oturduğumuz apartmanın en zengini bir Kürt. “Ahanda Kürt devleti kuruldu!” diyerek o zengin Kürtler yallah o devletin trenine mi atlayacak, yani!
* Camide omuz omuza verdiğimiz Kürt kardeşim, “Ahanda Kürt devleti kuruldu, hadi bana eyvallah!” diyerek camiyi terk mi edecek, yani!
* Yıllardır üniversitede, STK’larda, kamuda (vb.) birlikte çalıştığımız Kürt kardeşim, “Hadi bana eyvallah!” diyerek yeni kurulan devlete mi koşacak, yani…
***
Ey Sarı Kovboy Trump efendi; bu değerlendirmenle, terör devleti ülkenin ve yine bir terör yapılanması olan İsrail’in arzu ettiği hemen sınırımızda bir Kürt devleti kurulması ve bu yolla Türkiye’nin zayıflatılması, bölünmesi ve Vadedilmiş Topraklar (Arz-ı Mev’ud) hayalleriniz de mutlak surette suya düşecektir!
YİNE KİRACI-EV SAHİBİ MESELESİ!
Bugünlerde eskisi kadar çok fazla konuşulmasa da ev sahibi-kiracı tartışmaları yine gündemde…
Aşağıdaki tebliğe daha doğrusu ihtara dikkatinizi çekmek isterim;
* “Konusu: Kira kontratı tarihinden itibaren 5 yıllık sürenin geçmesi nedeniyle güncel kira bedeli olan 22.000 TL’nin 01.08.2024 tarihinden itibaren ödenmesi istemidir.
Sayın muhatap! Müvekkil adına kayıtlı ve … tarihli kira sözleşmesi ile mecuru kiracı olarak kullanmaktasınız ve kira bedeli olarak aylık 6.000 TL ödemektesiniz…
İş bu kanun maddesi gereği ödemekte olduğunuz kira bedelinin yıllar içinde oluşan yüksek enflasyonun menfi etkileri neticesi cüzi bedellere düştüğü, 2024 yılında kiralanan ve kiralık olarak ilana konulan 3+1 135 metrekare konutla, aynı standartlara haiz civardaki emsal konutlar göz önüne alındığında, oturduğunuz konutun aylık kira bedeli 22.000 TL olduğu dikkate alınarak, mecuru tahliye edene kadar 01.08.2024 tarihinden geçerli olmak üzere aylık kira bedelini 22.000 TL olarak ödemenizi,
Yukarıda belirtilen hususların yerine getirilmemesi halinde aleyhinize kira tespit davası ve kira farkları alacağı için icra takibi ikame edileceği, masraf ve avukatlık ücretlerinin tarafınıza yükletileceği ihtar olunur…”
***
Bir kiracı okurum anlattı, yukarıdaki durumu… Kirası, 6 bin TL’den 22.000 TL’ye çıkarılmak isteniyor!
Kiracı, ev sahibi ve avukatının ismi ve hangi ilde bu durumun yaşandığı bende saklı.
Kiranın 6 bin TL’den 22.000 TL’ye çıkarılması doğru mu, yanlış mı?
Olayın birkaç yönü var…
HAKKANİYET ÇERÇEVESİNDE KİRAYI ARTIR!
Bu duruma ilişkin birkaç hususu ‘hakkaniyet çerçevesinde’ anlatmak istiyorum:
1) Adam yıllarca çalışmış, bütün birikimi ile bir ev almış, bu evi de kiraya vererek geçimini buradan sağlıyorsa, elbette günün şartlarına göre evini kiraya verecektir.
2) Ev sahibinin ekonomik şartlara göre bir kira bedeli belirlemesi normaldir. Bu noktada ev sahiplerine hak vermek lazım! Hele hele yönetimin bir dönem kiralara yüzde 25 gibi bir sınır koyması tamamen hataydı! Pahalılık yüzde yüz ama kira zammı yüzde 25! Yanlıştı! Sırf bu yüzden ne kavgalar yaşandı ne kavgalar! Hatırlayacaksınız!
3) Ancak… Konutu terk etmedi ise, çıkmadıysa, evde hâlâ kiracı olarak oturan bir vatandaşa ev sahibinin, “5 yıl doldu, haydi senin kiraya yüzde 400 zam yapıyorum!” demek de ne kadar hakkaniyetli olur? Yap, mesela yüzde 100 zam yap, yüzde 200 zam yap! Ama yüzde 400 de fazla değil mi? Hani, değeri öyle olsa bile! Haa, kiracı çıkar o zaman gerçekten de şartlara göre kiranı yeniden belirle!
4) Çok da fazla girmek istemiyorum kiracı-ev sahibi meselelerine! Zira, her iki tarafın da haklı olduğu yanlar var! Nasrettin Hoca’nın dediği gibi: “Sen de haklısın!”
5) Ama geçenlerde bir konuşma izledim! Bir ev sahibi dedi ki: “Ben kiracıma şunu söyledim; gerçek manada gücün ne kadarına yetiyorsa, hakkaniyet çerçevesinde o kadar artır, kirayı!” Bu cümleyi duyunca, “İşte budur!” dedim.
6) Kazanmanın, para biriktirmenin, yığmanın sonu yok! Aman dikkat edelim bu arada insanlık, vicdan, hak ve hakkaniyet son bulmasın!
BİR SORUM VAR!
Sorum şudur;
Yılbaşı olur, başka tüketime yönelik günler olur… Benzer şu gün olur, bu gün olur...
İnancımızı, milli örf ve adetlerimizi, gelenek ve göreneklerimizi alakadar etmeyen günler haftalar için...
Bazı belediyeler (parti ayrımı yapmadan söylüyorum) günler öncesinden müthiş hazırlıklar yapıyor…
Kabarık bütçeler koyuyorlar ortaya. Sanatçılar, süslemeler, ışıklandırmalar, davetler, hediyeler vb…
Kısacası milletimizin büyük bölümünü hiç de alakadar etmeyen bu günler için müthiş heyecan katıyorlar, bu belediye yönetimleri!
***
Peki, bizim dini ve milli bayramlarımız var, öyle değil mi?
Bu bayramlarda bu belediyeler neden aynı heyecanı, coşkuyu duymuyor, acaba?
Mesela bir Ramazan Bayramı’nda, bir Kurban Bayramı’nda, bir Cumhuriyet Bayramı’nda ve diğer milli bayramlarımızda aynı coşku ve heyecanı neden göstermiyorlar?
Hani Türkiye’nin yüzde 99'u Müslüman idi?
Yahu, ülkemizin inanç yapısı değişti de bizim mi haberimiz yok?
Bütün bunları, “Bizi Avrupa Birliği’ne (AB) alacaklar! AB ülkelerine şirin gözükelim!” dürtüsü ile yapıyorlarsa avuçlarını yalarlar!
Zira, dinimizi, inancımızı değiştirmedikçe bizi Avrupa Birliği’ne almazlar, almayacaklar! Sevmiyor adamlar bizi! Adamların yanaklarında ecdadımızın, Osmanlı İmparatorluğu’nun 5 parmak şamar izleri var, hâlâ!
* Bir Fransa neden unutamıyor; cihan imparatoru Kanuni Sultan Süleyman’ın, Fransuva’ya yazdığı, “Derhal kaldırın o modayı! Yoksa, gelirsem!...” içerikli mektubunu!
* Bir İngiltere neden unutamıyor; Osmanlı’nın Kût'ül-Amâre Kuşatması’nda (Birinci Kut Muharebesi), İngilizlere tattırdığı o büyük mağlubiyeti?
* Yahu, adamlar cennetmekân Fatih Sultan Mehmet Han’ın İstanbul’u fethini bile hazmetmiş değiller! İstanbul’un fethi adamların boğazlarına hâlâ takılı!
Önümüzde tek seçenek var; o da İslam Birliği’dir! Nokta!
Allah akıl, fikir versin. Âmin!
---
NOT: Önümüzdeki Pazar günü (12 Ocak 2025) Milli Gazetemizin kuruluş yıldönümü. Pazar sabahı saat 10:00 gibi her 12 Ocak'ta olduğu gibi Zeytinburnu Merkezefendi'de Erbakan Hocamızın kabristanında Kur'an-ı Kerim tilaveti icra edeceğiz, dua edeceğiz. Ardından da Milli Gazete merkezinde kahvaltı programı ifa edilecek. Müsait olanları bekliyoruz...