Taze fidan gibi, gencecik, tertemiz delikanlılara hizmet vermekle dünyanın en değerli görevini, ibadetini yapıyorsunuz.
Elmas kesimcisi gibi yontmaya kalkmadan, doğuştan getirdiği orijinalini korumakla görevliyiz.
Doğduğunda kulağına okunan ilk ezan, onun ruhunda ve genlerinde taşıdığı İslam’ın ilk ve en önemli kelimeleriyle onu karşılamaktır.
Sevgili Peygamberimiz:
“Her doğan çocuk (İslâm) fıtratı üzerine doğar.
Sonra anne-babası onu ya Yahudi, ya Hıristiyan veya Mecusî yapar” buyurur. (Buhari, Sahih, cenaiz 80-92, Müslim, Sahih, Kader 25, Tirmizi, Sünen, Kader 5)
Dikkat ediniz, hadis-i şerifte “Anne-babası onu Müslüman yapar” dememiş.
Doğuştan gelen İslam fıtratını, elmas gibi bozmadan, ABD Başkanı Biden, Rus Başkanı Putin, Çin Başkanı Jin Ping gibi kötü, kirli modellere uygun yontmaya kalkmamalı.
Bizi, hepimizi ve kâinatı/evreni yaratan Rabbimiz, bize örnek insanın kim olduğunu haber veriyor: “And olsun! Allah’ı ve âhireti uman ve Allah’ı çokça zikreden sizler için, Allah’ın Rasülü’nde en güzel örnek vardır.” (Ahzab Sûresi, ayet 33/21, Mümtehıne Sûresi, ayet 60/4)
Örnek insanlarımız, Rabbimizin Kur’an-ı Kerim’inde haber verdiği peygamberleri ve onları örnek alan ve onlara vâris olan, sadıklar, şehitler ve salihlerdirler.
Bütün bilgilerin İslami olduğunu öğretelim.
Fizik, kimya, biyoloji, orman, maden, ziraat… Bütün bilimlerin ana maddesini ve kanunu koyan Allah celle celalüh.
Sosyal, siyasal hayatımızı da düzene koymak için indirdiği ayetler de Rabbimizin kelamı.
Her iki ilmi de okurken Besmele çekmelerini öğretelim.
Öğretmenin yanında nasıl yaşanacağını da öğretelim.
Nasıl anlaşılacağı ve uygulanacağı konusunda kusursuz örneğimizin Allah Rasülü olduğunu öğretelim.
İçki içen, hırsızlık yapan, faiz yiyen… Müslümanların hepsi bunların haram olduğunu bilirler ama haramı işlemeye devam ederler.
Onun için aşkla öğrenilen bilginin, meşkle hayata geçirilmesi gerekir.
Futbolun bütün kurallarını ezberlettiğiniz insan, yazılı imtihanda, yüz üzerinden yüz puan aldıktan sonra “Haydi vur topa” dediğinizde kendi kalesine gol atabilir.
Haramlığını bildiğimiz halde işlediğimiz her günah, bizim İslam fıtratımıza atılan gol gibidir.
Topu sahada antrenman yaparken aynı hareketi on, yüz, bin defa yapması gerekecek.
Göze doğru gelen çöpe karşı, kirpiğin kapanması gibi her hareketin refleks haline dönüşmesi gerekir.
Meslek okullarında nazari bilgilerin yanında atölye çalışmaları olmasa, diplomanın ne faydası olur?
Yaratılıştan getirdiği potansiyel güç olan İslam’ı öğretirken bizim atölyemiz evler, camiler, okullar, sokaklar, caddeler, meydanlar, salonlar... İnsanın olduğu her yerde uygulama yaptırılmalıdır.
Bir salonda siyasal öğrencilerine yaptığım haftalık sohbetlerimde, bazılarını, ikişer kişi olarak, valilere, kaymakamlara, il müdürlerine, oda başkanlarına, mafya babalarına... Gitmelerini ve yaptıkları işin iyi taraflarını hızlandırmalarını, kötü olanlarından vazgeçilmesini söylüyor ve yaptırmaya çalışıyordum.
Öğrencilere ceplerindeki azıcık paralarının korunmasından daha fazla, zamanlarının korunması öğretilmeli.
Dışarda gidip gelirken, gezerken selam verme, büyüklere saygı, küçüklere sevgi, yoldan karşıya geçemeyene, yükünü taşıyamayana, bayılana, düşene yardım etme alışkanlığı sağlanmalı ki, toplum birbirine kaynaşmalı, çatık kaşla değil, gülümseyen açık alınla ve selamla selamet yolu bulunmalı.