Küresel vicdanın uyanmasını beklemek!..

Abone Ol

MİLYONLARCA Müslüman ın ülkelerindeki çatışmalar

sebebiyle ölümü ya da ülkelerini terk etmek zorunda kaldığı gerçeği karşısında

Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği nin vurdumduymazlığını göre göre küresel

vicdanın uyanacağını/uyandırılabileceğini ümit etmek ne kadar anlamlı olabilir

Gönül elbette tüm dünyanın darda kalanların imdadına koşmak için harekete

geçmesini arzu ediyor ama böyle bir hareketi özellikle Batılılardan beklemenin

bir anlamı olmadığını görmemek için kör olmak gerekiyor. Peki, Haçlı ittifakı

olarak nitelendirdiğimiz Batı dünyasının İslam coğrafyasında yaşananlardan

üzüntü duymasını, acıları dindirmek için harekete geçmesini beklemek gerçekçi

bir yaklaşım olabilir mi Bu sorunun cevabı herkes tarafından biliniyor olmakla

birlikte nedense itiraf edilmiyor/edilemiyor.

Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği nin akan Müslüman

kanı ve gözyaşı karşısında niçin harekete geçmez İşin özü bu soruda gizli.

Hemen belirtelim ki yeryüzünde akan Müslüman kanı ve gözyaşının sorumluları

birinci derecede sözünü ettiğimiz örgütlere dâhil olan Haçlılar. Sadece, son

yıllarda İslam ülkelerinde yaşanan karmaşanın sebebi araştırıldığında bile bu

karmaşanın sorumlularının Batılılar olduğu hatırlanır. Şöyle ya da böyle İslam

dünyasında nispi bir sessizlik ve denge vardı. Söz gelimi, Irak, Suriye, Yemen,

Afganistan, Pakistan, Libya gibi ülkelerde bugün yaşananların bu ülkelere

demokrasi ve özgürlük getirme iddiasıyla Batılı güçlerin müdahalesinin ardından

söz konusu ülkelerde dengeler bozuldu. Demokrasi ve insan hakları getirme

iddiasında olanlar bu ülkelere sadece kan ve gözyaşı getirdiler. Sömürgeciler

bugün yaşananları önceden öngörerek Arap Baharı denilerek bu ülkelere müdahale

ettiler. Çünkü sömürgeci güçlerin derdi İslam dünyasında demokrasi, insan hak

ve özgürlüklerinin hâkim olması değildi. Çünkü emperyalistler için önemli olan

ülkelerin nasıl yönetildiği değil, o ülkeleri sömürüp sömüremediklerdir. Onlar

için İslam dünyasında ne kadar çok insan çatışmalarda hayatını kaybederse onlar

hedeflerine en az maliyetle ulaşabilirlerdi. Kısacası, Müslümanlar Haçlıları

taklit edilmesi gereken örnek olarak gördükleri sürece huzura ve barışa

kavuşmaları mümkün değildir. Bu gerçek ne kadar kısa zamanda görülebilirse

yaşanan acılar o kadar azalabilir. Yoksa Haçlıların vicdanını harekete geçirmek

gibi boş umutlara kapılmak, daha çok Müslüman ın ölmesi, milyonlarcasının

ülkelerini terk etmesi anlamına geliyor.

Müslümanların belirleyici bir konumda olmadığı Birleşmiş

Milletlerin İslam dünyasında akan kan karşısında harekete geçmesini beklemek

manasızdır. Bir takım BM görevlilerinin Suriye, Irak ya da Yemen de yaşananlar

karşısında duygulanarak gözyaşı dökmesine bakarak BM nin aynı duyarlılığa ve

vicdana sahip olduğunu sanmak sadece Timsah gözyaşlarına kanmak demektir. BM

denen sömürgecilerin çıkarlarını korumak için oluşturulmuş örgütün Filistin de

yaşananlar karşısında duyarsızlığı bile iç yüzünü göstermeye yeter.

Bir adım daha atarsak ülkemizdeki 2 milyon Suriyeli

sığınmacıya karşı sergiledikleri duyarsız tavır gerçekleri görmeye yeterlidir,

lafı uzatmaya gerek yok. Geçtiğimiz günlerde Libya dan Avrupa ya geçmek

isterken Akdeniz de hayatını kaybeden 700 Libyalının ardından BM nin göçmen

karşıtı politikası sebebiyle AB yi suçlaması da tam bir cambaza bak

politikasıdır. Çünkü AB ile BM nin İslam dünyasına ve Müslümanlara bakışında

bir fark yoktur. Müslümanlar birbirlerini öldürmeyi marifet saydıkları sürece

Haçlılar yaşananları zevkle seyretmeye devam edecekler. Çünkü Müslümanların kan

ve gözyaşı Haçlıların değirmenine su taşıyor ve onların eğlence malzemesi

oluyor.