Kültür-Sanat

Kurtlar puslu havayı sever

Kurtlar puslu havayı sever

Abone Ol

Dün medyada gördünüz. Linç edilmeye çalışılan polis, gösteride doğrultulmuş tabanca (kurusıkı çıktı ama herkes gerçek sandı), havada sallanan bıçak ve vurmaya hazır balta. Hafta sonu, Türkiye‘den yansıyan görüntüler bunlardı. Linç görüntüleri Hakkâri‘den, öteki görüntüler ise İstanbul‘dan, bizim gazetenin 200 metre ötesinde Dolapdere‘den geldi. Bunun bir adım sonrası, artık ölü ve yaralılar olacak. Türkiye‘nin geldiği nokta bu.

Ve bu noktaya bizi getiren de, bir elin parmakları kadar insan. Mesela, İmralı‘da kendisi için yapılan hücre, bir öncekine göre daha büyük olduğu halde, bunu beğenmeyen örgüt lideri.

Örgüt lideri için 5 milyon dolar harcayan devlete kızıp, hücrenin dışarıdan ışık almaması için tel örgüyle penceresini kapatan, sonra da açmak zorunda kalan memur. Kime ve neye hizmet ettiğini bilmeden "Kurt puslu havayı sever" diyerek pusu kurup can alan eli silahlı birkaç terörist. "Ne açılımı ulan" diyerek, toplumu "Bu işi çözelim" noktasından "Bu Kürtleri keselim" noktasına getiren birkaç siyasetçi.

"Açılım bitmiştir arkadaşlar" diye kahkaha atan militan ruhlu sözde sivil politikacılar. "Açılım ihanettir, yapan haindir" diyen parti liderleri. Yeri geldiğinde "AK Parti kapatılmamıştır" diye haz gösterisi yapan, ancak nedendir bilinmez 2 yıl beklettiği dosyayı bir gecede masaya indiren, infazı ilan ederken de ‘Topu bize atmayın" diye günah çıkaran yargı.

Evet bir grup insan sayesinde, Türkiye bu noktaya geldi. Peki bundan sonra ne olur? Yanıt çok zor değil. Zaten çoğunluğun "içi boş" diye hiç hoşlanmadığı "açılım" tamamen unutulur. Bazı general emeklilerinin dile getirmeye başladığı "Olağanüstü Hal" ilan edilir...