Kürt Lawrenceler...

Abone Ol

PKK/KCK’nın yaptığı son açıklamanın ardından bölgede bir anda tırmanışa geçen terör eylemleri, sorunun sadece “askeri barajlar” olmadığını gösteriyor. Bölge halkını kendine kalkan yapan ve “çözüm süreci”ni bir şantaj unsuru olarak kullanan terör örgütünün hedefi, doğrudan doğruya Türkiye Cumhuriyeti ve onun son dönemde uygulamaya koyduğu politikalar. Çünkü “efendileri” böyle istiyor!

Dün de istemişlerdi... Ve büyük ölçüde başarılı da olmuşlardı. İngiliz emperyalizmine karşı omuz omuza birlikte çatışan ve 31 Ağustos 1922 tarihinde ona Derbent’te büyük bir hezimet yaşattıran bölge halkını bu sefer kendi içinde çatışmaya itmişti. İki kardeşi kavga ederken, onlar Musul Vilayeti’ni tereyağından kıl çeker gibi elimizden almışlardı.

Sonrası ise malum!

***

Bugünkü kavga da büyük ölçüde aynı. Ortadoğu’da haritalar değişirken, emperyalizm bölgenin bir kez daha hassas fay hatları üzerinden kendisine manevra alanı oluşturmaya devam ediyor.

Dünün “Arabistanlı Lawrence”lerinin yerini günümüzde “Kürdistanlı Lawrence”ler, hatta onun bir ileri modeli olan “Kürt Lawrence”ler almış durumda. Şeklen bu halktan birileri gibiler ama ruhları bu coğrafyaya ait değil. Bu halkın diliyle konuşuyorlar ama gönül dilleri çok farklı, aynen kıbleleri gibi...

Dolayısıyla, oyun daha da tehlikeli bir hal almış durumda!

***

Arabistanlı Lawrence’in misyonu belliydi. Filistin’de “İsrail Devleti” projesine geçit vermeyen ve önüne getirilen çirkin teklifler karşısında, “aldığımız fiyata” diyen Osmanlı’yı tarih sahnesinden silmek!

Ve öyle de oldu. Hatta daha da ötesi...

Osmanlı kendi kardeşlerinin ihanetine uğratıldı. Parçalara ayrıldı. İmparatorluk dağılmakla kalmadı. Aralarına husumet ve kan girdi. İslam kardeşliğinin yerini çok daha farklı ilişkiler almaya başladı.

***

Arabistanlı Lawrence’in ektiği fitne tohumu bu coğrafyada on yıllardır etkisini sürdürmeye devam ediyor. Birlik ruhuna vurulan hançer darbesinin açtığı tahribat bir türlü giderilemiyor. Bilakis, parçalara ayrılan coğrafya, kendi içinde tekrar parçalara bölünmek isteniliyor. “Direnç Cephesi”nin son halkası da tarihe gömülmek isteniliyor.

Hedef, hiç kuşkusuz “Büyük İsrail” projesi! Bunun Nil ayağını büyük ölçüde hallettiler. Darbeci Sisi ile Camp David sürecine çekilen Mısır’ın çok uzun bir süre kendine gelebilmesi mümkün görünmüyor.

Hatta Mısır, söz konusu projenin “kolaylaştırıcı” aktörlerinden birine soyundurulmuş durumda. Müslüman Kardeşlere yönelik operasyonun ve baskıların ardında da bu hedef yatıyor.

Suriye ve Irak’ın da hali ortada. Büyük ölçüde bitmiş durumdalar. Bölgede, “Büyük İsrail” projesinin önünde geriye tek bir engel kalıyor!

***

O da, Osmanlı’nın devamı niteliğinde olan ve onun mirasına tekrar sahip çıkmaya çalışan Türkiye Cumhuriyeti’nin ta kendisidir. Bundan dolayı Türkiye, güney sınırlarında “İki Kuzey” (Kuzey Irak ve Kuzey Suriye) sorunu ile karşı karşıya bulunmaktadır.

İmparatorluğun düştüğü ve tekrar ayağa kalkacağı bu “İki Kuzey”, BOP’un son cephesidir. Bu cephe düştüğünde “Büyük İsrail” de büyük ölçüde tamam demektir. Mevcut şartlar altında Türkiye’nin buralarda kaybetmesi mümkün değildir. Ancak ve ancak büyük bir ihanet ile bu söz konusu olabilir.

***

Evet, “Büyük İsrail” projesinin önündeki son engel, “Kürdistanlı Lawrence”ler ile inşa edilen “İkinci İsrail” projesi ile aşılmaya çalışılmaktadır. Dolayısıyla, meselenin adı “Kürt Sorunu” değildir. Sorunun gerçek adı, “Kürdistanlı Lawrence”ler tarafından yürütülen “emperyalizm”dir, “Büyük İsrail”dir.

Arabistanlı Lawrence’a inanıp, İmparatorluğa silah çekenler ve İsrail devletinin önünü açanlar nasıl büyük bir hayal kırıklığı yaşadılar ise, “Kürdistanlı Lawrence”lere ya da “Kürt Lawrence”lere inananlar da benzer bir akıbet ile karşı karşıya kalacaklardır. Bunun için ihaneti tekrar keşfetmeye gerek yok!

Oyuna gelmeyelim. Birlik olalım. Bayramların özüne, ruhuna uygun bir şekilde hareket edelim! Bu vesileyle Ramazan bayramınızı can-ı gönülden kutluyor, saygı ve selamlarımı sunuyorum.