Yıllardan beri vahşi kapitalizmin ülke insanlarının değil
küresel sermayenin, ulusal bazda da bankaların çıkarlarına hizmet ettiğini
anlatmaya çalışıyoruz. Bu düzen değişmeden sömürünün son bulmayacağı,
insanımızın kendisine değil küresel sermaye için çalışmak zorunda bırakıldığına
dikkat çekiyoruz. Rahmetli Erbakan Hocam da ömrü boyunca bu gerçeği dile
getirerek mevcut ekonomik düzenin yerine Adil Düzen kurulmadan sömürünün devam
edeceğini anlattı. Ne var ki, çıkarlarına yönelik gelişmelerden rahatsız olan
iç ve dış çevreler çeşitli bahanelerle Milli Görüş hareketinin önünü kesmek
için ellerinden geleni yaptılar. Kısacası, Milli Görüş hareketine karşı
sürdürülen kampanyanın arkasında küresel sermaye sahipleri, sömürgeci güçler
bulunmuştur. Ne var ki, bu sömürücü küresel sermaye çevrelerinin yerli
işbirlikçileri olayı farklı boyutlara çekerek ülkemizin yer altı ve yerüstü
zenginliklerinin küresel güçlere peşkeş çekilmesine karşı çıkarak bu
zenginliklerin insanımız için kullanılmasını isteyen, kısa iktidarı içinde
bunun yapılabilirliğini de gösteren Milli Görüş hareketi bir takım hayali
suçlamalarla karalanmış, toplumumuz korkutulmuştur.
Aslında ülkemizle birlikte başta İslam ülkeleri olmak
üzere gelişmekte olan ülkeler küresel güçlerin oynadığı oyunun iç yüzünü görmek
çok kolay olmakla birlikte bürokraside ve medyada köşe başlarını tutmuş olan
işbirlikçiler insanımızın ülke gerçeklerini görmesini engellemek için ellerinden
geleni yapmışlardır. Yani, ülkemiz lehine teklifler ya topluma gösterilmemiş ya
da karalanmak suretiyle insanımızın kafası karıştırılmıştır. Böylece vahşi
kapitalizmin yerine Adil Düzenin gelmesine duyulan ihtiyaç gizlenmeye
çalışılmıştır. İsterseniz bu söylediklerimizi medyaya yansıyan iki haberi
aktarmak suretiyle ortaya koyalım.
Bilindiği gibi 17 Aralık operasyonunun ardından döviz
kurunda paramız aleyhine ciddi bir dalgalanma meydana geldi. Merkez Bankası
piyasaya milyarlarca dolar sürerek dalgalanma ve dövizdeki yükselişi
engellemeye çalıştı ama bundan sonuç alamadı. Son çare olarak faiz oranlarını
yükseltti. Zaten küresel sermayenin istediği de buydu. Faiz oranları yükseldiği
oranda küresel sermayenin kârı artacaktı. Bu bakımdan diyebiliriz ki 17 Aralık
operasyonunun arkasında bu küresel güçleri görmeden sadece bir cemaat hareketi
olarak değerlendirilmesi eksik olur. Diyebiliriz ki, bu operasyon küresel
sermeyenin bir diğer ifade ile sömürgeci güçlerin içeride buldukları
destekçileri eliyle uygulamaya konulmuştur. Böylece toplum tedirgin edilmiş
özelliklede iç ve dış sermaye çevreleri tedirgin edilmiş, döviz kaçışı
başlamıştır. Sonuçta Merkez Bankası faizleri yükseltmiştir. Peki Merkez Bankası
faizleri yükseltti de ne oldu Bu sorunun cevabını Başbakan Yardımcısı Ali
Babacan şöyle veriyor:
Merkez Bankası nın faiz artırımı kararından sonra 27
Ocak-13 Şubat arasında 3.9 milyar dolar döviz girişi oldu.
Başbakan Yardımcısının sözlerinin açıklamaya ihtiyaç
duymadığını söylemeye gerek yok sanırım. Belli ki küresel sermaye çevreleri
ülkemizdeki faiz oranlarının düşüklüğünden rahatsız olmuşlar ve artışla
birlikte yeniden ülkemize gelmeye başlamışlar.
Vahşi kapitalizmin bir başka sonucunu ise yine medyaya
yansıyan bir diğer haberi kısaca aktararak göstermek istiyorum. Haber şöyle: 3
kamu bankasından rekor kâr: 7.5 milyar TL.
Diğer bankaların, yani yerli ve yabancı özel bankaların
kâr oranları kamu bankalarından aşağı değil.
Kısacası toplumun geçim şartları giderek ağırlaşırken
sermaye sahiplerinin kârı artıyor. İşte biz buna vahşi kapitalizm diyoruz ve
insanımızın refahı için Adil Ekonomik Düzene ihtiyaç olduğunu dilimiz
döndüğünce anlatmaya çalışıyoruz/çalışacağız.