PKK terör örgütü liderlerinden Murat Karayılanın Kürdistan Ulusal Kongresinin Brükselde 15ncisini gerçekleştirdiği Genel Kurula gönderdiği mesaj gündeme damgasını vurdu. Terörün belinin kırıldığının açıklandığı saatlerde Karayılan, “İçinden geçtiğimiz süreç özgür Kürdistan’ı kurma sürecidir. Onun için her zamankinden daha çok birliğe ihtiyacımız var” diyordu.
Burada, "birlik" vurgusunu bir yere not edelim.
Mesajda dikkat çekici diğer iki husus ise: "...Demokratik Ulusal Birliğin prensiplerini uygulayacağıma, özgür, demokratik ve başarılı Kürdistan için tüm gücümle mücadele edeceğime..." ve "Kuzey Kürdistan’daki demokratik özerklik ilanı, Kürdistan Özgürlük Mücadelesi içinde yeni bir aşamanın da başlangıcı oldu. Bu süreç büyük başarıların süreci, özgür Kürdistanı kurma sürecidir" şeklinde karşımıza çıkıyordu.
Açıklamada, söz konusu Kürt devletinin nitelikleri ile bu devlete doğru giden süreçte "Kuzey Kürdistan"daki demokratik özerk yapıya yapılan vurgu oldukça önemli. Özellikle de "özgür" ve "demokratik" vurguları oldukça önemli. Bunlar adeta birer sihirli sözcük durumunda...
***
"Kuzey Kürdistan" bu bağlamda bir başlangıç ve dayanak noktası olduğu kadar, bir model olarak da karşımıza çıkıyor. Modelin özünde hedef ülkede bir iç savaşın çıkartılması, bu ülkeye yönelik dış müdahale ve bu ülkede yer alan Kürtlerin süreçte oynadıkları işbirlikçi rolden ötürü ödüllendirilmesi söz konusu.
Irakın işgali sürecinde yaptıkları katkıdan dolayı ödüllendirilmiş olan yapı, bugün her an doğmaya hazır "çekirdek devlet" olarak önümüzde. Suriyede elde edilecek sonuç belirleyici olacağa benziyor. Yani, Suriyede bir Kürt devleti kurulmadan Iraktaki devletin bağımsızlığı o kadar kolay değil.
Suriye, burada olası Kürt devletinin tamamlayıcı bir parçası olduğu kadar, Karayılanın bahsettiği "birlik" vurgusu bağlamında Kürt milliyetçiliğinin pekişmesine katkı sağlayan bir adres olarak da karşımıza çıkıyor. Ayn el-Arap (Kobani) sonrası Cerablusa yapılan vurgu ve PKKlı teröristlerin yanında Irakta bir süredir askeri eğitim gören 6 bin Suriyeli Peşmergenin bir kısmının Suriyeye geçirildiğine yönelik haberler bu noktada fazlasıyla dikkat çekici.
***
Evet, model şu an Suriyede "Batı Kürdistan" için uygulanıyor ve yeni bir aşamaya girilmiş durumda. Modelde öne çıkan en temel nokta, hedef ülkenin başarısız bir devlet haline getirilmesi. Bunun etkin yollarından biri de, o ülkenin anti demokratik bir devlet olarak dünyaya lanse edilmesi. Tabi başında da bir tane diktatör oluyor.
Ayrıca, bu devletlerin bir diğer ortak özelliği de teröre destek veriyor olmaları. Bunu Afganistan, Irak, Suriye, Libya vb. ülkelerde başarıyla uyguladılar. Siz, bırakın teröre destek vermeyi, terörizmin hedefi bile olsanız medya üzerinden yürütülen algı operasyonları sonucunda kendinizi bir anda "terörist ülke" konumunda bulabiliyorsunuz.
Tutturabilirlerse bunların yanında bir de nükleer, kitle imha silahları üretimi ve bunların kullanılması, kullanma olasılığı var. Kısacası, başarısız devlet damgası üzerinden yeni bir devlet ya da devletçikler inşasına yönelik malzeme bol. Yeter ki siz hedef ülke olun ve oyuna gelin. Gerisi kolay...
***
Sizin teröristiniz, onların kahramanı hatta müttefiki haline gelebiliyor. Siz otoriter bir devlet olarak lanse edilmeye başlarken, onlar demokrasinin yeni bekçileri olarak rol kapmaya başlıyorlar ve tüm dünyaya şirinliklerini sergiliyorlar.
Kavramlar ve imaj üzerinden yürütülen bu savaşta siz istediğiniz kadar alanda hâkimiyet kurmaya çalışın, birkaç sözcüğe ve birkaç saniyelik görüntüye yenik düşebiliyorsunuz. Teröristlere karşı elde ettiğiniz başarılı sonuçlar bir anda dünya medyasında "katliam" şeklinde yer alabiliyor.
Dolayısıyla, "insan hakları", "hukuk" ve "demokrasi" çerçevesinde etkin bir mücadele şart.
***
Bunun için de "demokrasi-güvenlik ikilemi"ne fazlasıyla dikkat etmek gerekiyor. Bu ikilemin mayınlı bir tarlaya benzediğini de hiçbir zaman için akıllardan çıkarmamak şart. Aksi takdirde, meşruiyet zemini kaybediliyor. Bunun kaybı ise, hedef ülkeye yönelik askeri müdahale ve içerideki her türlü isyan ve terör eyleminin meşru bir zeminde ele alınmasıyla eşdeğer.
Bir anda sizin teröristlere "meşruiyet zırhı" giydiriliyor, diktatöre ve otoriter devlete karşı savaş açan "demokrasi savaşçıları", "özgürlük savaşçıları" ilan ediliyorlar.
Çok boyutlu bu kirli savaşta bu modelin çok iyi anlaşılması gerekiyor, özellikle de Türkiye ve İran açısından...