PKK‘nın şehir yapılanması olduğu iddia edilen KCK, bazı kurumlara mail göndererek Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) milletvekillerinin, şu aşamada meclise gitmesinin "Kürt halkına ihanet ve düşmana hizmet" sayılacağı tehdidinde bulundu.
Özellikle son günlerde artan şiddet olaylarından sonra BDP‘nin meclise girmesi gerektiği daha yüksek bir dille vurgulanmaya başlanmıştı. Bazı BDP milletvekilleri de partilerinin meclise girmesi gerektiğini savunmuş hatta bu durumun parti içerisinde görüş ayrılıkları oluşturduğu öne sürülmüştü. Özellikle Diyarbakır Milletvekilleri Şerafettin Elçi, Altan Tan, Leyla Zana, Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü ve İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder‘in meclise girme konusunda görüş bildirdikleri belirtiliyordu.
Milletvekillerine açık tehdit
BDP içerisinde bunlar tartışılırken KCK, Kürt siyasetine muhtıra sayılabilecek bir açıklama yaptı. Milletvekillerinin açıkça tehdit edildiği KCK Yürütme Konseyi imzalı açıklamada, "Son dönemde BDP‘li vekillerin Meclis‘e gidip gitmeleri kamuoyunda yoğun tartışılmakta, özellikle bizim vekillerin ve bazı insanlarımızın Meclis‘e gitmeliyiz sözleri düşmana hizmet etmekten öte bir şey değildir. Apo‘nun koşulları değiştirilmezken ve tecrit ağırlaşmışken, askeri ve siyasi operasyonlar olurken, kara harekatına hazırlık yapılırken Meclis‘e gitmek Kürt halkına ihanet etmek ve düşmana hizmet etmektir" ifadeleri kullanıldı. Kürt siyasetini tamamen vesayet altına almak için verilen "muhtıra" bölge aydınları tarafından sert bir tepkiyle karşılandı. Milli Gazete‘ye konuşan aydınlar, BDP‘nin PKK‘nın tehdidine rağmen acilen meclise gitmesi ve sorunlara sivil siyaset kanallarıyla çözüm araması gerektiğini belirtti.
İktidar da yanlış bir dil kullanıyor
BDP seçmeninin önemli bir kesiminin partinin meclise girmesini istediğine değinen Coşkun, "Son dönemde ciddi çatışmalar meydana geliyor. Siyasette partilerin yeni yeni pozisyonlar alması gerekir. Siyasi kanalların sürekli açık tutulması gerekir" dedi. Ak Parti iktidarının bu sorunda kullandığı dilin de yanlış olduğunu belirten Coşkun, bu dilin demokratik siyasetle bağdaşmadığını söyledi.
BDP meclise gelmeli
BDP‘nin bu aşamadan sonra acilen meclise gelmesi gerektiğini vurgulayan Coşkun, "Taleplerini, sıkıntıların, Türkiye demokrasisinin aksaklıklarını meclis çatısı altında dile getirmeliler. Seçmeninin isteğine göre hareket edip meclise gelmeliler" şeklinde konuştu.
Kürt siyasetinin vesayetle imtihanı
Türkiye‘nin çok uzun zaman askeri vesayetten kaynaklı sıkıntılar yaşadığını dile getiren Coşkun, şimdi Kürt siyasetinin de vesayetle bir imtihanı olduğunu vurguladı. "Siyaseti vesayet altında tutarak PKK‘nin kendi politik doğrularını BDP‘ye dayatması kabul edilir değil" ifadelerini kullanan Coşkun, "Bu durum Kürt siyasetinin itibarlı olmasını da engelliyor" dedi.
BDP‘nin tepkisi ilk etapta haklıydı
BDP‘nin seçimlerde 36 milletvekili kazandığını hatırlatan Doç. Dr. Vahap Coşkun, Hatip Dicle‘nin ‘siyasi ahlakla bağdaşmayacak şekilde milletvekilliğinin düşürülmesi ve 5 tutuklu vekilinin serbest bırakılmaması sonrası bir tepki olarak meclisi boykot etmesini doğru bulduğunu‘ fakat bunun sürekli hale getirilmesindeki yanlışlığı dile getirdi.
Yazar Muhsin Kızılkaya: ‘Meclis dışı yapı gayri meşrudur‘
BDP‘li milletvekillerinin meclise girmek için aday olduklarını belirten Yazar Muhsin Kızılkaya, "Kimse kendilerini aday olun diye zorlamadı. Meclise giderek, milli iradenin tecelli ettiği en önemli kurumun çatısı altında, var olan sorunlara çözüm aramalılar" ifadelerini kullandı. BDP‘ye oy veren 2.5 milyon seçmenin mecliste temsil edilmek için oy verdiğinin altını çizen Kızılkaya şöyle konuştu: "Kimse BDP‘li vekillere Diylarbakır‘ın, Van‘ın parklarında, bahçelerinde gezsin diye oy vermedi. Meclise gitmek için koşul öne sürmek abesle iştigal etmek demektir. Meclis sorunlara çözüm aranılan yerdir. Eğer BDP‘li vekilleri bu konuda engelleyen birileri varsa onlara da ‘kendi işinize bakın‘ diyecek cesareti sergilemeliler."
Kürt siyasetçi Ümit Fırat: ‘Durum daha ağır‘
Kürt siyasetçi ve aydın Ümit Fırat, "Örgütün kendi dışındaki meşru bir yapı oluşmasına tahammülü hiç olmadı. Böyle bir durum kendileri açısından iyi yönde değerlendirilmiyor. Eğer BDP‘li vekiller parlamentoya girip legal siyaset yaparlarsa otomatik olarak kendileri devre dışı kalacaklar" dedi. Kürt siyasetine sürekli olarak kendi gündemlerini dayattıklarını belirten Fırat, "Yaptıkları açıklamada BDP‘li vekilleri kendi maiyetlerinde gördükleri de ortaya koyuyor. Bu haliyle söz konusu durumun askeri vesayetten daha ağır bir duruma işaret ettiğini anlayabiliyoruz" şeklinde konuştu.