Kürt Sorunu, HDP ve PKK

Abone Ol

HDP bir siyasi parti olarak oyunu aldığı kitlelerin sorunlarını takip etmek, parlamentoda bu sorunların çözümü için gerekli çalışmaları yapmak durumundadır. Varlık sebebi de budur. Meseleye bu açıdan bakıldığında PKK’nın varlık sebebi kalmamaktadır. Ne var ki, HDP konumunu net bir şekilde belirleyip ona öre hareket etmek yerine terör örgütünün siyasi alandaki kolu gibi davranmayı tercih ediyor. Belki de kendisini buna mecbur hissediyor. Bu noktada bir terör örgütü ile bir siyasi partinin temas halinde olması işlerin olması gereken bir boyutta yürümediğini gösterir. Bunun yanında artık gerçekten bir Kürt sorunu varsa bunun içeriğinin net bir şekilde ortaya konulması gerekir. Sorun açık bir şekilde ortaya konulmadan hem neyin mücadelesinin verildiği kitleler tarafından anlaşılamaz hem de bilinmeyen bir şeylin peşinde gidildiği gibi bir görüntü ortaya çıkar. Bir de bu bilinmeyen istekler adına kan dökülüyorsa toplumda oluşan travma sonucu meselenin serinkanlılıkla konuşulması ve tartışılması imkanı kalmaz.

PKK’nın ortaya çıkış sebebinin yeniden değerlendirilmesi gerekiyor. Bu noktada cevabının verilmesi gereken husus PKK’nın çıkış sebebinin Kürt halkının gasp edilmiş(!) haklarının alınması mıdır yoksa küresel güçlerin bölgemize biçtikleri çatışma ortamının süreklilik kazanması isteğinin bir sonucu mudur Şahsen PKK ile uzun yıllardan beri Irak’ta mücadele veren ve bugün bağımsız bir devleti konumuna kavuşan Peşmerge mücadelesi, Suriye’de PYD ve İran’daki PJAK’ı birbirinden bağımsız ve tesadüfen ortaya çıkmış hareketler olarak görmenin ve değerlendirmenin eksik olacağını düşünüyorum. Bunun için pek çok nedenim var. Bir defa Irak, İran, Suriye ve Türkiye’ye yönelik oluşturulmuş Kürt örgütleri pek çok konuda ortak hareket etmektedirler. Bu örgütlerin destekçisi sömürgeci güçler de bu durumun sürmesinden yanadırlar. Irak’ta oluşmuş Kürt bölgesinin Irak’ın ABD tarafından işgalinin arkasından bağımsızlığa yakın bir konuma ulaştığı, hatta Barzani’nin sık sık bağımsızlık ilanının yakın bir zamanda gerçekleşeceği yönündeki açıklamalarını sadece kendi güçlerine inandıkları için tekrarladığını düşünmek saflık olmaz mı

İran’daki PJAK ile Suriye’deki PYD’nin ortak hedefe yönelik hareket etmediklerini söylemek mümkün mü PKK ile PYD aynı hedefe yönelik mücadele ediyor olmasalardı Kobani’de PYD’nin etkinliğini kaybetmesi üzerine HDP harekete geçip kampanya başlatır mıydı Bir adım daha atarsak medyada yer alan haberlerde PJAK ve PYD’nin PKK’nın birer kolu olarak tanımlanmasına rağmen taraflardan bir itiraz gelmeyişini, bu tanımın kabullenilişini nasıl izah etmek gerekir.

Böyle olunca da HDP Eşbaşkanı Demirtaş’ın Brüksel’de “Kürt sorununun barışçı çözümü ve ateşkesin sağlanması için Türkiye’ye baskı yapılması çağrısında bulunması”nın gerçeklerle bağdaşıp bağdaşmadığının doğru değerlendirilmesi gerekir. Bunun için Kürt sorunu olarak ifade edilen meselenin içinin doldurulması gerekiyor. İçinin doldurulması ise öncelikli olarak bölge halkına düşüyor. HDP de bir siyasi parti olarak elbette bir takım sorunlar varsa bunun çözümü için çaba göstermek durumundadır ama bunun yolu AB’den Türkiye’ye baskı yapılmasını istemek olmamalıdır. Konu Türkiye’nin iç meselesidir. Mesele Türkiye’nin iç sorunu olarak kabul edilmiyorsa o zaman küresel güçlerin çıkarlarına bilmeden de olsa hizmet edilmiş olunmaz mı Kaldı ki, bu ülkede yaşayan herkesin temel insan haklarına sahip olması ve hayatına geçirmesi hususunda toplumun tüm kesimleri aynı düşence ve hassasiyete sahiptirler.