Geçen yüzyılın başından beri Türk kavmi eksenli bakış,
baskıcı tutum ve gerilim yüz yıllar silâhların gölgesinde süregeldi. İster
istemez kitleler bölündü taraflar oluştu. Kürtler bölgelerinin sosyolojik
yapısı gereği kavmiyetçiliğe hiç de eğilim göstermedi. Medrese geleneği, İslâm a
bağlılık, Kürtlerin tarih boyunca İslâmî özleri gereği isyankâr olmadılar.
Osmanlı Devleti nin âdil yönetimi, kavmi bakıştan uzak oluşu yönetiminde
bulunanları sağlıklı yönetti. Onlarla birlikte kültürlerine saygı göstererek
yaşadı. Masonik İttihat ve Terakki ile birlikte dengeler bozuldu. Kavmiyetçilik
hareketleri aldı başını gitti. Anadolu ise Türk kavmi eksenli oluşturuldu ve bu
bir baskı aracı olarak kullanıldı. Kavmiyetçiler yüz yıl boyunca Osmanlı
yönetimini diğer halkları, kültürleri neden asimile etmediler diye töhmet
altında tuttular. Göreve gelir gelmez de asimilasyona başvurdular. Bu baskıya
uzun yıllar dayanılamazdı, etki tepkiyi doğurdu başka kavimlerin karşı
çıkmasına neden oldular.
Son çeyrek yüzyıldır üzerimize abandırılan sorunların başında
Kürtlerin kavmi bir hareket içinde ayaklandırılması. 1980 sonrası başlayan
Marksist özlü bu ayaklanma zamanla başka yüzlere de bürünerek bugüne gelindi.
Büyük acılar yaşandı.
Bu sorun silâh ile çözülmeye çalışıldı. Silâhlar
kullanıldıkça taraflar büyük acılar yaşadılar. Uçurum büyüdü. Önü alınamaz bir
sürece girildi.
Batı ve emperyal güdümlü yöneticiler, buna isterse siz
devlet deyin sorunu çıkmaza sürükledi. Bölgenin manevi ruhu ortadan kaldırıldı.
Medreseler kapatıldı. Toplumun önünde yer alan manevi kişiler tahkir edildi,
baskı altında tutuldu. Böyle olunca Marksist ruhlu kavmi harekete alan açıldı.
Kürtler de Türkler gibi sekülerleştirildiler, dinden uzaklaştırıldılar. Artık
onların manevi değeri diye bir dayanağı ve ruhu kalmadı.
Şu sıralar bu yapı üzerine yapay bir oluşum yapılmak
isteniyor. Bu çözüm getirir mi, getireceğini sanmıyoruz. Kanın durması,
insanların birbirlerine kısmi olarak da olsa yaklaşımları sevindirici olabilir.
Fakat bu sürecin arkasında uzun vadede neler gelebileceğini iyi kötü tahmin
edebiliyoruz. Çünkü emperyaller, başta Abede ve İsrail, İngiltere, AB ülkeleri
ne Türkiye yi ne de Kürtleri kendi başlarına bırakırlar.
Zaten batılılaşma süreciyle birlikte sorunun temelinde ne
Türk ne de Kürt sorunu var. Sorun, insana değer verilmeyişi. Ve hatta insanlar
çıkarlar uğruna ne kadar kullanılabilinir ona bakılır. Batılılar çıkarlarının
zedelenmesine asla izin vermezler. Günü gelince yeni unsurları devreye
sokarlar. Buna hazır kesimler zaten var.
Onlar için insan değil çıkar önemli. Bugün Kürt sorunu
tezgâhta, yarın bir başkası çok rahat tezgâha sürülebilir. Yedekte bekleyen
başka sorunlar var. İster buna Alevi Sünni gerilimi, ister laik anti laik
gerilim deyin. Çünkü silâhlı gruplar tetikte bekliyor.
Devlet bu milleti İslâm dan uzaklaştırayım derken
kuyusunu kazdı ve bugünlere gelindi. Toplumun manevi eğitimi yok sayıldı.
Mevcut siyasal iktidar da göreve geldiğinden beri geçici çözümlerle sorunu
gidermeye çalıştı, çalışıyor. Çok güçlü olduğu Güneydoğu da her geçen gün güç
yitirdi. Seçimlerde baraj sorunu olmasa onların da bölgede söz sahibi olması,
ya da milletvekili çıkarmaları çok güç. Bunun içindir ki, geçmişten gelen
baskıcı yöntemle, kendilerine güvenemediklerinden barajlı seçim sistemine devam
ettiler, ediyorlar.
Devlet, kendisine düşman seçtiklerine zulmetmede mahir.
İnsanlar İslâm a bağlıdırlar diye zulüm gördüler, idam sehpalarında
sallandılar. Kendi eğitim kurumlarından yetişen gençleri Sosyalist diye
darağaçlarına çektiler. Kürtlere benzer tutum sergilediler. Aleviler bu gerilimden
paylarını aldılar. Bugün de karşı grup diye bilinenlere aynı tutum
sergileniyor.
Zulüm zulümdür, kime yapılırsa yapılsın kabul edilemez.
Geçmişte biz onlardan zulüm gördük diye zulüm etme hakkını doğurmaz.
İslâm insanı kurtarmak için en son noktaya kadar
kurtarmaya çabalar. Bağışlamak için bütün çabasını harcar. Ağır ceza en son
çaredir. Buna bile başvurulmamaya gayret gösterilir.
Türkler de, Kürtler de Müslüman dırlar, bütün Müslümanlar
kardeştirler. Bu kardeşlik diğerlerinden çok daha öndedir.
Asıl sorunu irdelemeye yerimiz kalmadı. Sonra sohbet
edelim en iyisi.