Küresel sermayenin hizmetindeki ekonomik düzen!

Abone Ol

Yıllardan beri vahşi kapitalizmin ülke insanlarının değil

küresel sermayenin, ulusal bazda da bankaların çıkarlarına hizmet ettiğini

anlatmaya çalışıyoruz. Bu düzen değişmeden sömürünün son bulmayacağı,

insanımızın kendisine değil küresel sermaye için çalışmak zorunda bırakıldığına

dikkat çekiyoruz. Rahmetli Erbakan Hocam da ömrü boyunca bu gerçeği dile

getirerek mevcut ekonomik düzenin yerine Adil Düzen kurulmadan sömürünün devam

edeceğini anlattı. Ne var ki, çıkarlarına yönelik gelişmelerden rahatsız olan

iç ve dış çevreler çeşitli bahanelerle Milli Görüş hareketinin önünü kesmek

için ellerinden geleni yaptılar. Kısacası, Milli Görüş hareketine karşı

sürdürülen kampanyanın arkasında küresel sermaye sahipleri, sömürgeci güçler

bulunmuştur. Ne var ki, bu sömürücü küresel sermaye çevrelerinin yerli

işbirlikçileri olayı farklı boyutlara çekerek ülkemizin yer altı ve yerüstü

zenginliklerinin küresel güçlere peşkeş çekilmesine karşı çıkarak bu

zenginliklerin insanımız için kullanılmasını isteyen, kısa iktidarı içinde

bunun yapılabilirliğini de gösteren Milli Görüş hareketi bir takım hayali

suçlamalarla karalanmış, toplumumuz korkutulmuştur.

Aslında ülkemizle birlikte başta İslam ülkeleri olmak

üzere gelişmekte olan ülkeler küresel güçlerin oynadığı oyunun iç yüzünü görmek

çok kolay olmakla birlikte bürokraside ve medyada köşe başlarını tutmuş olan

işbirlikçiler insanımızın ülke gerçeklerini görmesini engellemek için ellerinden

geleni yapmışlardır. Yani, ülkemiz lehine teklifler ya topluma gösterilmemiş ya

da karalanmak suretiyle insanımızın kafası karıştırılmıştır. Böylece vahşi

kapitalizmin yerine Adil Düzenin gelmesine duyulan ihtiyaç gizlenmeye

çalışılmıştır. İsterseniz bu söylediklerimizi medyaya yansıyan iki haberi

aktarmak suretiyle ortaya koyalım.

Bilindiği gibi 17 Aralık operasyonunun ardından döviz

kurunda paramız aleyhine ciddi bir dalgalanma meydana geldi. Merkez Bankası

piyasaya milyarlarca dolar sürerek dalgalanma ve dövizdeki yükselişi

engellemeye çalıştı ama bundan sonuç alamadı. Son çare olarak faiz oranlarını

yükseltti. Zaten küresel sermayenin istediği de buydu. Faiz oranları yükseldiği

oranda küresel sermayenin kârı artacaktı. Bu bakımdan diyebiliriz ki 17 Aralık

operasyonunun arkasında bu küresel güçleri görmeden sadece bir cemaat hareketi

olarak değerlendirilmesi eksik olur. Diyebiliriz ki, bu operasyon küresel

sermeyenin bir diğer ifade ile sömürgeci güçlerin içeride buldukları

destekçileri eliyle uygulamaya konulmuştur. Böylece toplum tedirgin edilmiş

özelliklede iç ve dış sermaye çevreleri tedirgin edilmiş, döviz kaçışı

başlamıştır. Sonuçta Merkez Bankası faizleri yükseltmiştir. Peki Merkez Bankası

faizleri yükseltti de ne oldu Bu sorunun cevabını Başbakan Yardımcısı Ali

Babacan şöyle veriyor:

Merkez Bankası nın faiz artırımı kararından sonra 27

Ocak-13 Şubat arasında 3.9 milyar dolar döviz girişi oldu.

Başbakan Yardımcısının sözlerinin açıklamaya ihtiyaç

duymadığını söylemeye gerek yok sanırım. Belli ki küresel sermaye çevreleri

ülkemizdeki faiz oranlarının düşüklüğünden rahatsız olmuşlar ve artışla

birlikte yeniden ülkemize gelmeye başlamışlar.

Vahşi kapitalizmin bir başka sonucunu ise yine medyaya

yansıyan bir diğer haberi kısaca aktararak göstermek istiyorum. Haber şöyle: 3

kamu bankasından rekor kâr: 7.5 milyar TL.

Diğer bankaların, yani yerli ve yabancı özel bankaların

kâr oranları kamu bankalarından aşağı değil.

Kısacası toplumun geçim şartları giderek ağırlaşırken

sermaye sahiplerinin kârı artıyor. İşte biz buna vahşi kapitalizm diyoruz ve

insanımızın refahı için Adil Ekonomik Düzene ihtiyaç olduğunu dilimiz

döndüğünce anlatmaya çalışıyoruz/çalışacağız.