Kürt devletine ramak kala

Abone Ol

ArmedForcesJournal’ın Temmuz 2006 sayısında yayınlanan Ortadoğu’yu yeniden yapılandırma planı; ABD’nin gerçek düşüncesini ortaya koyuyordu. Yüzyıl önce SykesPıcot antlaşmasıyla masa başında cetvelle çizilen sınırları artık harita üzerinde yeniden çizerek bölmek artık imkânsızlaşmıştır. Irak’taki savaşa karar veren ve dönemin ABD başkanı Bush’u sıkıştıran savaş lobicilerden çoğu Yahudi olan 25 yeni muhafazakâr aydın yeni sınırlar istiyordu. İsrail’in böl ve yönet geleneğine uygun YinonDoktrini’ne göre Irak üç küçük devlet olarak bölünmeliydi. İsrail’in düşündüğü plan ise; Diyarbakır’dan Tebriz’e kadar uzanan özgür Kürdistan kurulmalıydı. Türkiye, İran ve Irak’tan kopartılarak oluşturulacak bu devlet, “Bulgaristan ile Japonya arasında kalan topraklar üzerindeki en batı yanlısı devlet olacaktı” Batı için bu plan yeterli miydi? Tabi ki hayır!

Doymak bilmeyen batı, Suudi Arabistan, Afganistan ve Pakistan da parçalanacak, ABD ordusu “teröre karşı güvenliği sağlamak için, demokrasi umudu için ve kaderi kendiyle savaşmak olan bu bölgenin petrol yataklarına erişim için savaşmaya devam edecekti.  ABD’nin Kürt devleti kurma hayâlı yeni değil. Emekli Amiral VediiBirget 24 Şubat 1987 günlü Cumhuriyet Gazetesi’nde yayımlanan yazısında; ABD’nin 1965 yılında dönemin Başbakanının ağzını aradığını ve İran-Irak-Türkiye Kürtlerini içeren ve Türkiye’ye bağlanacak bir Federal Cumhuriyet önerdiğini Başbakan Demirel’in Genelkurmay tarafından verilen bir brifingde bu teklifi ortaya attığını ve sert tartışma sonrasında bu teklifin reddedildiğini yazıyordu. ABD, 1965 yılında Türkiye-İran-Irak toprakları üzerinde bir Federe Kürt Devleti kurulmasını ve bu federe devletin Türkiye’ye bağlanmasını teklif etmişti. O gün bugündür CIA bu bölgede Kürt Devleti kurmak için her türlü estrumanı kullanıyordu. CIA tarafından kurulan VIFI- “Hür Irak’ın sesi” radyosunun Körfez Savaşı sırasında “Ayaklanın! Zaman geldi! Bu sefer müttefikleriniz sizi yalnız bırakmayacaktır…” anonsları yapıyordu. O gün tercihini Kürt gruplardan yana kullanan ABD, bugün de farklı bir şey yapmıyordu. PYD’nin yanında olduğunu ilan edip, silahlandırıyordu.

Gazeteci Güneri Cıvaoğlu Körfez Savaşı sırasında yaşadığı ilginç olayı hem köşesinde hem de TV programında dile getirdi. Anlattığı bu olay ABD’nin Körfez Savaşı sırasında bir Kürt devleti hedefleyip hedeflemedikleri konusunda oldukça önemlidir. Cıvaoğlu söz konusu olayı yazısında şöyle anlatır: “Körfez Savaşı sırasında Suudi Arabistan’daydım. Bizim büyükelçi, ABD’nin büyükelçisine rica etti. Amerikan Kuvvetlerinin komutanlığından “bilgilendirme” randevusu aldı. Orada beni Amerikan Kuvvetlerinin bulunduğu binanın üst katlarından birinde çok iyi Türkçe bilen bir Albay ve Yarbay’ın odasına aldılar. Daha evvel Sabah’ta bu köşemde yazmıştım…

O Albay ve Yarbay haritanın Kuzey Irak yörelerinde avuçlarını gezdirmişler ve ‘Burada savaş bitecek, geri çekileceğiz. Saddam’a da o yöreyi yasaklayacağız… Saddam’ın bıraktığı silahlara, havaalanlarına, cephaneliklere yöredeki Kürtler el koyacaklar. Orada bir Kürt devleti kurulacak. Sizden toprak isteyecekler… Ya vereceksiniz barış olacak… Ya da vermeyeceksiniz savaşacaksınız’ demişlerdi.” Duyduklarıma inanamıyordum. “Türkiye… Amerika… NATO müttefikliği… Türkiye sınırlarına tecavüz, NATO’ya saldırı sayılır… Bu söyledikleriniz anlaşılır gibi değil. “Biz gideceğiz, bölgede olacakları söyledim” gibi cevaplar verdi” Aslında ABD hiçbir zaman niyetini saklamıyor, açıkça deklere ediyordu. Çıkarları kimi gerektiriyorsa onla müttefik olabiliyor. Bu durumda Türkiye çok akıllı hareket ederek Milli Görüş politikaları doğrultusunda mutlaka dış siyaset yürütmesi şart gözükmektedir.