Hayat yaşantı aramak değil, kendimizi aramaktır. Kendi
gerçek durumumuzu gördüğümüz zaman bunu yazgımızla uyumluluğunu görüp huzura
kavuşuruz. Ya da öyle olduğunu varsayarız. Ölçünün; iyilik, kötülük değil de
kurnazlık, budalalık olduğu bu politik düzlemde, prim yapan bu aymazlığın
nedeni olsa olsa politika kurumunun ahiret anlayışının olmayışı olsa gerek.
Hesap vermeyen bir yapı, en fazla tarihin tozlu köşelerinde kaybolup gider.
Oysa insan için bir hesap düşüncesi, inancı olduğu için daha ahlaki bir tavır
sergiler ve daha çok muhasebe eder kendini. Modern politik aktörler için
ölümsüzlük iksiri varmış gibi yaşayıp kibir kulelerini büyütürken, kendilerini
kutsallaştırıyorlar. Öyle ki pervasızca kendilerini davet önderleri ile
kıyaslama budalalığına hatta onlardan daha erdemli olduklarına dair ifadelerine
bile şahit oluruz.
Aklı başında bir insan, aklını kaçırmış bir toplumda
herhalde deli görünecektir. der Kunt Vonnegut. Buradan bakınca güç sever bir
kitlenin orta yerinde akıl sahiplerine yakıştırılacak yegâne sıfat, deliliktir.
Bir kurmaca oyun içinde ilerliyor olma durumu, yaşadığımız. Beştepe yapım(!)
yeni bir kamu spotu yayınladı. İyi kurgulanmış klipte, hayatı şaka haline
getiren usta(!) bir oyuncu da oynadı. Hem de duyguların pik yaptığı bu oyun ile
inceden mesajlar gönderildi. Bütün kanallar sıklıkla yayınlıyor, Allah tan akıl
sahiplerinin pek uğramadığı bir durak o ekranlar. Ancak kitleyi besleyen
yapımların ardı arkası kesilmiyor. Bunları en çok da TRT vasıtası ile
yapıyorlar. Ne ki bütün vatandaşın hakkının bulunduğu bu kanallar adeta tek bir
renk yayın yapıyor, yayının rengi siyah. TRT denen ucubeyi yıkmalı ki halk bu
sefil anlayışı sırtında taşımak zorunda kalmasın. Vatandaşını yok sayan bir
zihniyete ne denir Onlar kızadursun,
biz söylemekten yorulmayacağız. Ve yine söyleyeceğiz bu yapılana DEMOKRATÖR
denir.
Yaptığı özelleştirmelerle övünen Usta lar, nedense TRT
gibi bir kamburu taşımaya devam ediyor. Gelişen Türkiye ne hikmetse üçüncü
dünya ülkeleri gibi; Devlet Televizyonuna ihtiyaç duyuyor. Tarihin yüz karası
yayıncılık, ilkel ve despot zihniyet ancak diyet öder. TRT kurulduğu günden
beri iktidar sahiplerinin borazanlığını yapıp adaletsizliği ile şöhret bulmuş
bir kurumdur. Ama adaletsizliğinde çağ atlamış bir yayın anlayışı ile yoluna
devam etmektedir. Küstahlıkları ile kapılara kul olan bürokratik oligarklar
elbet bugünün safahatını sürebilirler ancak unutulmaması gereken şey günlerin
insanlar arasında dönüp durduğu gerçeğidir. Adalet her zaman ve her şart
içerisinde yanında olmamız gereken bir erdemdir. Ve yüz yılların bakiyesi bize
gösteriyor ki er ya da geç adalet yerini bulur. Kişiye düşen görev adil
olmaktır. Hakkaniyet çerçevesi içerisinde bulunduğu pozisyonda hizmet etmektir.
Ekranlardan halka korku pompalayarak halkın ümüğündeki
son lokmayı da almaya çalışsanız nafile, içine düştüğünüz bu kibir sizi yavaş
yavaş eritirken, en çok yine bizler üzülüyoruz. İnsanımızın aşkını, heyecanını,
enerjisini, umutlarını yapay hedeflere heder edenler sadece geciktirebilirler
asla engel olamazlar çünkü Hakiki er ya da geç görünecektir. Hakikinin ışıkları
göründüğünde bu ülkenin güzel insanları; iyiden, güzelden, faydalıdan ve adil
olandan yana tavırlarını koyacaklardır. Korku ve endişeye gerek yok bu defolu
yapının sıvaları dökülüyor artık, neon ışıklarla da yamasalar, finans
sistemiyle de korkutsalar son perdeyi oynuyorlar. Kurgu ile gerçek arasındaki
fark ortaya çıkıyor, inanmıyorsanız televizyonların fişini çekin, gazeteleri
raflarında çürümeye bırakın o zaman siz de görecek ve inanacaksınız. Sıra
sizde. Hoşça bakın zatınıza
TAŞ GEMİ
Size Oy İstemeye Gelenlere Sorun
1- İnsan gibi yaşamam için ne yapmam gerekiyor
2- Elimde olmayan sebeplerden dolayı edindiğim
aidiyetlerimi bana karşı bir silah olarak kullanacak mısınız Ya da beni
ötekileştirecek misiniz
3- Sizin gibi olmak için beni zorlayacak mısınız
4- Düşüncelerimi dilediğim gibi ifade etmeme fırsat
verecek misiniz
5- Şu anlamsız beton yığma yarışına katılacak mısınız
yoksa dur mu diyeceksiniz
6- Karıncanın hakkını koruyacak mısınız Su yataklarını,
ormanları, sahiller ile ilgili ne düşünüyorsunuz Sahi yeşil sadece sizin için
cennet rengi mi Ormanlar ve doğal hayat hakkında bir düşünceniz var mı
7- Göç veren şehirler için ne yapacaksınız İşsiz gençler
için bir şeyler düşünüyor musunuz
8- Bankaları, finans sektörünü beslemeye devam edecek
misiniz Kart a mahkûm yaşayan insanlar için ne düşünüyorsunuz Kredilerle
alınan evler, arabalar istikrarı sürsün mü
9- Taşeron işçilerine, madencilere, kısacası tüm
emekçilere öneriniz ne
10- Bize sunduğunuz reçete bizi istikrarlı bir sürünmeye
devam ettirecek mi
Sahi bizden ne istiyorlar
DAĞARCIK
Her şeyin bir zamanı ve gök altında olan her işin bir
vakti vardır. Doğmanın vakti, ölmenin vakti, aramanın, bulmanın, yitirmenin
vakti vardır. Allah yükleyecek biz taşıyacağız. (Devlet Ana - Tahir, K.)